Kendi Evrenimizi Nasıl Yaratırız?

· Mayıs 29, 2018

Mutluluk kimseye durduk yere verilmez. Onu kazanmanız gerekir. İnsanlar hayatta kalma mücadelesi vermek için dünyaya gelmiştir, mutlu olmak için değil. Hayatta kalmaya programlanmışız, ama aynı zamanda mutlu da olmak istiyorsak daha fazla çabalamalıyız. Mutlu olmayı isteyen herkes hayattaki en önemli şeyin hayatın anlamını bulmak olduğunu fark etmelidir.

İspanyol ekonomist, yazar ve düşünür Jose Sampedro’nun da dediği gibi, yaşamamızın amacı canlı olmak ve kendimizi keşfetmektir. Çoğumuz hayatı boyunca neden yaşadığını sorgulamıştır. Bu soruya nasıl cevap vereceğini bilmek varlığımızın da anlamını verecektir. Gerçek ve işe yarar bir anlam.

Dışarıda gördüğümüz her şey içimizdekilerin ve hissettiklerimizin bir yansımasıdır. Başkalarında gördüğümüz iyi ve eksik şeyler aslında bir anlamda kendi artı ve eksilerimizdir. Birçok şüphe ve sorumuzun cevabı aslında kendi içimizde çünkü kendi içimizdeki evren bile aslında yeterince büyüleyici.

Başarısız olmayacağını bilsen ne yapardın?

Hayatın anlamı: kendi hayatınızla ilgilenmek

Kulağa biraz ironik gelebilir, ama kendimizi üzen ve bizi istila edebilecek duygusal kargaşaya izin veren tek kişi biziz. Acılarımızın sebebi dışarıda değil, içimizde… acıyı nasıl gördüğümüzle ilgili.

Diğerleri bizi fiziksel olarak öldürebilir, ancak duygusal bir düzlemde, kendimize zarar verme veya emir verme gücümüz vardır. Aklımızdan kurtulmakla birlikte, bu hayali savaş suçluluk, kızgınlık, nefret, ceza ve intikam arzusu gibi bir dizi duygusal yük yaratır.batan güneşi izleyen kadın

Duyguları, duygusal tepkilerimizle birlikte yorumlama şeklimiz, bize acı çektiren ve kendimizle çatıştıran şeydir. Nihayetinde kendi zararımızın sebebi yine biziz. Bu nedenle, kendimize odaklanmak ve duygularımızı anlamamızı sağlamak, içsel evrenimiz ve yaşamın anlamı hakkında daha derin bir bilgi sahibi olmamızı sağlar.

Sonuçta, hayatımızda değiştirebileceğimiz tek şey kendimizdir. Diğer her şey sadece hayali birer kavramdır. Daha az adaletsizliğe ve daha çok eşitliğe sahip daha iyi bir dünya istemekle, sadece etraftaki haksızlıklara üzülüyor olabiliriz. Aksine, iç yaşamımızı değiştirmek ve geliştirmek gerçek işimizdir. Bunu başarmak bize sınırsız huzur ve zorluklarla başa çıkma gücü verecektir.

“İnsanlık için yapabileceğiniz en iyi şey mutlu olmak ve kendinizle barış içinde olmayı öğrenmektir.”

– Seneca

Kendi evrenimizi yaratmak için cesur olmalıyız

Genelleme yapmak bizim için bir tehdit. Büyük binalarla çevrili şehirlerde kaybolmak ve pek az söylenip çok dayatılan kurallara bağlanmak. Pek çok durumda kendimizden feragat etmek zorunda kalıyoruz. Bu da sistemin bizi kontrol etme şekillerinden biri. Bize ne yapıp yapmayacağımızı söylemek ve sonra izlemek.

Bu da kendimiz hariç her şeyle ilgilenme şeklimiz: daha iyi yaşayabileceğimizi bile fark etmeden arabalarla, motosikletlerle, uçaklarla ilgilenip otomatik pilota almış gidiyoruz.ellerinde dev tüylerle yürüyen çocuk

Bazen kim olduğumuza ve nerede olduğumuza bağlı olarak kendimizi bir şekilde gösteririz. Evrenimizden ne göstermek istediğimizi ve saklamak istediğimiz şeyi seçiyoruz. Bu belirli durumlarda yardımcı olabilir: bir iş aramak, toplantılarda, işte çalışmak vs. Ama uzun vadede ruhumuzda büyük bir uyumsuzluk yaratabilir.

Belki de karşılaştığımız en büyük meydan okuma, kendimizi bulmak, içsel benliğimizle bağlantı kurmak ve daha uzun süreler boyunca gerçek olmaktır. Bu bir meydan okuma, asla bir tehdit değil. Yol boyunca zorluklar yaşanacak olsa da bize eşlik edecek olan his, huzurla ilgili olacak. Hayatta sadece seyirci kalmamalı eylemleri gerçekleştiren taraf da olmalıyız, yani aktörler olmalıyız. Ve sonra yaşamın anlamını gerçekten keşfedeceğiz.

“Başarısızlığı her zaman memnuniyetle karşıladığınızdan emin olun. Her zaman şunu söylemelisiniz: başarısızlık seni kucaklıyorum. Çünkü ancak bu şekilde korkularınızı aşabilirsiniz.”