Paranızı Tecrübelere Harcayın, Eşyalara Değil

· Temmuz 30, 2018

Çoğumuz için para sınırlı bir kaynaktır. Ancak iktisatçılar, en önemli şeyin, ödediğimiz miktar değil, o parayla ne yaptığımız konusunda hemfikir. Özellikle de paramızı neye harcadığımız önemli.

Gelirimizin çoğunun temel harcamaları karşılamak için kullanıldığı doğrudur. Bu ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra, yeni bir cep telefonu ya da büyük ekranlı sahip bir televizyon veya bir çift kot pantolon satın almak için para bulmayı başarıyoruz.

Bir şeyler satın almak bizi her zaman biraz heyecanlandırır. Talihsiz olan şey, bu coşkunun hızla kaybolmasıdır.

“Paraya değerinden ne çok ne de az itibar edin, zira iyi bir hizmetkâr ve kötü bir efendidir.”

– Alejandro Dumas Jr.


İlginç olarak, “mutluluk ekonomisi” adı verilen bir ekonomi dalı var. Diğer şeylerin yanı sıra gelir ve giderle kişinin hayattan ne kadar hoşnut hissettiği arasındaki ilişkiyi ölçer.

Pek çok kanıta dayanarak, daha fazla paranın daha çok mutluluk getirmediği sonucuna ulaşmışlardır. Peki ama mutluluğun anahtarı nerede saklı?

Para ve eşyalar

Birçok insan ekstra parasını bir şeylere harcıyor. Hatta bu eşyaları almak için bile büyük fedakârlıklar yapıyorlar. Temel harcamalarını azaltır ya da borç alırlar. Günümüzde cep telefonları konusunda sıkça yaşanıyor bu durum, zira telefonlar artık sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkıp bir statü sembolü hâline geldi.

zaman ve para

En sevdiğimiz şeyler konusunda sıkı bir rekabet var. Bu, cep telefonlarının yanı sıra, diğer elektronik cihazlarda da geçerlidir. Elbette elbiseler ve arabalar da bu mantığın bir parçasıdır.

Ve gerçekten, marka bütün bu eşyaları alırken önemli bir paya sahip. Sadece bir arabanız yoktur, BMW’niz vardır. Cep telefonunuz değil, ama bir iPhone’unuz vardır.

Bütün bu şeyleri satın alırken, kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak büyük bir etki yaratıyor. Belirli bir markayı ya da etrafımızdakilere eşit ya da onlardan daha iyi olan belirli bir şeyi seçiyoruz.

Bu nesneler bazen bir gruba ait olma duygumuzu tanımlıyor. Ancak paradoksal olarak, aynı zamanda da bir gerginlik gösterirler. Eşyalar, özellikle de lüks eşyalar, mesafe empoze etmek için kullanılır.

Para ve deneyimler

Mutluluk ekonomistleri, deneyimlere para harcamanın, eşyalara para harcamaktan çok daha fazla tatmin duygusu yarattığını düşünüyor. Bu konuyu inceleyip ölçtüler ve bu sonuca ulaştılar.

küçük insan figürleri ve para

Cornell Üniversitesinde psikoloji profesörü olan Thomas Gilovich, konuyu yıllardır araştırıyor. Gilovich, insanların nesnelere çok kolay bir şekilde alıştığını gördü.

Söz konusu nesneleri aldıktan kısa bir süre sonra, bu durum artık pek de çekici olmayan bir rutin olmaya başlar. Başka bir deyişle, sıkıcı hâle gelir. Rutin şeyler bizi mutlu etmez.

Bununla birlikte, deneyimler konusunda tam tersi olur. Önemli deneyimler değer kazanır ve bu değer zamanla daha da artar.

Ayrıca deneyimler insanları birleştirir. İki kişi aynı iPhone’a sahip olabilir, ancak birbirleriyle en ufak bir ilişkide bulunamazlar. Öte yandan, iki pul koleksiyoncusu birbirine çok daha yakın hissedecektir.

Biriyle alışverişe çıktığınızda, birlikte bir etkinlik yaptığınızdaki ya da bir yolculuğa çıktığınızdaki gibi bağ kuramazsınız. Bu durumda sonuç, rekabetten kaynaklanan gerginlik değil, aksine tam tersi: anlayış ve dayanışma olacaktır.

Yaşama para harcamak

Bizler deneyimlerimizden ibaretiz. Eşyaların bize verdiği deneyimler ise son derece sınırlıdır. Nesneler bizi neşe ve hayatı dolu yaşama duygusuyla duygusuyla sarhoş etme potansiyeline sahip değildir. Deneyimler ise işte tam da bunu yapar.

Hatta işlendiğinde pek çok olumsuz deneyim bile hikayelere dönüşür. Gülünç olan deneyimlerimiz de öyle. Ve pozitif tecrübeler, ruhlarımız için gerçek bir gıda gibidir.

Yıllar sonra onları hala hatırlayabiliriz ve yine bu harika hislerden bazılarını hissedebiliriz. Bunlar zamanla yıpranmaz.

gece gökyüzünde ışık saçan çocuk

Her deneyim, kitleler için üretilen eşyaların aksine eşsizdir. Benzer bir şeyi yaşasak bile asla aynı şey olmayacaktır. Değeri de buradan kaynaklanır.

Asla unutamayacağımız ve müthiş derecede özgürleştirici konuşmalar vardır. Bizi huşu ve merak sınırlarına götüren muhteşem yerler vardır. Arkadaşlarla yenilen bir yemek ya da geçirdiğiniz zaman paha biçilemezdir.

Eğer istediğimiz şey kendimizi daha iyi hissetmek ve daha mutlu olmaksa, kaynaklarımızı kullanma şeklimizi yeniden düşünmek ve paramızı tecrübelere harcamaya başlamak iyi olacaktır.

Eşyalar konusunda daha az düşünüp deneyimlere öncelik verirsek ve paramızı tecrübelere harcamaya karar verirsek mutluluğun yolunu bulabiliriz.