Psikolog Carl Rogers’ın En Ünlü 7 Sözü: Empati, Hoşgörü ve Daha Fazlası

· Mart 25, 2018

Carl Rogers sık sık kaderimiz üzerinde sahip olduğumuz kontrol, hayat boyu edindiğimiz deneyimlerimiz ve bu sayede kat ettiğimiz kişisel gelişimin yanı sıra, insanlar ve insani ilişkilerden bahsetmiştir.

1950’lerden beri, Carl Rogers, hümanistik psikoloji alanında seçkin bir figür haline gelmiştir. En çok bilinen yayınları, Hasta Merkezli Tedavi (Client-Centered Therapy)  (1951) ve İnsan Olmak (Becoming a Person) (1961) şeklinde sıralanabilir.

Abhraham Maslow ile birlikte Rogers, kişisel gelişim konusuna büyük önem veren bir psikologdu. Rogers’ın bir çok düşüncesi, insanların kendi hayatlarına uyarlayabileceği ve yardımcı olabileceği fikirler barındırmaktadır. İşte bu yüzden, en ünlü sözlerinden bazılarını burada sizler için derledik.

Carl Rogers’ın en sevdiği konulardan biri: Empati

“Empatik olmak, kendi dünyanızı başkalarının gözüyle değil, onu başkalarının gözünden görmektir.”

Carl Rogers’ın bakış açısına göre, empati temel bir kavramdır. Aslında, Rogers, bu kavramın, bir kişinin kendi hedeflerine ulaşması için geliştirmesi gereken temel tutumlardan biri olduğunu düşünüyor.

Carl Rogers’a göre, empati kurmak, kendini başkalarının yerine koymak değildir. Empati, diğer insanların, çevrelerindeki dünyayı nasıl gözlemlediği ve deneyimlediği konusunda ciddi bir çalışma, düşünce ve bilgi gerektirir.

Empati, yalnızca bir başkasının yerinde olsanız ne yapacağınız değil, aynı zamanda, onların dünya görüşlerine göre, o belirli duruma dayalı olarak nasıl tepki vereceğiniz ile ilgilidir.

Bir öncelik olarak birinci elden deneyim

“Ne kutsal kitaplar, ne peygamberler, ne de Tanrının ya da insanların vahiyleri… Hiçbiri, birinci elden tecrübenin önüne geçemez.”

Bu söz tartışmaya açık da olsa, insanı düşünmeye sevk ediyor. Rogers, en önemli rehberimizin, ne din ne de başka insanlar olduğunu vurguluyor. Rogers’a göre n önemli rehber, her bir bireyin kendi içerisinde saklıdır.

Rogers, en yüksek otoritenin kişinin kendi deneyimleri olduğunu söyler. Başkalarının düşüncelerine saygı duyulması gerektiğini düşünse de, bir rehber ya da yol gösterici olarak görülmemeleri gerektiğini ifade eder.

Bu nedenle, herhangi bir insan, kendi deneyimleri ve kendi tercihleri ​​doğrultusunda, özerk tercih gücü ile saygı çerçevesinde değerlendirilmelidir.

gün doğumunda meditasyon yapan kadın

Bir değişim dürtüsü olarak kabullenme

“Kendimi olduğum gibi kabul ettiğim zaman değişebileceğim gerçeği, tuhaf bir paradokstur.”

Rogers için, kabullenme, değişimin temelini oluşturur. Eğer kabullenme yoksa, zihin “kaybolduğu” için, hiç bir değişiklik de yoktur. Dolayısıyla gerçekten kim olduğumuza bakmak ve kendimizi bilmek kişinin büyümesinin anahtarıdır.

Kendiniz olmanın değeri

“Sadece kendim olmak ve başkalarının kendileri gibi olmasına izin vermekten mutlu oluyorum.”

Carl Rogers, insanların gün batımı gibi güzel olduğunu düşünüyor – eğer gün batımı olmalarına izin veriliyorsa. Yani, her şeyden önce samimiyeti, her birimizin doğal halini ve özgünlüğü takdir ediyor.

