Orman Çocuğu Filminden Çıkarılacak 5 Ders

Eylül 9, 2017 İçinde Sinema 41 Paylaşıldı

Disney’in hazırladığı yeni Orman Çocuğu filmi, hem çocukları hem de yetişkinleri büyüledi. Farklı nesillere ulaşmış meşhur bir hikaye bu ve şarkıları ve karakterleri değişse de etkisi azalmayan bir öykü. Peki bu hikayeyi neden bu kadar çok seviyoruz? Neden her yaştan insanı heyecanlandırıyor ve hepimize ilham oluyor?

Cevap, filmin harika ve zamanın ötesinde olan mesajında yatıyor: Bu, çevreye ve çevrede yaşayan her şeye saygı duymakla ilgili bir hikaye. Üstelik çocukların çok sevdiği çeşitli maceralarla, arkadaşlıklar ve mücadele ruhuyla süslü.

Gerçeklikle paralel olan bir hayal masalı bu. Mowgli’nin öyküsü bize gerçek hayattaki karşılıklarını hatırlatıyor. Mesela l’Aveyron adlı yabani çocuk ya da Marcos Rodríguez Pantoja’nın yani Sierra Morena, Córdoba’da kurtlarla büyümüş çocuğun hikayesi gibi. Böyle hikayeler film haline getirilmiştir.

 Orman Çocuğu filmine geri dönersek, bu filmde daha çok hoşunuza gidecek bir şey var: çocuklarınızla izlemek, karakterlerin maceralarının ve dolayısıyla aldıkları derslerin, klasik hikayelere dönüşmesinin tadını çıkarmak. Şimdi bu derslere bir göz atalım:

1. Gezegenin küçük bir parçasıyız

 Orman Kitabı filminde insanların yeryüzünde yaşayan pek çok türden yalnızca biri olduğu ve çevremize ve çevremizde yaşayan diğer türlere saygı göstermemiz gerektiği mesajı veriliyor. Hayat döngüsünde her tür, kendi işlevini yerine getiriyor. Her tür, bazı yeteneklere sahip ve bazı konularda ise yetersiz.

Çocukken buna inanırız ama büyürken ne çevrenin ne de hayvanların saygı görmediğini fark ederiz. Tam tersine, sürekli olarak sömürülmekte ve suistimal edilmektedirler. Gizli heveslere sahip olan ve çevrenin feda edildiği güç kavgalarına katılan kişiler için durum budur.

“Orman Halkından kimse rahatsız edilmekten hoşlanmaz ve hepsi, tecavüzcülere saldırmaya hazırdır. Bu yüzden, Orman Halkından biri kendi alanı dışında avlandığında cevap bulana dek tekrarlanması gereken Yabancıların Av Çağrısı, Mowgli’ye de öğretilmişti. Tercümesi şu: “Burada avlanmama müsaade et çünkü çok açım.” Cevap ise şudur: “Öyleyse yiyecek bulmak için avlan, zevk için değil.”

– Orman Çocuğu

Diğer türlerden farklı olarak biz insanlar, aklımızdan faydalanabiliriz. Ne yazık ki, bu akıl yürütme kapasitesi, bütün türümüze faydası olacak şeyler ve etrafımızdakilerden ziyade kişisel güdülere değer veriyor. Çevremizi saran doğanın sahibi olmadığımızı unutuyoruz. Bizler yalnızca misafiriz.

2. Aile, kan bağından fazlasıdır

Küçük Mowgli, panter Bagheera tarafından korunan ormana gelmiş ve kurt Raksha tarafından sürünün bir üyesi olarak yetiştirilmiştir. Orman hayvanları, onun insan olduğunu ve onu büyütmenin kendi işleri olduğunu biliyordu ama yine de bunu yaptılar.

“Nereye gidersen git ya da sana hangi adı verirlerse versinler sen hep benim oğlum olacaksın.”

