Kendinize Karşı Şefkatli Olmanın Önemi

Mart 3, 2021
Kendinize karşı şefkatli olmak zayıflık anlamına gelmez. Aksine kişiliğinizi güçlendirir. Kendinize nezaket göstermeyi öğrenirseniz, gerektiğinde kendinizi affederseniz ve kendinizle şefkatli bir biçimde konuşmayı öğrenirseniz, hayatın zorlukları ve karmaşıklıklarıyla daha iyi başa çıkabilirsiniz.

Kendinize karşı şefkatli olmak bencillik değildir. Her bireyin, kendisine ait geçmiş ve şimdiki döneme ilişkin hataları affetmeye, zor anlarda cesaret kazanmaya veya kendine saygılı davranmaya olanak tanıyan kendi kendisine özen ve bakım uygulama hakkı vardır. Kişisel gelişim kitaplarının hiç birinde bu konuya girilmediğinden, kendinize karşı göstereceğiniz şefkatin seviyesini nasıl geliştireceğinizi öğrenmek önemlidir.

Decameron‘da Boccaccio, hiçbir şeyin, insanları, etrafındakilere şefkat hissetmekten daha fazla insan yapmadığını söyler. Hem kültürel hem de sosyal olarak, bir şekilde bu boyutun her zaman içten dışa doğru gittiği fikri aşılanmıştır. Acı çekenlere karşı empati hissetmenin iyi olduğu doğrudur çünkü bu bizi gerçek anlamda asil yapar. Ancak, birçok insanın görmezden geldiği aynı derecede önemli bir ayrıntı var.

Merhamet aynı zamanda kişinin kendisine de yansıtması gereken bir olgudur. Bunu yapmak sağlıklı, yatıştırıcı ve hatta gereklidir. Hatta bazıları bunu bir tür “sağlıklı narsisizm” olarak tanımlıyor. Her ne olursa olsun, bu psikolojik alan kendini sevmenin çok ötesine geçer; ona destek, ivme ve anlam verir. Bu konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim.

Kendinize karşı şefkatli olmak: psikolojik iyi olma durumunun anahtarı

Kendinizi sevmek bir şeydir, kendinizi yeterince iyi ve hak ettiğiniz gibi sevmek ise bambaşka bir şeydir. Kendini sevmek anlamında yaptığınız her şey sağlıklı değildir, çünkü dünyada başka kimsenin var olmadığı veya önemli olmadığı noktalara varacak kadar kendilerini zararlı bir narsisizm hali içerisinde konumlandıran çok sayıda aşırı ego ve benlik kavramı sahibi insan vardır. Aynı şekilde, günlük yaşamda, bireylerin kendilerine göstermeleri gereken sevgi ve saygıyı vermeyecek şekilde kendilerine davrandıklarını görmek de oldukça yaygındır.

Yıpranmış benlik saygısıyla dünyayı dolaşmak, depresyonun ve diğer psikolojik sorunların çeşitli gölgelerine yol açar. Öte yandan, olumsuz, suçlayıcı ve kendi kendine konuşmalar yoluyla kendisine zarar vermeyi kontrol edemeyen erkekler ve kadınlar her zaman zihinsel yönden acı çekmeye mahkumdur. Fırsatları kaçıracak, mutsuz ilişkiler kuracak ve nadiren kişisel tatmin elde edeceklerdir.

Üzüntüleri çözmek.

Kendinize karşı şefkatli olmak zayıflık gösterdiğiniz bir eylem de değildir. Bazen bu duyguya yol vermek bizim için zordur çünkü merhameti acımakla ve genellikle boş, pasif ve üzüntü ile ilişkili olacak şekilde bir şeye veya birine karşı hassasiyet arasında oluşan bir duygu ile ilişkilendiririz.

Aslında bu çok üzücüdür. Gerçek şu ki, çoğu insan, bu boyutu deneyimlediklerinde, gerçekliklerini, rahatsız olacakları noktaya kadar çarpıtmıştır. Bu nedenle, onu yeniden formüle etmek ve hak ettiği önemi vermek gerekir.

Kendinize karşı şefkatli olmanızın önemi

Kristin Neff kendine şefkat terimini ilk tanımlayan kişi oldu ve psikolojik anlamdaki iyilik için bu konseptin yararlılığını da ortaya koydu. Araştırmasına göre, bu yapı farkındalık pratiğine de eşittir. Bilimsel çalışmaların, bunu hayatımızın içerisinde uygulamanın sahip olabileceği akıl sağlığına yönelik yararları da desteklediğini de burada yenideb hatırlayalım.

