Niyetimiz Değil, Amellerimiz Bizi Tanımlar

· Kasım 8, 2017

Beklentileri karşılamaktansa, beklenti oluşturmak hep daha kolay olmuştur. Bu nedenle, kesinlik arz eden bir durumdan daha çok, ihtimale dayalı olan şanslara daha fazla alışmaya meyilliyizdir. En sonunda, söylediklerinizin değil, yaptıklarınızın sizi siz yaptığını unutursunuz. Sizi siz yapan ve tanımlayan, sadece bir dekorasyon olan niyetleriniz değil, amellerinizdir.

“Tavukları yumurtadan çıkmadan önce saymamalısın.”

– Atasözü

Amelleriniz sayesinde, çevrenizde bir iz bırakırsınız. Bu iz, sizi başkaları ile buluşturup, yakın gelecekte tekrar karşınıza çıkabilir. Belirli bir duruma karşı bir tepki veya tutum sergilemek, çok büyük bir fark yaratabilir. Diğer bir deyişle, hareketleriniz ve düşünceleriniz ile uyum içerisinde hareket etmelisiniz. Ağzınızdan çıkan sözler, sadece başkalarına aktarılmak ile kalırken, amellerin yarattığı etki hissedilir.

Beklentilerin hayal kırıklığı

Beklentileri hepimiz severiz ve bir dereceye kadar, arzuladığımız şeylere ulaşmamız için, bize birer ilham kaynağı gibi görünürler. Beklentiler de dürtüler gibi ortaya çıkıp, sevdiklerimizi mutlu etmek ve büyümek hayallerimizi kaplar. Bu sayede, içimizdeki en derin yerlerden geldikleri için, beklentiler bir başlangıç ​​noktası haline gelir. Fakat aynı zamanda, kırılganlık ve hayal kırıklığı da doğururlar.

“Beklentiler, Çin porseleni gibidir. Onları ne kadar çok kullanırsanız, o kadar çok kırılırlar.”

– Brandon Sanderson

elinde bir demek çiçek tutan kadın

Farkına bile varmadan, gün içerisinde düşündüğümüz bir çok şey, aslında verilen sözlerden beslenen beklentiler ve yanılsamalardır. Bu sözler, sadece başkalarından değil, aynı zamanda kendi kendimize verdiğimiz vaatlerden de kaynaklanır. “Dışarı çıkıp kutlarız diye söz vermişti ama şimdi çıkamıyoruz.” “Mülakata çok çalıştım. Kesin çok iyi geçecek.” “Ona doğum gününde o CD’yi almamı bekliyordu, ama ben tamamen unuttum.” Bunlar, bahsettiğimiz konu ile alakalı günlük örneklerin sadece birkaçıdır.

Bazı durumlarda, vaatlerin ve beklentilerin gerçeğe dönüşmesi için yeteri kadar çaba harcanmaz ise, yalnızca hayal kırıklığı, üzüntü ve yıkım üretirler. Niyetlerimiz mutlak gerçekler değildir. Ve sanki onlara böyleymiş gibi körü körüne inanmak da bir hatadır. Bu anlamda, tamamen yerine getirildiği zaman bir gerçekliğe korkusuz bir şekilde bağlanabilirsiniz.

Sizi siz yapan amellerinizdir

Batman Başlıyor (Batman Begins) filminde de “İçinde kimin olduğunun bir önemi yok, seni sen yapan amellerindir” sözü geçmiştir. Konuyla ilgili daha derin bir düşünce tarzı önermektedir bu cümle. İçimizde kimin olduğunun hiç bir önemi yoktur demek değildir bu. Daha ziyade, gerçekten kim olduğumuzu yaşadığımız dünyaya söylediklerimize kıyasla, amellerimiz ile ilan ederiz.

Yani, ameliniz neyse, siz de osunuzdur. Çünkü kalbiniz iyiyse, ilişkilerinizdeki küçük ayrıntılarda bu zaten fark edilecektir. Ve aksine, kalbiniz kötü ise, söylediğiniz sözler ve oluşturduğunuz beklentiler bu gerçeği gizleyemez.

Günün sonunda hepimizin üç kimliği vardır: ne olduğumuz, ne olduğumuzu düşündüğümüz ve başkalarının ne olduğumuzu düşündüğü. Bu üçünün de bir arada uyum içinde yaşaması için yeterli bir nedendir. Eğer bir şeyler yapacağımızı söylersek ve bunu yapmazsak, bu kişilikler çatışır ve haliyle olumsuz duygular doğar.

Peki bu durumda iyi niyetlere ne oluyor?

İyi niyetler temel bir kavramdır. Onlar olmadan da nihai sonuçların iyi olması hiç beklenmez. Sürekli olarak kendinizi geliştirme niyetinizin olması faydalı bir durumdur. Örneğin, işinizde kendiniz için belirlediğiniz hedeflerin çok önemli bir yeri vardır.

“Yararlılık ve iyilik, bir amaca hizmet eden ve bunu başaran bir eylemdir.”

– Maimónides

adamı öpen kadın

Bununla birlikte, sadece bir amaca ulaşma gayesinde olmak, sizi bu amaca götürmez. Örneğin, son birkaç ayda Yeni Yıl kararlarınızın kaç tanesini başardınız? Olumlu niyetler bize canlılık ve adrenalin verir, ancak hareket ederek onları hayata geçirmeliyiz.