Özür Dileyebilmek: Aileyi Aile Yapan Şeylerin Temeli

· Temmuz 22, 2018

Çocuklar, ailelerindeki bireylerin birbirine “üzgünüm” dediklerini görerek özür dilemeyi öğrenirler. Ancak, genellikle çoğu aile durum bunu gerektirdiğinde kendi çocuklarından af dileyemiyor. Unuttuğumuz şey ise bunun çoğu zaman, en güçlü, en mutluluk verici ve en saygı duyulan aile bağlarını oluşturduğudur.

Pek çok aile kendi iletişim stilleri hakkında yeterince düşünmüyor. Çoğu zaman, söylediğimiz yada söylemediğimiz şeylerle çok değer verdiğimiz çocuklarımıza yansıttığımız durumların, görünmez komutların ve psikolojik etkilerin farkında değiliz.

“Eğer hata yaparsanız, onlara “Üzgünüm, yanılıyordum” derken yaptıklarınızdan gurur duymadığınızı ve düzelteceğinizi söyleyecek cesarete sahip olduğunuzu gösterin.”

Aramızdaki etkileşim birbirimizi daha iyi anlamamızı sağayacak köklerin oluşmasını mı sağlıyor, yoksa en samimiler arasında olması gereken iletişimimize mutsuzluk tohumları mı ekiyor? Bu kesinlikle üzerinde düşünmeye değer bir sorudur. Ailenizin dinamiğinin ne olduğu önemli değildir, herkes affedilmesi gereken hatalar yapar. Ve “üzgünüm” demeniz gereken anları seçebilmek için yeterli duygusal zekaya ihtiyacınız var.

Duygusal zeka, çocuklarınızı sağlıklı bir şekilde yetiştirmek ve eğitmek için kullanmanız gereken son derece önemli ve ilham verici bir araçtır. Çocuklarınıza, hepimizin hata yaptığını kabul ettiği, daha samimi bir bakış açısına sahip oldukları bir değer sistemi sunmak için harika bir yoldur. Ama aynı zamanda, değer verdiğiniz insanlarla bağlarınızı sağlam tutarken yaptığınız yanlışlar için nasıl bağışlanma talebinde bulunmanız gerektiğini bilmelisiniz de…

bebek çizimi

“Üzgünüm” diyebilmek, birlikte yaşamanın temel bir parçasıdır

Hepimiz hata yaparız. Bu dünyaya, hata yapmaya, karışıklığa sebep olmaya ya da yanlış anlamaya karşı bağışıklık geliştirmiş olarak gelen tek bir kişi yoktur. Çocukları yetiştirmek ve eğitmek söz konusu olduğunda, hiç kimse arada hata yapmaktan, yanlış davranmaktan, istemeden ihmalkar davranmaktan ve benzeri durumlardan kaçınamaz. Ve bunları telafi etmenin anahtarı, çocuklarınızı yetiştirirken çok fazla ya da daha az hata yapmakla alakalı değildir. Bu işin anahtarı, bir kez ortaya çıktıktan sonra bu durumları nasıl idare ettiğinizdir.

Çocuğunuza “üzgünüm” diyebilmeniz, yaptığınız hatanın farkında olduğunuzu belli etmeniz ve gereken sorumluluğu almanız çocuğunuzu eğitmenize yardımcı olacaktır. Ancak, yetişkin “kültürümüz” her zaman bunu onaylamaz ya da yapılmasını tavsiye etmez. Ebeveynlerin çoğu, çocuklarının gözlerinde kendileri için yarattıkları yanılmazlık efsanesini kırmaktan korkarlar. Ama durum şu ki, eğer tüm zamanımızı çocuklarımıza özür dilemeyi öğretmeye çalışırarak geçirirsek, sıra bize geldiğinde bunu kendimiz nasıl yapamayız? Durum bu olduğunda (bazı insanlar bu şekilde düşünür) ebeveynler otoritesini kaybetme, kendini gözden düşürme riskiyle karşı karşıya kalır.