Kendine karşı şefkatli olmak, her şeyden önce, insani kusurlarımızın varlığını kabul etmektir. İnsanların yanılabilir olduğunu, zaman zaman herkesin hata yaptığını ve insanlara şefkat ve merhametle nasıl karşılık verileceğini öğrenmek olduğunu anlamaktır. Bunun geliştirilmesi için birçok neden var:

  • Duke Üniversitesi (Amerika Birleşik Devletleri) bir çalışmada ilginç bir şey ortaya koydu. Günlük yaşamlarında kendine şefkat konseptini uygulayan insanlar iyi bir duygusal zekaya sahip oluyorlar ve yaşamlarından daha memnun hissediyorlar.
  • Öte yandan, kendine karşı olan şefkatin daha düşük seviyelerinin depresyon ve anksiyete insidansı ile ilişkili olduğu da gösterilmiştir. Bu, üzerinde düşünmeye değer, önemli ve konuyla yakından alakalı bir gerçekliktir.
  • Zor anlarda kendilerine karşı saygılı ve şefkatli olabilenler, yargılayıcı olmayan, eleştirmeyen ve kendilerini oldukları gibi kabul etmelerine izin veren bir iç diyalog oluştururlar.
  • Benzer şekilde, kendine şefkat gösteren kişilerin genellikle aşırı derecede endişelenmediklerini ve kendilerini psikolojik refahı azaltan olumsuz düşüncelere kaptırmadıklarını bilmek de ilginçtir (Krieger, Altenstein, Baettig, Doerig ve Holtforth, 2013).

Kendine şefkat konseptinin bileşenleri

Kendine şefkatle ilgili kitaplar ve araştırmalar son yıllarda daha gözle görülür ve bu gündem ile daha yakından alakalı hale geldi. Depresyonlu hastaları daha kendine şefkatli olmaya motive etmenin, bu kişilerin ilerlemelerini ve daha da ilerleyen şekilde iyileşmelerini geliştirebileceğini zaten biliyoruz.

Örneğin Zürih Üniversitesi’nde yapılan çalışma gibi araştırmalar, bu uygulamayı, bilişsel-davranışçı terapiye dahil etmenin ne kadar yararlı olduğundan bahsediyorlar. Bununla birlikte, öz-şefkat uygulamasını şekillendiren unsurları akılda tutmak da oldukça ilginç olacaktır:

  • Başkalarına ve hatta kendi kendine karşı nazikçe konuşabilmek.
  • Kendini olumlu değerlendirmek.
  • İnsanların mükemmel ya da yenilmez olmadığının farkında olmak.
  • Acı çekmenin, hataların ve kaybın hayatın bir parçası olduğunu anlamak.
  • Kendine karşı şefkatli olmak, kendini nasıl takdir edeceğini ve seveceğini bilmektir.
  • Farkındalık, insanların bu boyutu daha etkili bir şekilde geliştirmelerine izin verir.
Kendinize karşı davranışlarınız.

Kendinize şefkatli olmak: bağımsız olmanın anahtarı

Kendine karşı şefkatli olmak, kendini zayıf ya da kırılgan olarak görmenin tam tersidir. Birinin öz değerinin ne kadar olduğunu anlamaktır. Buna karşılık, bize cesaret vermek ve ilerlemeye devam etmek için hatalarımıza karşı da toleranslı olmak ve iç dünyamızdaki yaralarımızı kucaklamak anlamına da gelir.

Ayrıca, aynı derecede ilginç bir detayın da dikkate alınması önemlidir. Öz şefkat, duyguları, ihtiyaçları ve öz saygıyı doğrulamak yoluyla bağımsızlığı da artırır. Neyi hak ettiğinizi bildiğinizde, başkalarının dikkatine ve güvenine bağlı kalmaktan vazgeçersiniz. Bunu takdir edebilirsiniz veya bunu duymaktan mutlu olabilirsiniz, ancak artık insanların size söylemesine ihtiyacınız yoktur.

Sonuç olarak, kendinize kusurlu olma izni vermek ve her durumda ve her türlü şart ve koşulda kendinizi sevmeye devam etmek, uygulamaya değer sağlıklı bir egzersizdir. Bugün de, bunu hayatınıza sokmaya başlamak için güzel bir gün!

  • Barnard, L. & Curry, J.F. (2011). Self-Compassion: Conceptualizations, Correlates, & Interventions. Review of General Psychology, Vol. 15, No. 4, 289–303.
  • Gilbert, P., & Procter, S. (2006). Compassionate mind training for people with high shame and self-criticism: Overview and pilot study of a group therapy approach. Clinical Psychology and Psychotherapy 13, 353-379. doi:10.100/cpp.507
  • Krieger, T., Altenstein, D., Baettig, I., Doerig, N., & Holtforth, M. G. (2013). Self-compassion in depression: Associations with depressive symptoms, rumination, and avoidance in depressed outpatients. Behavior Therapy, 44, 501-513. doi:10.1016/j.beth.2013.04.004
  • Neff, K. (n.d.). Definition of self-compassion. Self-Compassion.org. Retrieved from http://self-compassion.org/the-three-elements-of-self-compassion-2/
  • Neff, K., & Dahm, K. A. (2015). Self-compassion: What it is, what it does, and how it relates to mindfulness. In Brian D. Ostafin (Ed.) Handbook of Mindfulness and Self-Regulation (pp. 121-137). New York, NY, US: Springer.