Nereye Gittiğiniz Nereden Geldiğinizden Daha Fazla Şey İfade Eder

· Mayıs 18, 2018

Kendimizi geçmişimizle tanımlamaya ve bu yüzden tahmin edilebilir olmaya eğilimliyizdir. Ancak geçmiş her zaman kim olduğumuz hakkında çok fazla bilgi vermez. Çoğumuz geçmişimizden dersler çıkararak yaşadığımız anları iyileştiririz. Bu, bugün olduğumuz kişiyi çok daha iyi yansıtabilir. İnsanlar sabit ve değişmez değillerdir. Tam tersi, dönüşüm süreci her günü kapsayan bir mücadeledir.

Duygu bileşeni olmadan dönüşüm olamaz. Davranışlarımızın arkasındaki en büyük itici güç deneyimlediğimiz duygulardır. Kaderimiz değiştirilemez, eğer değiştirilebilseydi ona kader diyemezdik. Ancak bir birey değişebilir, değişmiyor olsa o, artık birey olamazdı.

Gerçekleştirmek için peşinden koştuğumuz hedeflerimiz, büyük ölçüde, kim olduğumuzu ortaya çıkarır. Hedeflerimizi gerçekleştirmek, onların peşinden koşarken geçirdiğimiz dönüşüm kadar önemli değildir. Anı yaşıyoruz. O halde bugün kim olduğumuzu biliyorsak, bir hafta önce nasıl biri olduğumuzun ne önemi var?

“Geçmişte olanlar geride kaldı; gelecek ise belirsiz; ancak bugün sizin.”

– Arap atasözü

Beynimizin sadece %20’si yaşadığımız ana odaklanıyor, gerisi geçmişte takılı kalıyor

Beynimiz yaşadığımız anda benzin almak için bile durmadan, geçmişten geleceğe, gelecekten de geçmişe gidip gelmeyi sever. İnsan beyninin %40’ı hiçbir zaman gerçeğe dönüşmeyecek tahminlere ve hipotezlere adanmıştır. Yine %40’lık diğer bir bölüm ise geçmişteki olaylara ve çatışmalara takılır kalır. Böylece geriye asıl önemli olan dönem için %20’lik bir bölüm kalır. Bugün.

Bu nedenle kendimizi geçmişimizdeki olaylara odaklanarak tarif etmek çok yaygın görülen bir şeydir. Bazı araştırmalar, beyin için yaşadığımız anda kalmanın zor bir şey olduğunu ancak eğitilebileceğini ifade ediyor. Kendimize hedefler koymak, gitmek istediğimiz yönü belirlemek yaşadığımız anla kurduğumuz bağı güçlendiriyor.

kara hindiba çiçeği üfleyen kadın

Geçmiş bir zamanlar nasıl biri olduğumuz hakkında bize pek çok bilgi verir ancak yaşadığımız an kim olduğumuzu anlatır. Beynimiz için ise geçmişten kalan bilgileri saklamak çok daha kolaydır. Ne de olsa bu bilgiler çoktan işlenmiştir. Bu nedenle pek çoğumuz, beynimizde yer alan tarihi geçmiş o resim nedeniyle, bugün olduğumuz kişiyi görmekte zorlanırız.

“Ah o eski günler” sıklıkla kullandığımız laflar beynimizin geçmişteki olayları nasıl eğip büktüğünü bize gösterir. Beyin, geçmişteki anıları daha pozitif bir hale getirmek için onları yeniler. Hafızamız, yaşadığımız anın kırıntılarını alır, onları geçmiş anılara ekler. Bu sayede anılarımız bugün içimizde yaşadığımız dünyaya daha uygun hale gelir.

“Ahmaklar geçmişten, bilge insanlar bugünden, aptallar ise gelecekten bahseder.”

– Napoleon Bonaparte

Geldiğimiz yer şanstır, gideceğimiz yer ise bizim seçimimizdir

Hepimizin bir geçmişi var ve bazen geçmişimiz bizim seçimlerimizin sonucu değildir. Büyüdükçe, hayatımızın kontrolünü elimize alıp, davranışlarımızı seçer ve şekillendirir, değerlerimize ve zevkimize en iyi şekilde uyan hayat tarzını benimseriz. Nereye gideceğimizi bilmek, kendimizi kontrol etmeyi, karar vermeyi ve cömert olmayı (en azından cömert davranabileceğimiz bir durumda olduğumuzu) öğrendiğimizi gösterir.

yolda yalınayak yürüyen kadın

Her seçimin bir sonucu vardır. Eğer yaptığımız seçimi ve getirdiği sonucu beğenmezsek, beynimizde geçmişe takılıp kalmak yerine, yapabileceğimiz yeni bir seçim ve elde edebileceğimiz yeni bir sonuç aramalıyız. Seçtiğimiz yol her zaman doğru olan yol mudur? Öngöremeyeceğimiz sonuçlar vardır ancak seçimlerimizi “dürüstçe” yapmalıyız.

Bizi kısıtlayan inançlardan kurtulmayı, hayatımızı daha iyi, eğlenceli hatta şanslı bir hale getirebilecek başka inançlar inşa etmeyi tercih edebiliriz. Yalnızca hayaletler geçmişte debelenir, kendilerini geçmişte yaşadıkları, bir şekilde geri kalmış olan hayatlarıyla tarif ederler. Biz bugün olmayı seçtiğimiz kişileriz, daha önce olmayı seçtiğimiz kişiler değil.

“Herhangi bir insana hayattan istedikleri şeyi elde etmeyi öğretebilirim. Sorun şu ki hayattan ne istediğini bilen herhangi birini bulamam.”

– Mark Twain