Panik Ataklar Hayatınızı Nasıl Etkiler?

· Nisan 20, 2018

Panik ataklar gün geçtikçe yayılan sessiz bir salgın hastalık. Etkileri stres ve düzgün işlenmeyen deneyimler – çünkü içinde yaşadığımız toplumda buna zaman yok-  yüzünden daha kötü hale geliyor. Maalesef gün geçtikçe daha da yaygın hale geliyorlar ve genelde profesyonel yardım çok geç alınıyor. Hatta insanlar, hiçbir şey yapamaz hale gelene kadar terapiye gitmiyorlar.

Terlemek, düzensiz kalp atışı ya da güçlü çarpıntı, gerçekle ilgisiz duygular algılamak, titremek, nefes almada zorluk, çok sıcak ya da çok soğukmuş gibi hissetmek, ölüm korkusu pek çok semptomdan bazıları arasında sayılabilir. Anksiyete bozukluklarında tetikleyici her zaman tam olarak belli olmasa da tekrarlayan fiziksel semptomlar görülür. Panik atak geçirme beklentisi bile bir tetikleyici olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne(WHO) göre 10 kişiden 3’ü panik atak hastalığına sahip. Dünya Sağlık Örgütü her yıl yaklaşık 6 milyon kişinin, panik atağın bir ya da birden çok semptomu nedeniyle profesyonel yardım arayışında olduğunu tahmin ediyor. Bu 6 milyon kişiden 1 milyonu semptomların hepsine sahip ve tedavi görüyor.

“Panik vebadan daha bulaşıcı ve bir çırpıda yayılıyor.”

– Nikolai Gogol

Bu fenomen yeni sayılır. 1980 yılına kadar belli bir kategori altında bulunan bir bozukluk değildi. Dünyanın farklı yerlerindeki akıl sağlığı uzmanları bu ani korku ataklarıyla kendilerine gelen insan sayısının gittikçe arttığını rapor ettiler. Semptomlar diğer anksiyete bozukluklarına benzemediği için bu tür durumların görüldüğü hastalara “panik ataklılar” dendi.

Panik atak geçirmek oldukça yoğun bir deneyim

Panik ataklarla ilgili en kötü şey tamamen beklenmedik bir anda başlayıp beklenmedik bir anda da durmaları. Kişi sakin bir şekilde caddede yürürken bir anda kalp krizi belirtilerine benzeyen ya da ölümü yakınmış gibi hissettiren bu semptomları tecrübe edebilir. Ölümün gözlerinin içine bakıyormuşsunuz gibi hissedersiniz. Aslında çoğu zaman,  atak ölümle sonuçlanacakmış gibi bir his yaratır.

kırık ayna ve panik olan kadın

İlk problem, kişinin panik atağın ne olduğunu bilmemesi durumunda ortaya çıkar. Büyük ihtimalle fiziksel bir hastalığı olduğunu düşünecektir. İnsanların en çok yaptığı şey farklı pek çok doktora gitmektir. Ancak hiçbiri sorunlarının ne olduğunu anlayamaz.

Sonrasında durum ıstırap verici bir hal alır. Kişi, hasta olduğunu düşünür, doktorlar hiçbir şey bulamaz, böylece acılarıyla baş başa kalmış ve terkedilmiş gibi hissederler. Genellikle tüm hayatları değişir. Evden ayrılmaktan ya da bir yerde yalnız başına kalmaktan korkmaya başlarlar.

Belirtilerin tekrar ortaya çıkacağından ve onları kurtaracak ya da yardım edecek kimseyi bulamamaktan korkarlar. Ayrıca hüzün ve öfke gibi duygular içerisinde olabilirler.

Modern paniği anlamak

Panik pek çok kişinin başına gelebilecek bir semptomdur. Bazı kişiler bir iki kez atak geçirir ve bir daha başlarına böyle bir şey gelmez. Bazıları anksiyete bozukluğunun bir parçası sayılabilecek tekrarlayan ataklar geçirirler. Semptomların aniden ortaya çıkması ve bunun sebebinin bulunmasında yaşanan zorluk nedeniyle anksiyete de yoğun olarak görülür.

En şaşırtıcı şey de, pek çok farklı çalışmanın, panik atak geçirmeye meyilli kişilerin, zorlu hayat deneyimleri geçirmiş ve her zaman hayatlarını belli bir seviyede kontrol altında tutmayı sürdürmüş kişiler olduğunu ortaya çıkarmasıdır.

Bu kişiler, sorunlarını çözmeye yatkın olan ve zorlukların üstesinden gelebilmiş kişilerdir. Bu yüzden, panik başladığında, onların kontrol edemediği bir şeyin olduğunu kabul etmeye yanaşmazlar. Başlarına gelen şeyin kökenlerinin vücutlarında değil de beyinlerinde olduğunu itiraf etmekte zorlanırlar.

hayır diyen silüet

En kötüsü de, pek çok kişi, ancak belirtilerle yıllarca uğraştıktan sonra bir akıl sağlığı uzmanını görmeye gider. Bunu, onlara bir çözüm sunamayan, pek çok doktora hatta uzmana(akıl sağlığı alanında çalışmayan uzmanlar) defalarca gittikten sonra yaparlar.

Panik hayatlarını dönüştürdüğü için depresyon, güvensizlik, sinirlilik ve sürekli anksiyete gibi başka sorunlarla karşı karşıya kalırlar. Bu da daha çok problem yaratır, sonunda tedaviye başladıklarında, genellikle, bozukluk zaten oldukça ilerlemiş durumdadır.

İnsanlar, panik atakların yalnızca büyük şehirlerde yaşayan bireylerde görüldüğünü zanneder ancak bu doğru değildir. Kentsel bölgelerde daha fazla görülse de, hayatlarını kırsal bölgelerde geçiren ya da oralarda yaşayan insanlar da panik ataktan muzdariptir.

Belli psikolojik yaklaşımlar, panik bozukluğun gelişiminin illa koşullara bağlı olmadığını belirtiyor. Panik atak bir deneyime ya da henüz çözülemeyen örtük iç çatışmaya bağlı gerçekleşiyor olabilir. Bu nedenle, bu zor durumla başa çıkma sürecinde psikoterapi çok önemlidir.