Paralel Evren Teorisi Hakkında 3 İlginç Fikir

07 Eylül, 2018
 

Hemen hemen herkes, oldukça etkileyici olan paralel evren teorisini duymuştur. Her ne kadar bu teori fizik alanına ait olsa da, hakkında yürütülen fikirler ve çıkarımlar o kadar geniştir ki, neredeyse tüm çalışma alanlarıyla ilişkilendirilmektedir.

Paralel evren teorisinin üzerinde durmak, yaşamın anlamı hakkında birçok soru işaretinin oluşmasına neden olabilir. Çünkü bu teori, yaşam ve ölüm hakkındaki temel varsayımlarımızı sorgular.

“Bütün kanıtlar, Tanrı’nın aslında bir kumarbaz olduğunu ve evrenin, zarların atıldığı büyük bir kumarhane olduğunu ve rulet çarklarının her fırsatta döndüğünü gösteriyor.”

– Steven Hawking

Paralel evren teorisi, görelilik kuramı ve kuantum fiziğinin eşsiz bir kombinasyonudur. Temel olarak, fikir sadece bir evrenin değil aynı anda ve aynı zamanda birden fazla evrenin var olduğunu öne sürmektedir. Konuyla ilgili birkaç enteresan fikir bulunuyor. Şimdi bu fikirlerden üçünü inceleyelim.

1. Herkesin sonsuz sayıda hayatı vardır.

Paralel evren teorisine göre, her bireyin varlığı sonsuz sayıda yolla gelişebilir. “Kendi Maceranı Kendin Seç” hikayesi gibi, eğer birisi bir kavşaktan sağa dönerse, o yönde deneyimler yaşayacaktır. Eğer sola dönmeyi tercih ederse, tamamen farklı deneyimlerle karşılaşacaktır. Kısacası, her seçim yeni bir evren yaratır.

Bu hipoteze göre, herkes sonsuz sayıda eş zamanlı yaşam sürmektedir. Aynı kişi, bir evrende zenginken ve başka bir evrende dilenci olabilir. Hatta, bazı evrenlerde hayatta kalırken, başka evrenlerde ölebilir.

 
paralel evrenlerde yaşayan insanlar

Garip bir şekilde, paralel evren teorisi açısından bakıldığında, ölüm diye bir şey yoktur. Çünkü, bir kişi tek bir evrende ölse bile, diğer evrenlerde hala hayattadır. Sonsuz sayıda evren varsa, hayat da sonsuzdur. Bu belki de bu, paralel evren teorisinin en rahatsız edici çıkarımlarından biridir.

2. Paralel evrenler algılanamaz.

Bazı fizikçiler, sınırlı duyularımız nedeniyle, paralel evrenleri algılayamayacağımızı düşünmektedir. İnsanların sadece beş duyusu vardır ve bunların hiçbiri alternatif gerçekleri tespit etmek için kullanılamaz.

İnsan duyuları sadece üç boyutta etkileşim kurmamızı sağlar. Ancak paralel evren hipotezine göre, çok daha fazla boyut bulunmaktadır. Fakat, insanoğlu bu boyutları algılama veya hissetme yeteneğine sahip değildir.

Ayrıca, alternatif evrenlerin tamamen farklı fiziksel yasalara sahip olabileceği farz edilmektedir. Örneğin, bu evrenlerde yer çekimi veya elektromanyetizma farklı şekillerde çalışabilir. Bu nedenle, dünyaya dair anlayışımız, bu koşullar altında işe yaramaz veya alakasız olabilir. Dolayısıyla, alternatif veya paralel evrelerin saptanması temelde imkansızdır.

 

3. Paralel evrenler asla etkileşim kurmaz.

İsminden de anlaşılacağı üzere, paralel evrenler birbirine paraleldir. Aynı paralel doğrular gibi, sürekli yan yana olmalarına rağmen asla birbirlerine değmezler. Paralel evrenler çarpışmasının Büyük Patlama gibi bir olaya neden olabileceği ileri sürülmüştür ki, bu da daha fazla evren yaratan ve ölçülemeyecek kadar güçlü bir patlama anlamına gelir.

Bazı fizikçiler, evrenin, membran adı verilen üç boyutlu zarlarda var olduğunu öne süren M-Teorisini oluşturmak için birlikte çalışmıştır. Bunu hayal etmenize yardımcı olması için bir sinema düşünün. İzleyici üç boyutlu bir dünyada yaşamasına rağmen, yansıtılan film iki boyutlu bir gerçeklik gibi görünür. Eğer bir izleyici filmin içine girebilseydi, üç boyutlu bir gerçeklikte olurdu, ancak diğer izleyiciler filmi iki boyutta izlemeye devam ederlerdi.

paralel evren hipotezi

M-teorisine göre, evren, muazzam bir grup projeksiyona sahip olan bir sinema filmi gibidir. Çeşitli filmler aynı anda yansıtılır, ancak birbirinden tamamen bağımsızdırlar. Paralel evrenler, aynı hatlarda bulunan bir çoklu evrende var olan, fakat birbirinden bağımsız olan evrenler grubudur.

 

Elbetteki bu, paralel evren teorisinin oldukça basite indirgenmiş bir açıklamasıdır. Pek çok insanın gerçeklerden ziyade bilim kurguya daha yakın olduğunu düşündüğü çok karmaşık bir teoridir. Günümüzde, birçok önemli fizikçinin bu teoriye yıllarını ayırdığı söyleniyor. Bunlar arasında aniden ölmeden önce bu teori üzerinde çalışan Stephen Hawking de bulunuyor. En azından, bu evrende.