Olması Gerekenden Biraz Daha Uzun Süren Durumlar Vardır

07 Ağustos, 2017
 

Bizi inciten biri olduğunda ya da en basiti hoşumuza gitmeyen bir şey başımızı geldiğinde, bu tarz iyi hissetmediğimiz durumları uzatmak oldukça yaygın bir davranıştır ve hepimizin başına birden fazla defa gelmiştir. Roman yazmanın en zorlayıcı kısmının sonunu yazmak olduğunu her yazar bilir.

Korku bizi çoğu zaman felç eder ve bu şekilde hayatta kalma içgüdümüzün kendini göstermesine yol açar, ancak bu bariyeri aştığımız zaman korkuyu yok ederiz. Bunun sebebi, birçok durumda korktuğumuz şeyin ya gerçekleşmediğini ya da gerçekleşse bile onunla nasıl baş edilmesi gerektiğini öğrenebileceğimizi görmemizdir.

“Sen, sahip olduklarımın ve sahip olmaktan korktuklarımın arasında bir yerdesin.”

– Marilyn Monroe

Devam etmemesi gereken bir durumu nasıl sonlandırabiliriz

Bir durumu sonlandırmak güçtür çünkü çoğunlukla ihtimal dışı kuruntularla kafamız karışır. En sonunda hiçbir şey kalmamış gibi hissederiz. Ne olacağını bilmediğimiz bir boşluk kalır fakat yine de en iyi fırsatların korkular aşıldıktan sonra geleceğini unutmamak gerekir. Bizi çok korkutan durumların ötesindeki fırsatlar…

Mesela bir ilişkiyi bitirmek karmaşık görünebilir. Fakat artık sevmediğiniz ya da size ilgi göstermeyen biriyle bir yıl içinde ne durumda olacağınızı düşünürseniz, olmak istediğiniz yerin burası olmadığını göreceksiniz.

 

“Bir sahnenin ne zaman biteceğini hep bilirsiniz. Bir dönemi kapatmak, kapıları kapatmak, bölümü bitirmek, ne derseniz deyin, asıl önemli olan hayatımızın geçmişte zaten bitmiş anlarını geride bırakmaktır.”

– Paulo Coelho

Sizi korkutan şeyi yapmakla yapmamak ikilemine düşmek, durumu gerçekliğiyle görmemizi sağlar, ayrıca korkumuzu yenmemize ve objektif düşünmemize yardım eder. Aynı tekniği iş hayatımızda ya da hoşnut olmadığımız başka durumlarda da kullanabiliriz.

Kendinizi kandırmaktan kaçının

Partnerim değişecek, zamanla her şey değişecek, iş yerinde her şey daha güzel olacak, partnerimin beni sevmemesi benim suçum… Bu cümleleri kendimize en az bir kez söylemişizdir ve bazen kendimizi kandırdığımızın farkında olmadan bu şekilde düşünmeye devam ederiz. Değiştirmemiz gereken kişinin başkaları değil kendimiz olduğunu unuturuz.

Beynimiz bizi kandırmakta çok başarılıdır çünkü amacı canlıyı hayatta tutmaktır. Duyularımızla bilgilerini genişlettiği gibi bazen de usta bir şekilde anlamından saptırır. Hepimizin beyninde kör noktalar bulunur ve bunlar, hayatımızın kendimizi kandırmaya müsait olduğu kısımları oluşturur. Biz gerçekliği istediğimiz şekilde biçimlendiririz ve görmek istediğimizi görme eğilimindeyizdir.

 

“Düşündüklerinizin sizi insan yaptığını unutmayın, kendinizi kandırmak sizi hasta eder.

-Walter Riso-

Böyle durumlarda en önemli olan şey kendimize karşı dürüst olmak ve gerçeği (saf haliyle ya da değil) görmektir. Bunu kabullenmek için biraz zamana ihtiyacımız olsa da en iyisi gerçeği görmek olacaktır. Ne kadar erken kabullenirseniz o kadar erken ilerleyebilirsiniz. Kabullenmek zorunda olduğumuz durumda suçun bir kısmı kendimize de ait olabilir; sorumluluk almak bir olgunluk göstergesidir. 

Önemli olan bizi seven ve bize saygı duyan insanları düşünerek gerçeği tüm açıklığıyla olduğu gibi görmektir. Arkadaşlarınıza, ailenize, değer verdiğiniz insanlara sorun, düşündüklerini ifade etmelerine izin verin, söyledikleri üzerinde kafa yorun ve görmediğiniz ya da görmek istemediğiniz gerçekler hakkında en uygun çıkarımları yapın.

Her durumda kişiliğimizi geliştirmeyi öğrenmek

Korktuğumuzun şeyin üstesinden gelmek, önümüze bakmak, kendimize güvenmek, gerektiğinde bazı şeyleri sonlandırmak tamamlanmayı ve bilgili biri olmayı öğrenmenin mühim kısımlarıdır; hissettiğimiz hayatı yaşamayı öğrenmek bizim elimizde.

 

En nihayetinde duygularımızı ve hislerimizi şekillendiren biziz. Bu davranış hayata güzellik katan şeylerden biridir ve buna gözlerimizi kapatırsak kaybederiz. Hem kendimiz için hem de bizi seven, sadık olan, dürüst ve samimi kişiler için.