– Raksha, The Jungle Book

Mowgli, yaralarını yalayıp iyileştiren, ona bakan, neyi nasıl yapacağını gösteren ve canının yanmaması için güvenli yollara sevk eden Raksha’nın annesi olduğuna inanır. Aynı kandan ve hatta türden olmamalarına karşın Raksha, herkesin sevgi ve şefkatle, iyi bir eğitimle yetiştirilmeye ihtiyacı olduğunu mükemmel bir şekilde örnekleyen bir annedir. Diğer değişkenler, ikincil önemdedir.

3. Tabiat yanı başında, öyleyse tadını çıkar ve mutlu ol

Takdir etmemiz gereken bir şey varsa o da doğadan aldığımız güzellik ve kaynaklardır. Bize huzur ve sakinlik getiren şey, hayatın sunduğu rahat, sağlık ve mutluluktur.

Çocuklar olarak saate bakmaksızın bunun tadını çıkarır ve daha uzun günleri yaşamaktan heyecan duyarız.

Filmin tabiata ilişkin mesajı, sürekli aldığımız mesajdır: “Onu aramalı,takip etmeli ve sorunlarını bir kenara bırakmalısın.” Işığının ve seslerinin tadını çıkarın çünkü yalnızca bir kez yaşıyorsunuz ve etrafınızı doğayla kuşatırsanız, hayatınız çok daha bütün ve mutluluk dolu olacaktır.

4. Kin, hayatlarımızı mahveder

Filmdeki karakterlerden Shere Khan, insanlarla yaşadığı kötü bir deneyim sonrasında bütün insanları düşman gören bir kaplandır. Diğer hayvanları da Mowgli’den nefret etmeleri gerektiği konusunda uyarır çünkü o “insan yavrusu” büyüyüp yetişkin olacak ve o zaman geldiğinde tıpkı diğer insanlar gibi pervasızca davranacaktır.

“Akela: Mowgli, grubumuzun bir üyesi!
Shere Khan: Mowgli… Ona bir de isim vermişler! Ne zamandan beri insanları bu ormana kabul ediyoruz?
Akela: Sadece bir çocuk o.
Shere Khan: [yaralarını gösterir] yüzümü görmek, yetişkin insanların neler yapabileceğini hatırlatmıyor mu size?”

– The Jungle Book

Shere Khan, ona zarar veren birkaç insan yüzünden başka insanların da aynı şekilde davranacağına inanıyor. İçindeki nefret öyle bir boyuta ulaşıyor ki tek hedefi, bunun sonucunda kimi üzecek olursa olsun, o insan yavrusunu öldürmek olur. Çocuklar, kin tutmanın çok ağır bir yük olduğunu anlamalıdır.

5. Sonuna kadar sadık ve dürüst bir dost olun

Arkadaşların yerini hiçbir şey tutmaz ve onların dostluğunu orman gibi özgün bir yerde ya da en azından doğada yaşamak, aranızdaki bağları daha güçlü kılacaktır. Çocukken bunu biliyorduk. Mowgli, filmde farklı türlerden hayvanlarla buluşuyor ama en sadık dostları, ayı Baloo ve panter Bagheera.

“Bagheera: Akela’nın sana öğrettiklerini unuttun mu? Ormanda bu hilelere yer yoktur. Bunu yapmak istiyorsan, insanların köyüne gitmelisin.
Mowgli: Ama Baloo’nun kış uykusuna hazırlanmasına yardım ediyorum.
Bagheera: Ayılar ormanda kış uykusuna yatmaz. Neler öğretiyorsun ona?
Baloo: Kış uykusu sayılmaz tam olarak. Ama sık sık şekerleme yaparım.

– Orman Çocuğu

Birbirlerinin güvenliğini sağlar, birbirlerine yemek bulur ve Shere Khan’ın Baloo’yu öldürmemesi için daima birlikte hareket ederler. Birbirlerinin becerilerine meydan okuyarak defalarca hayatlarını risk ederler ve hepsinden önemlisi: birbirlerini asla aldatmazlar.

Mowgli, insan olarak bilgisinin bütün bir ekosistemi iyileştirmek ya da yok etmek için kullanılabileceğini biliyor ve kendisinin ve bütün arkadaşlarının yaşadığı çevreyi yok etmeye hazır değil. Herkes, doğru şeyi yapmak için karar verebilir.

Bunlar da ilginizi çekebilir