Rogers yaşadığı ilişkilerde, olmadığı biri gibi davranmanın uzun vadede yardımcı olmadığını öğrenmiştir. Eğer kendimizi olmadığımız bir biçimde sergilersek, bilinçli bir şekilde kendimizi reddettiğimiz için mutlu olamayız.

Duygularımızı kabul etmek

“Mesele, duyguları aklımızdan söküp atmak ya da arkalarına saklanmak değil, bunları kabul ederek yaşamak ile ilgilidir.”

Herhangi bir his yaşadığımızda, makul olan eylem ondan kaçmak veya onu bastırmak değil, aksine, hissiyatı ​kabul etmektir. Hissettiğimiz duygular korunmalı ve dinlenmelidir.

Duygunun vermek istediği mesaj nedir? Bu soruya cevap verebildiğimiz zaman kendimizi ve başkalarını tanıyabileceğiz. Ancak o zaman birbirimizi tanımaya başlayacağız.

avuç içinde duran pembe kalp

Belirsizliğe hoşgörü göstermek

“Sabit, ihtiyatlı ve statik bir hayatım olsaydı, herhalde yaşayan bir ölü gibi olurdum. Bu nedenle, karışıklığı, belirsizliği, korkuyu ve duygusal iniş çıkışları kabul ediyorum. Çünkü bu, akıcı, şaşırtıcı ve heyecan verici bir hayat için ödemeye hazır olduğum bedeldir.”

Korku ve belirsizlik hayat arkadaşlarımızdır. Her şey kontrol edilebilir veya öngörülebilir değildir, hatta güvenli de değildir. Hayatımızın her alanında karışıklıklar ve duygusal iniş çıkışlar olabileceği için buna hazırlanmamız gerekir.

Her şeyi kontrol edebileceğimiz fikrine sahip olmak, nasıl tepki vereceğimizi bilemediğimiz için hissettiğimiz korkudan meydana gelir. Yaşadığımız güvensizlik hissiyatının bir sonucudur. Ve her şeye hazırlıklı olmak imkansız olsa da, bazen zihinsel çıkmazlarda hapsolmuş gibi hareket ederiz.

Eğer hayatı akıcı bir biçimde yaşamak istiyorsak, bazı şeyleri oluruna bırakmayı öğrenmeliyiz. Bu bize esneklik sağlayıp, hayattan zevk almamızın yolunu açacaktır.

Öğrenmeyi öğrenmek

“Eğitimli insan öğrenmeyi öğrenendir.”

Carl Rogers, eğitimli bir kişi olarak, büyümeye ve değişmeye çalıştığını anlamıştır. Kendi bilgi birikimi ve kendi hayallerine ulaşmak için harcadığı çaba, hayat yolunda beraber hareket eder. Eğitim almak için bir insanın, bilgili olması, düşünmesi ve soru sorması gerekir.

kitap çemberinin içinde kitap okuyan adam

Gördüğümüz gibi, Carl Rogers’ın bıraktığı miras, büyük bir bilgi kaynağıdır ve insanlara gerçekten yardımcı olabilir. Bir profesyonel olarak, mesleğinin ilk yıllarında kendisine hep aynı soruyu sordu: bu kişiyi nasıl tedavi edebilir, iyileştirebilir veya değiştirebilirim?

Ancak edindiği deneyim, sonunda bu soruyu da değiştirdi: bu kişinin kendi kişisel gelişiminde kullanabileceği bir ilişki ağını nasıl sağlayabilirim?

Psikoterapi alanına yapmış olduğu sayısız katkı ve terapötik uygulama konusundaki yenilikçi vizyonu, Rogers’ın bugün hala yaşadığının bir göstergesidir. Birçok teori geliştirmiş olmasına rağmen, yukarıda ifade ettiğimiz sözleri, düşüncelerinin genelini anlamamıza ve düşünmemize yardımcı olacaktır.