Öz Sevgi Eksikliği: Hiçbir Şeyden Hoşlanmadığınızda

· Aralık 9, 2018

Hiç kimse kendisi istediği için rahatsız edici bir durumu yaşamaz ya da bu durumda kalmaz. “Mazoşist” dediğimiz kişiler için bile geçerlidir bu. Aslında hepimiz huzur içinde yaşamak ve olabildiğince mutlu olmak isteriz. Ancak bunu başarmanın yolunu her zaman bulamıyoruz. Gerçek şu ki öz sevgi eksikliği yaşıyorsanız, önünüzdeki yol çok daha karmaşık hale gelir.

Çoğu insan ideal koşullarda doğup büyümez. Erken yaşlardan itibaren çok olumsuz şartlarla yüz yüze kalan birçok kişi var. En yaygın durumlardan biri, takdir görmediğiniz düşmanca ve sert bir ortamda büyümüş olmaktır.

Kendinizi sevmediğiniz zaman, o uzak geçmişe dalmanız gerekir. Orada kendinizi bu kadar olumsuz görmeyi öğrenmenize neden olan şeyleri bulacaksınız. Başarılarınızı takdir edememiş veya erdemlerinizi gerçekleştirememiş olmanızın sebebi budur. Başka bir kişi olmak istemeye sizi iten o zehirli tohumun büyümeye başladığı yer burasıdır. Bir başkasının hayatını yaşamak veya kendi hayatınızdan bir şekilde kaçmak isteğini uyandıran tohum. İyi haber şu ki, bu hasarı onarmak ve kendinizle barışmak için asla geç değildir.

“Kusurlusunuz, kalıcı ve kaçınılmaz olarak kusurlusunuz. Ve çok güzelsiniz.”

– Amy Bloom

Öz Sevgi Eksikliği: Kendinizden hoşlanmıyorsanız ne olur?

Kendinizden hoşlanmıyorsanız yani öz sevgi eksikliği yaşıyorsanız, genellikle hiç bir şeyden hoşlanmaz hâle gelirsiniz. Dünya her zaman içimizde taşıdığımız şeyin bir yansıması haline gelir. Mesele, dünyanın hoş ve nahoş özellikleri olmasıyla değil, ona nasıl baktığımızla ilgilidir.

öz sevgi

Öz sevgi bakımından zorluklar yaşıyor, kendinizden hoşlanmıyorsanız, sizinle ve hayatınızla ilgisi olan her şey size çirkin ve değersiz gözükecektir. Çok mutlu olduğunuz bir andan cesaretsizliğe hızlıca ve kolayca gidersiniz. Her durumda sevmediğiniz bir şey bulursunuz.

Bir işe coşkuyla başlarsınız, ama o coşkuyu hızla kaybedersiniz. Her şey ve herkeste negatif bir şey bulursunuz. Temel olarak nötr olan, ne iyi ne de kötü olan herhangi bir şey, olumsuz ya da değersiz bir şeye dönüşebilir. Sorun şu ki, bunu yaptığınızın farkında değilsinizdir. Kendinizi çok kötü hissediyorsunuz ve başkalarına da bunu yansıtıyorsunuz. Gerçek şu ki açık bir yaranız var ve acı çekiyorsunuz.

Hiçbir şeyden hoşlanmıyorsanız hayatınıza ne olur?

Hoşnutsuzluk bir gerçek değil, bir bakış açısıdır. Dünya ve gerçek, olduğu gibidir. Her insan kendi evrenine kendi özel anlamını verir. Gerçeklik bakış açımız, kendimiz hakkında çok daha fazla şey ifade ediyor.

Öz sevgi eksikliği, gördüğünüz, duyduğunuz, algıladığınız ve hayatınıza giren herhangi bir şeyde olumlu şeyler bulmak imkansızdır.

öz sevgi eksikliği

Tüm bunların en endişe verici tarafı ise farkında olmadan, bir alışkanlık haline dönüşmesidir. Zihniniz otomatik olarak çalışmaya başlar. Her zaman her şeye mümkün olan en olumsuz şekilde bakar. Daima bu olumsuz şeyleri bulmayı başardığınız için dünya ve içindeki her şeyin acınası ve sefil olduğu şeklindeki fikriniz körüklenir.

Farkına varmadan, gerçekliği bu şekilde görme yolunu seçtiniz. Ama bunu bilerek yapmak istemediniz. Bu sadece sizi benliğinizin en derin noktasına kadar incitmiş olan reddedilme hissiyle başa çıkmanın bir yoludur. Çevrenizdeki hiçbir şeyden hoşlanmıyor oluşunuz, kendinizden hoşlanmadığınızı bilmenin getirdiği acıyı işlemenin yoludur.

Ne yapmalı ve ne yapmamalı

Ne olduğunuz, ne hissettiğiniz ve düşündüğünüz muhtemelen çocukluğunuz sırasında göz ardı edildi veya basitçe reddedildi. Evde ya da yakın çevrenizde bunu yaşadınız. Zaman geçtikten sonra da aynı şey tekrar edildi.

Çocukken yaşadıklarınızı anlayamadınız. Tamamen ya da kısmen “kötü” olduğunuzu düşünerek büyüdünüz. Neredeyse kesin olan şu ki size bu şekilde davrananlar da kendilerinden hoşlanmıyorlardı. Yaşadıkları öz sevgi eksikliği ve hoşnutsuzluğu size yansıttılar. Şu an içinde olduğunuza benzer bir pozisyondaydılar. Sadece kötü olduğunu düşündükleri şeyleri görüp açıkça iyi olan şeyleri görmezden geldiler. Bu, yeter diyene kadar devam eden sonsuz bir zincirdir.

İdeal olarak, yeter demeye karar veren siz olmalısınız. Mutsuzluk, hoşnutsuzluk ve olumsuz ön yargı hikayenizi sona erdirmeye karar vermelisiniz. Tabi ki hepimizin çirkin bir tarafı da var. Ancak hepimiz kimsenin sorgulayamayacağı bir değere sahibiz. Diğer insanlardan daha iyi ya da kötü değiliz. Hata yapma ve mutlu olma hakkımız var. Yeni bir bakış açısı yaratmanın zamanı geldi.