Küçümseme Psikolojik Hasara Sebep Olur

· Ocak 17, 2019

Küçümseme acıtır ve moral bozar. Herhangi bir anda söylenen veya yapılmış olanın onaylanmamasını yansıtan bir yüz buruşturma veya kaş çatma gibi bir mimik olabilir. Bazı davranışlar psikolojik bütünlüğe zarar verdiği gibi ilişkilerin bozulup sona ermesine ya da bir çocuğun gelişimine kalıcı bir iz bırakabilir.

Her ne kadar biz küçümsemeden ziyade daha çok nefret ya da ilgisizlik hakkında konuşsak ve okusak da, küçümseme, kuşkusuz en ölümcül duyguyu temsil eder. Bu sofistike bir kitle imha silahıdır. Öfke ya da ilgisizlik anlık tepkiler olabilirken, küçümseme bundan çok daha derindir.

Başkalarını küçümseyenlerin aşağılamak için açık bir niyetleri vardır. Başkalarıyla alay etmeye, küçümsemeye ve hatta görmezden gelmeye çalışırlar. Zihni yaralamak, öz saygıyı kırmak ve sonsuza dek güven bağını koparmak için mükemmel bir fırsat arayarak bunu yaparlar.

Küçümseme genellikle açık ya da gizli bir şekilde her günün konusudur. Öyle de olsa, akılda tutmamız gereken bir şey vardır: hor gören insanlar, kızgınlık ve mutlak duygusal olgunluk eksikliği ile beslenen korkak bir davranış gösterirler.

“Hayatımız boyunca en kötü, en çirkin yanımız insanları hor görüp onların zayıf yönlerini küçümsemek olsa gerek.”

-Charles Dickens-

tartışan çift

İlişkileri bozan günlük küçümseme

Hepimiz daha önce öyle ya da böyle bir şekilde küçümseme yaşamışızdır. Belki de çocukluğumuz sırasında biri yaptığımız çizimleri anlamadı. Bunun yerine, eleştirdi ya da hatta alay bile etti. Belki de ebeveynlerimizden biri, yaptığımız, söylediğimiz veya istediğimiz her şeyi küçümsedi.

Bu alışkanlığa sahip bir arkadaşla ilişkimiz olmuş da olabilir. Bir yorum yaptığımızda her zaman yüz ekşitirler. Ya da belki bizim zevklerimizi eleştirdiler, düşüncelerimizi hor gördüler ya da yaptığımız ya da yapmadığımız her şeyi küçümsediler. Psikolog ve tanınmış bir ilişki uzmanı olan John Gottman kırk yıl süren bir araştırması sonrasında, küçümsemenin hiç kuşkusuz en çok kırılmaya neden olan faktörlerden biri olduğunu belirtmiştir.

Küçümseme eylemini genellikle nasıl tanımlıyoruz daha yakından bakalım.

Küçümsemenin anatomisi

  • Küçümseme empatinin tersidir.
  • Empati, kendimizi başka bir insana açıp onun gerçekleri ve ihtiyaçları ile bağlantı kurabilme yeteneğimiz olurken, küçümseme bunun tam tersidir. İlk önce bir duvar inşa ederiz. Daha sonra ise başkalarını kötülemek ve küçümsemek için bu duvarın tepesinde dikiliriz.
  • Benzer şekilde, küçümseme ve aşağılama ile çevrilmiş ortamlarda büyüyen çocukların, düşük öz saygı, suçluluk, utanç, stres ve anksiyete bozukluğu geliştirmesi çok daha olasıdır.
  • Başkalarını küçümsemeye alışkın insanların bazı ortak noktaları vardır. Bu insanlar anlaşmazlıklara tahammül etmezler ve diğer insanların ihtiyaçlarını görmezden gelirler. Ayrıca, onlar çok yetenekli iletişimciler değildir. Bu nedenle, tavırları ve bakışlarıyla derin bir küçümseme göstermek için yüz buruşturmalara ve iç çekişlere başvururlar.
  • Bu insanların belirli psikolojik boyutları vardır. Onlar hayal kırıklığı ve derin öfke ile doludurlar. Onların küçümsemeleri, kendi negatif duygularını ve kişisel memnuniyetsizliklerini başkalarına yansıtır.
üzgün çocuk

Küçümseme ve psikolojik hasar

Sürekli küçümseme, psikolojik hasara sebep olur ve ayrıca fiziksel sağlığı da etkiler. Pennsylvania Üniversitesi bir dizi okulda bir çalışma yürüttü ve çeşitli gerçekleri keşfetti. Birincisi, öz saygı üzerine küçümsemenin etkisiydi. Aşağılama ve küçümseme kurbanı olan bütün öğrenciler daha negatif bir imaja sahipti.

Benzer şekilde, küçümseme, stres ve devam eden taciz, bağışıklık sistemi üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Soğuk algınlığı, alerjiler, sindirim sorunları ve enfeksiyonlardan muzdarip olanlar için bu etki daha yaygındır. Bunların hepsi kuşkusuz bizi, başkalarını etkileyen bu kusura değinmeye zorlar.

Küçümseme en çok zarar veren bir duygudur, çünkü başkalarını geçersiz kılar ve psikolojik hasara neden olur. Küçümseme mutlak şefkat ve empati eksikliğidir. Başkalarında acı meydana getirir ve ıstırap ve korkuya neden olur. Nihayetinde, küçümseme duygusal ilişkilerimizi bozar ve çocuklarımız korku ve zayıf öz saygı ile büyürler.