Bu maalesef ki birçok ebeveynin gerildiği şeydir. Babalar genelde, çocuklarına tutamayacakları büyük sözler verdikleri ve bunu gerçekleştiremediklerinde benzer durumu yaşarlar. Anneler ise, iş kaynaklı streslerin üstesinden gelemedikleri ve bu stresleri eve girdiklerinde o kapının dışında bırakmayı beceremedikleri ve bunun sonucu olarak çocuklarına küçücük bir şey için bağırdıklarında yaşarlar.

yüz desenli kaşıklar

“Üzgünüm” diyebilmek, birlikte yaşamanın temel bir parçasıdır. Sorun ortaya çıktığında ilerlenmesi, doğru yolun bir parçasıdır ve birer yetişkin olarak ebeveynler de bundan sorumludur. Ve bu ifadeyi sınırlayan çok fazla eylem yoktur, çünkü bu, empati ve birlikte yaşama kurallarının varlığı ile alakalıdır. Sonunda, büyük veya küçük kim olursa olsun, herkesin iyiliği için takip edilmesi gereken bir kuraldır.

Aile olmayı öğrenmek

Birçoğumuz günlerimizi en ufak şeyler için “üzgünüm” diyerek geçiriyoruz. Birine yanlışlıkla çarptığımızda, otobüste yer vermemiz gereken insanları için fark etmediğimizde, getirmemizi istedikleri kitabı sınıf arkadaşımız veya iş arkadaşımıza getirmeyi unuttuğumuzda… “Kusura bakma” sanatı yapmak önemliyse eğer, kesinlikle küçük şeyler için, en çok sevdiğimiz ve bize en yakın insanlarla bu sanata başlamak gereklidir.

Ayrıca, onları her gün görmediğiniz veya hayatınızdaki rollerinin değişmeyeceğini bildiğiniz için (ortaklar, çocuklar, ebeveynler, kardeşler vb.) sizi affedeceklerini varsayarsınız. Çünkü aşk, sevgi ve arkadaşlık, üzerinde çalışmak zorunda olduğumuz şeyler. “Üzgünüm” demeyi öğrenmek, aileyi aile yapan şeylerin temelidir. Size, önemli değerleri olan mutlu çocuklar yetiştirebileceğiniz bir alan yaratır. Ve şimdi bu konunun en önemli avantajlarını size anlatacağız.

aile mutlu

Çocuklarınızdan özür dilemek: büyük faydalarla ileriye doğru bir adım

  • Çocuklarınıza “üzgünüm” diyebilmek, gününüze daha fazla odaklanmanıza yardımcı olacak. Günlük kaygılarınızda kendi yanılgılarınızın farkında olmanız durumunda, çocuğunuzun ihtiyaçlarını daha fazla karşılayabilmenize yardımcı olacaktır.
  • Şunu anlamak çok önemlidir: Bir çocuktan af dilemek, bir zayıflık göstergesi değildir. Tam tersi, olgunluk ve sorumluluk göstergesidir.
  • Ayrıca, çocuklarınıza karşı yaptığınız hatayı fark etmek, aranızdaki durumun daha da karmaşıklaşmasını engelleyecektir. Aksi halde, size duydukları güven azar azar yok olabilir.
  • Yetişkinlerin “üzgünüm” diyebildiği ve çocuklarından af dilediği herhangi bir ilişkide, bu durumdan her iki tarafın da öğrenebileceği dersler vardır. Sadece yaşlandığımız için hata yapmamaya başlayacak değiliz ve hata yapmak DNA’mızın bir parçasıdır. Aynı zamanda kişisel gelişimin yaşı yoktur ve özür dileyebilmek bunun için harika bir yoldur.

Toparlamak gerekirse, her ailenin anlaması gereken şey şudur ki – eğer mutluluk ve uyum içinde olmak istiyorlarsa – “üzgünüm” diyebilmek, herkes için iyi bir psikolojik beceri olacaktır. Yani bunu hemen bugun hiç korkmadan, geriye bakmadan yapmaya başlayın. Ve eğer yaparsanız, paha biçilemez yeni bir fırsata sahip olacaksınız, kendinizi daha iyi tanıma fırsatına.