Oyun ve Çocuk Gelişimi Arasındaki İlişki

· Haziran 29, 2018

Oynamak, çocukların doğal olarak yaptıkları bir şey. İlk bakışta oynayabilme yeteneği, eğlence ve eğlencenin ötesinde bir amaca hizmet etmeyebilir. Ancak, birkaç on yıl önce psikologlar bunun aslında böyle olup olmadığını merak etmeye başladılar. O zamandan beri, eğitim psikologları oyun ve çocuk gelişimi arasındaki ilişkiyi araştırıyorlar.

Anlamak zorunda olduğumuz bir anahtar nokta var. Gelişim perspektifinden, keyif aldığımız eylemleri gerçekleştirmek sadece zevk almaktan daha fazlasıdır. Bu perspektiften, eğer bir şey zevk üretiyorsa, gelişmemiz için genellikle yararlı olduğu içindir.

Bu gerekçeye göre, oyunun bir işlevi veya faydası olmalıdır. Buna ek olarak, çalışmalar çocuklukta nispeten daha az oyun oynayan çocukların yetişkin oldukları zaman daha uyumsuz olduklarını ortaya çıkarmıştır.

Oyun ve çocuk gelişimi arasındaki bağlantıya bakmaya gelince, aklımızı farklı teorilere açmak zorundayız. Bu teoriler onları destekleyen kanıtlar açısından oldukça farklıdır. Ancak, oyun ve çocuk gelişimi arasındaki karmaşık ilişkiyi anlamak istiyorsak, geniş bir bakış açısı benimsemeli ve tüm mevcut verileri dikkate almalıyız.

Oyun ve çocuk gelişimiyle ilgili teorik bakış açıları

Konuyu inceleyen ilk yazarlardan biri Karl Groos idi. Oyunun psiko-fizyolojik olgunluğa ulaşmak için gerekli olan bir tür ön egzersiz olduğunu gördü ve büyümeye bağladı. Oyun, belirli işlevlerin geliştirilmesini sağlamak için bir hazırlık egzersizi türüdür.

Fiziksel oyunlar fiziksel gelişmeyi kolaylaştırırken, psikolojik oyunlar çocuğu sosyal hayatı için hazırlar. Ek olarak, oyun güvenli bir ortamda yürütüldüğü için, çocuk tehlikeye girmeden becerilerini uygulayabilir.

Tamamen farklı bir bakış açısı da Freud’un bakış açısı. Psikanalitik bakış açısından, oyun bilinçdışı dürtülerimizin ifadesiyle yakından ilgilidir. Bu, bir insanın gerçek hayatta tatminsiz arzularını tatmin etmesine izin verecektir.

Bu kuramsal bakış açısı, çekici görünmesine rağmen, onu destekleyecek çok az bilimsel kanıta sahiptir. Ayrıca, bilimin yönetildiği bir tutumluluk ilkesine aykırıdır.dışarıda top oynayan çocuklar

Sosyal bir aktivite olarak oyun

Vygotsky sadece oyunlardaki sembolizme odaklandı. Basit nesnelerin oyunda nasıl yeni anlamlara gelebileceğine dikkat çekti, en iyi örnek bir fırça ya da süpürgenin at olmasıydı. Oyunun temel işlevi rolleri ve anlamları paylaşmayı öğrenmek olduğu için, sosyo-yapılandırmacı bir bakış açısına sahip olduğunu görebiliriz.

Oyun hakkında kuramsal bir başka yazar Jerome Bruner idi. Onun bakış açısına göre, oyun, insanların doğduğu olgunlaşmamışlıkla bağlantılıdır. Bu, çok farklı türde davranışlar üretebileceğimiz anlamına gelir, böylece çok esnek ve uyarlanabilir olmamıza yardımcı olur.

Tüm bu davranışları deneyimlemek için oyun çok yararlıdır. Aynı zamanda kültürel çevremize nasıl uyum sağladığımızı öğrenmemize yardımcı olur. Bunu eğlenceli bir ortamda yaparak, bir kişi baskıdan kurtulur ve deney yapabilir. Aynı zamanda olası olumsuz sonuçları en aza indirir.

En büyük gelişim psikologlarından biri olan Piaget de oyun hakkında yazmıştır. Onun bakış açısı, oyunun oyunla ilgili olmayan etkinliklerden farklı olmadığıdır. Onun gözünde, çocuğun gerçekliği ve belli bir şekilde öğrendiği, onları kontrol ettiği bir uyarlamalı eylem oynayacaktır. Piaget’in geliştirdiği asimilasyon ve konaklama kavramlarıyla son derece ilgilidir.

Oyunun önemi

Oyunun amaçları hakkında birçok farklı bakış açısı var. Yine de oyun ve çocuk gelişimi arasındaki bağlantı her durumda oldukça açık şekilde görülüyor. Ayrıca farklı bakış açılarının birbiriyle rekabet içinde olmadıklarını da söylemekte fayda var. Oyun oynamak ve çocuk gelişimi arasındaki ilişki zengin ve çok olabilir.

Şimdi, bir çocuğun oynayabileceği farklı olasılıkları bildiğimiz için, onun alaka düzeyini anlayabiliriz. Oyun, bir çocuğun yaşamında mevcut değilse, fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerini etkileyebilir. Bu nedenle, çocuklarımızın günlük yaşamlarında, baskı olmadan ve büyük motivasyonla eğlence aktiviteleri çok önemlidir.

Öğrenmeyi öğrenmek, çocuğa yaşamlarının her alanında büyümek için ihtiyaç duydukları her şeyi verecektir. Bu yüzden, oyun sürelerini daha önemli görebileceğimiz diğer “entelektüel” veya “eğitici” faaliyetler için değiştirmenin tuzağına düşmeyelim.

Meselenin gerçeği, oyun olmadan, bilişsel ve entelektüel gelişmelerinin engelleneceğidir. Doğmadan önce, zaten büyüyüp gelişmekte olduğumuzu unutmayalım. Bunun doğumdan sonra devam etmesi için oyunun hayatlarının ayrılmaz bir parçası olmasını sağlamalıyız. Ayrıca, oyun oynamak doğal ve eğlencelidir!