Kız Kardeşlik: Bir Araya Gelen Kadınların Değeri

Nisan 22, 2018

Kız kardeşlik, kadınlar arasında sosyal, etik ve duygusal tabana yayılmış olan bir anlaşmadır. Bu, birlikte olduğumuz zaman, daha güçlü olduğumuz anlayışına dayanır. Bu güçlü olma ve gücümüzü koruma hali, ancak bir araya gelip birbirimizi rakip olarak değil de, kardeş olarak gördüğümüz zaman mümkün olacaktır. Bu, dünyada gerçek bir değişiklik yapmaya kararlı, kolektif olarak belirli değerlere dayanan bir ilişkidir.

Son zamanlarda, bu kız kardeşlik kavramı hakkında daha da çok şey duyuyoruz. Günlük konuşmalarımıza sürekli olarak telaffuz etsek de, aslında, bu terim sadece 50 yılı aşkın bir maziye sahiptir. 1970 yılında, o zamanki feminist hareketin lideri Kate Millett, bu sözü dile getiren ilk kişi olmuştur. Millett’in amacı, her gün azılı bir aktivist olarak uğraştığı şeye bir isim vermekti. Yani, sınıf, din ya da etnik kökene bakmaksızın, kadınlar arasında ayrımcılığın olmadığı sosyal bir birlik hayali kurardı Millett.

Kız kardeşlik, çağdaş feminizmin etik, politik ve pratik hale döndürülmüş halidir. Toplumsal değişim yapmaya çalışan kadınlar hakkında karmaşık duygular verir.

Millet, “Dünyanın Kadınları, Birleşin!” sloganı çerçevesinde, “kız kardeşlik” terimini ortaya attı. Bu ilham verici bir fikirdi. Ve bu, sadece kadınlara ilham vermek ile kalmadı, aynı zaman da bizleri, kolektif bir çatı altında bir araya getirip, daha ileriye gitmemiz adına yardımcı oldu. Yani, günlük yaşamımızda bir takım değişiklik yapmamızı öngörüyor.

Antropolog Marcela Lagarde, bu kız kardeşlik konseptinin etki sahasını, biraz daha geliştirdi. Birlikte çalışmak için, birbirlerinin ‘suç ortağı’ olan kadınlar arasındaki bir dostluktan söz etti. Bu dostluk sayesinde, özgür ve güçlü olmanın başarısı için bir söz verilmiş oldu.

kadınlar omuz omuza kol kola

Birlikte gelişmek ve kadın empatisi olarak kız kardeşlik

Hala erkek egemenliğine dayalı bir toplumda doğmak, büyümek ve eğitim almak, bedeli olan bir durumdur. Bu bedellerden biri de, diğer kadınları rakip olarak görmektir. Kadınların okullarda ve iş yerlerinde birbirlerini sert bir şekilde eleştirdiğini görmek, alışılmadık bir durum değildir.

Birbirimizi görmemizi ve anlamamızı engelleyen duvarlar ve engeller inşa ediyor, anlamsız bir düşmanlıkla baş başa kalıyoruz. Birbirimizi güçlendirmek yerine, birbirimizi yıkıyoruz. Neredeyse fark etmeden, geçmişimizde büyük bir yer kaplayan bu ittifakı kaybediyoruz.

Geçmişte, kadınlar şu an yaptığımızdan çok daha fazlasını paylaşmayı başarabildiler. Duygusal ve psikolojik olarak birbirimize yardım etmeye ve birbirimizi beslemeye odaklanmış sıkı bir topluluk olarak yaşıyorduk. Yaşça daha büyük nesiller, gençlere akıllıca tavsiyelerde bulunur, çocuk yetiştirme, bağ, bahçe ve mutfak işlerinin sırları, her günün konusu olarak muhabbete dahil olurdu.

Belki de, hepimiz bir elin sayısını geçmeyen cadılardık. Belki de, adet dönemi sırasında kurduğumuz ‘kırmızı çadırımızda‘, doğanın ve kadim bilge toplumların zanaatkarları olduk. Hikayelerimizi paylaşmak, aylık döngülerimizi bir düzene sokmak ve her gün, kendimizi daha da değerli bir hale getirmek için, ruhlarımızın toprağına sevgi tohumlarını ekiyoruz. Bunu hem kendimiz hem de yaşadığımız dünya için yapıyoruz. Anneler, kız kardeşler ve kızlar olarak güçlü bir biçimde, kendine öz bir kız kardeşlik inşa ediyoruz.

Kız kardeşlik, kendimizi ve başkalarını besleyen kadınlar olarak gücümüze güç katmamıza olanak sağlıyor. Bizler empati yapıp, kadınlara bir aitlik duygusu veren karakterleriz. Ayrı gayrı olmaktansa, burada, birlikte daha iyi bir insan olduğumuz bir bağ kurabiliyoruz.

rengarenk çıplak kadınlar dans ediyor

Gerçek kız kardeşlik nasıl teşvik edilir

Yüzyıllar önce büyük bir zevk alarak icra ettiğimiz ‘kadın vicdanı’ zamanla kaybolup, gitti. Her ne kadar dostluklarımıza değer versek de, bu hakiki bağ, değişim yapmaya odaklanmış bir topluluk hissiyatı vermez.

Kız kardeşlik kavramı, arkadaşlıktan çok daha ileri gider. Kız kardeşlik derken, kadınlara özgü o karışık dünyadaki, etik ve ortak bir paydadan bahsediyoruz. Bu durum, bir dönüşüm felsefesine bağlı olmasının yanı sıra, aynı zamanda, kadın haklarını savunan bir yürüyüşte, toplumsak farkındalık yaratmak adına, ellerinde pankartlar ile yürümekten daha fazlasını da içeriyoruz.

Kız kardeşlik, içten gelen bir devrimdir. Bu devrim, kim olduğunuzun, neleri hak ettiğinizin ve ne yazık ki, hala bir erkek egemenliğine dayalı olarak yürüyen toplumda nelerin yanlış olduğunun altını çizmektir.  

Ardından, bu vicdani duygular, günlük yaşantımızda karşılaştığımız her kadınla paylaşılmalıdır. Onları desteklemek, onlara ilham vermek ve parçalanmış kadınlıklarını, birbirlerimize güç aşılayarak onarmak, üzerimize düşen bir vazifedir.

kadınlar ateşin başında oturuyor

Kendiniz için doğru zihniyeti isteyin

Sonuncu ama son derece önemli olarak, kız kardeşliğin sürekli olarak toplumu ve bireyin kendisini eleştirmesi gerektirdiğini de belirtmek önemlidir. Bazen, kız kardeşlik ve feminizm fikrinin kendisine doğrudan zarar veren eylemlerde bulunuyoruz. Bunu belki de, başka kadınları sorgulayarak yapıyoruz. Bir iş arkadaşının “yalakalık” yaparak, zam aldığını düşünüyor ya da bazı kadınların ‘imaj yaratma’ gayesi içerisinde sosyal yardımlarda bulunduğuna kanaat getiriyoruz.

Kız kardeşlik dayanışmadır. Gerçek ve köklü değişimlere yardımcı olmak ve gerçekleşmelerini sağlamak için, aramızda bir destek ağı oluşturmak anlamına geliyor. Haydi yapalım artık şunu. Yapabileceğimize inanalım.