Kader Varsa Sorumluluk Yoktur

Eylül 26, 2021
Modern dünyada bile birçok olayı "kader"e bağlama eğilimindeyiz. Ancak bu kelime aslında oldukça tehlikeli olabilir, özellikle de bizi sorumluluklarımızdan kurtardığında.

Muhtemelen, şu ya da bu zamanda, başarılarınızın ve başarısızlıklarınızın bir kısmını “kader”e bağlamaya cezbedilmişsinizdir. Aslında başınıza gelenler veya gelmeyenler için kaderi suçlamak kadar basit bir şey yoktur. Bunu, hayatta olan her şeyi açıklayan ve haklı çıkaran sihirli bir formül olarak görme eğiliminde olursunuz.

“Hak ettiğimiz kadere sahibiz.”

– Albert Einstein

Seninle tekrar karşılaşmak kaderimde yazılıydı” veya “Kader devreye girdi ve buna bir son verdi” gibi şeyler söylerken bulabilirsiniz kendinizi. Hayatınızın önemli yönlerini belirleyen tesadüfler veya bazen şanslı durumlarla karşılaştığınızda her şeyin önceden planlandığını düşünmek akla gelen bir şey gibi görünüyor.

Sorun şu ki, sabit bir kaderin olduğu fikrini kabul etseydiniz, pratikte yaptığınız her şey anlamsız olurdu. Çünkü bir şey siz ne yaparsanız yapın gerçekleşecekse, aslında siz konu üzerindeki bütün sorumluluktan kurtulmuş olursunuz.

Kader

deniz kabuğu şeklinde uçurtma taşıyan adamlar

Destination“, İngilizcede hedef anlamına gelir. Kelimenin tam anlamıyla konuşuyorsak, hedef kelimesi sadece bir varış noktası anlamına gelir. Gittiğiniz yer veya bir yolculuğun sonudur. Ancak İngilizcesi “destiny” olan kader kelimesi birçok yönden tanımlanmıştır. Nitekim felsefe, mitoloji, din ve ezoterik inançlar ona çeşitli değerler yüklemiştir:

  • Felsefe için kader, nedensellik teorisi ile ilgilidir. Başka bir deyişle, olan her şeyin onu yaratan bir nedeni vardır.
  • Yunan ve Roma mitolojisi için kader, her şeyi, hatta diğer tanrılara ne olması gerektiğini belirleme gücüne sahip bir tanrıçanın kişileştirilmesiydi.
  • Dinler için de ilahi bir önemi vardır. Hinduizm’de bu karmanın bir etkisidir. Hristiyan ve Müslüman dinlerinde ise, bu bir İlahi takdirdir.
  • Ezoterizm için kader, yıldızların etkilerinin dayattığı bir gerçektir. Alternatif olarak, karma kavramı ile ilahi eğilim arasında bir karışım olabilir.

Gerçekte, çok eski zamanlardan beri insanlar kendi kaderleri hakkında kendilerine “Nereye gidiyorum?“, “Nereye gitmeliyim?“, “Neden olmak istediğim yerde değilim?” gibi sorular sormuşlardır. Kader sorunu hayatın anlamı sorunudur. Bu nedenle, insan olarak tüm tarihimiz boyunca devam eden sürekli bir endişedir.

Kaderin amacı

elinde kuş olan kadın

Alın yazısı olarak anlaşılan “kader” kavramı, eğer faydalı olmasaydı, bu kadar asırlarca varlığını sürdüremezdi. Aslında, oldukça faydalıdır. Çünkü “kader” kelimesiyle hayattaki en karmaşık durumlar en azından görünüşte açıklanabilir ve anlaşılabilir. Bu kavram, diğer şeylerin yanı sıra aşağıdaki amaçlara hizmet eder:

  • Sıkıntıyı kaçınılmaz bir gerçeklik olarak anlamanızı sağlar. Bu, kötü eylemleriniz için bir ceza veya geçerseniz ödüllendirileceğiniz bir sınav şeklinde olabilir.
  • Başarılarınızı güçlü bir şans bileşeniyle ilişkilendirmenizi sağlar. Yıldızınız parladığı için “iyi” hayatınıza girer.
  • Başınıza gelenlerin sorumluluğunu kendi dışınızdaki güçlere vermenizi sağlar. Bu, olası suçluluk duygularından veya sonunda istediğiniz yere ulaşmak için çaba sarf etmekten kaçınmanızı sağlar.

Sorumluluk

Kaderin var olduğunu veya daha yüksek bir güç tarafından yazılmış bir kaderin olduğunu kabul etmenin endişe verici yanı, kendi hayatınızın kontrolünü bırakmanızdır. İlk başta bu sadece bir inanç olabilir, ancak zamanla bir yaşam tarzı haline gelir.

Farkına varmazsınız ama acınızı sorgulanamaz bir gerçeklik olarak görmeye başlarsınız. Basitçe başınıza gelenleri değiştirmenin mümkün olmadığı fikrini kabul edersiniz. Aslında düşünceniz herhangi bir değişim fikri üretmez ve tüm kapıların kapandığını hissedersiniz.

Aynı şey başarı için de geçerlidir. Gerçek bir zafer şanslı bir durumdan değil, azimden gelir. Bununla birlikte, kadere inanıyorsanız, ilerlemek için bir yöntemden ziyade iyi şans faktörünü aramakla daha çok ilgileneceksiniz. Bir hayal edin, eğer kader gerçekten olsaydı, hapishanelerin var olması gerekmezdi. Çünkü, eğer bu eylemler onlara bağlı değil de, zaten yıldızlarda yazılmış bir şeye bağlıysa, birileri çaldıkları veya öldürdükleri için nasıl yargılanabilir?

ölçekli adam

Gerçekte, herkes kendi kaderini inşa eder. Bireysel kontrolümüz dışında olan faktörler olsa da, aynı durumda benimseyebileceğimiz farklı alternatifler her zaman vardır. Nitekim her şeyin önceden yazıldığını kabul etmek, özgürlükten ve hayatın kendisinden vazgeçmektir.