Jung Terapisi ile Duygusal Dengeyi Bulmak

· Temmuz 1, 2018

Jung terapisi ya da Jung Analizi, ruhumuzun karanlık alanlarını aydınlatmayı ve kendini gerçekleştirmeyi desteklemeyi amaçlamaktadır. Yoğun ve kapsamlı bir psikolojik terapidir. Analist ile hasta arasındaki yakın ilişki sayesinde bilinçli ve bilinçsiz kısımlarını birleştirmek mümkündür. Bu daha gerçek bir benliğe ve gerçek bir duygusal dengeye şekil verecektir.

Carl Jung ve buldukları, birçok insanı etkiledi, ilham verdi ve örnek oldu. Analitik psikolojinin babası, Freudyen kavramları başka bir düzeye taşıyan bir psikiyatrist ve analistten çok daha fazlasıydı. Jung aynı zamanda bilim, antropoloji, astroloji, sanat, din ve rüya dünyasında bir uzmandı.

Bu alanların her birini ayrı ayrı görmekten uzak, onları daha derin, daha bütünleşik ve daha dinamik hale getirmek için onları psikolojiye uyguladı. Bu şekilde, bilinçdışının açıklamasını ve dolayısıyla tüm evrenin açıklamasını yapmış oldu. Her şeyi metodolojisinin şemsiyesi altına getirdi. Çatışmalarımız, ihtiyaçlarımız ve başka her şey, iyi bir zihinsel sağlığın tadını çıkarmamızı zorlaştırıyor.

Bu terapiyi yapan çok fazla uzman yok

Bu terapi uygulamasını yapan çok fazla uzman yok. Bilişsel davranış ya da hümanist olanlar gibi daha yaygın yaklaşımlara dayanan terapiler kadar bilindik bir yöntem değil bu. Bu anlamda Jung’ın işi terapisi gibi yaptığı katkılara rağmen sistematik ve basit bulunmuyor.

“Psikoterapist, her hastayı ve her vakayı eşsiz, harika ve istisnai bir şey olarak kabul edilmelidir. Ancak o zaman gerçeğe daha yakın sonuç alınır.”

– Carl Jung

Yine de Berkeley gibi bazı üniversitelerde Jung’ın teorisi 70’lerden bu yana öğretiliyor. Aynı zamanda geçtiğimiz birkaç on yıldır bu terapi yöntemi bazı Güney Amerika ve Avrupa ülkelerinde de yeniden öğretilmeye başlandı. Örneğin İspanya’da “İspanyol Analitik Psikoloji Topluluğu” Jung’ın mirasını geliştirme ve geleceğin terapistlerini yetiştirme sorumluluğunu üstlenmiş durumda.

Bu nedenle bu terapinin daha çok bilinmeyi hak eden bir psikolojik tedavi yöntemi olduğunu söylemek gerekir.
carl jung

Bu terapinin amacı nedir?

Jung terapisi, bilinçdışımızla bir “anlaşma” kurarak kişinin psişik bütünlüğünü kolaylaştırmayı amaçlayan özel bir psikoterapi biçimidir. İlk etapta anlamamız gereken bir şey, bu psikoterapötik çerçevenin içinde hepimizin “psişik bir alt tabakaya” sahip olduğudur. Bunlar bazen tutumlarımıza, düşünüş tarzımıza ve başkalarıyla ilişkilere etki eden çok karmaşık bilinçdışı dinamiğe sahiptir.

Jung terapistinin amacı bilinçdışı ile uzlaşma yaratmak için bu bilinçdışı faktörlerden haberdar olmamızı sağlamaktır. Bu şekilde, Jung’un bir bireyselleşme süreci olarak adlandırdığı şeyi destekleyebiliriz. Yani, bu tür bir psikanalizle, ihtiyaçlar ve başarılar ile geçmiş ve şimdiki arasında bir uyum sağlayabiliyoruz. Kendimizin gerçekten kendini tanımlayabileceği gerçek bir olgunluğa ulaşabiliriz. Bu, kişinin özgür hissetmesini ve büyümesini sağlayacaktır.

Bu terapi ne zaman ve ne şartlarda işe yarar?

Jung terapisi, depresyon, anksiyete ve hatta olası bağımlılıklar gibi karmaşık süreçleri anlamamıza ve bunlarla başa çıkmamıza yardımcı olabilir.

Bu psikoterapötik yaklaşım, hastanın terapistlerinin yardımıyla geçirmesi gereken bir sürece dayanmaktadır. Kendisine özgü üç aşamadan geçecek: öz-farkındalık, dönüşüm ve gerçekleştirme. Bu yaklaşımla, onu dönüştürmek ve değiştirmek için ruhumuzun en karanlık ve en erişilmez kısmında yatanları görebileceğiz.

Bu yaklaşım hayatımızın aşağıdaki gibi belirli zamanlarında ve durumlarında yararlı olacaktır:

  • Belirsizlik ve hevessiz hissettiğimiz zamanlarda.
  • Nedeni gerçekten bilmediğimiz halde öfkeli ve rahatsız hissettiğimiz zamanlarda.
  • Hayatta ve başkalarıyla ilişkilerimizde sorunlarımız olduğu zaman.
  • Yeni bir başlangıç yapmış olmamıza rağmen yeniden aynı hataları yapmaktan korktuğumuz zaman.
  • Kararlarımızı ne doğrultuda vermemiz gerektiğini bilmediğimiz ve “kaybolmuş” hissettiğimiz zaman.
  • Sadece mutsuzluğa neden olan bazı durumların içinde sıkışıp kaldığımızı hissettiğimiz zaman.
  • Sanatçılar gibi devamlı yaratıcılık gerektiren işlere sahip olan insanlar yeni fikirler bulmakta zorlandığı zaman.
  • Bazı rüyaları anlamlandırmaya çalışanlar.
yol ayrımındaki adam

Terapötik hedefler

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Jungian analizi, hastanın bilinçsiz tarafı ile kişisel bir “uzlaşma” yarattığı özel bir psikoterapi biçimidir. Bu aslında ne anlama geliyor? Temel olarak terapötik strateji, ruhumuzun kaşifleri olduğumuz anlamına gelir. Bunu, bu alandaki profesyonel bir uzmanın şirketinde yapabiliriz; bu, neden bazı dinamiklerin ve bilinçsiz “varlıkların” davranışımızı etkilediğini anlamamıza yardımcı olacaktır. Bunu başarmak için, Jungian terapisi bir dizi çok özel boyutu analiz etmeyi amaçlayacaktır.

Bunlar:

1. Bilinçdışımız üzerinde çalışmak

Freud’lu psikanalizde bilinçdışı, bastırılmış cinsel dürtülerimizin ve arzularımızın büyük bir kısmının yer aldığı bir alandan başka bir şey değildir. Ancak Carl Jung, tüm bu açıklamalardan uzaklaşıyor. Aklımızın derinliklerinde, içerik, semboller, arketipler ve anlamlardan oluşan bir bütün tasarım olduğunu iddia ediyor. Bütün bunları açığa çıkarmamız gerektiğini söylüyor. Bu şekilde ve tüm bu bilinçsiz malzemeyi ele almak için, Jungian terapisi iyi tanımlanmış iki aşamayı kullanır.

  • Bilinçdışı yapımızı anlamak. Rüyaların, sanatın, diyaloğun ya da hayal gücünün analizi gibi bir dizi çok özel stratejiyle, terapist, bilinçdışımızda bulunan her sembol ve arketipi tanımlamalı ve anlamalıdır. Bununla birlikte, hasta da aktif bir rol alır. Bunun nedeni, bu sembollerin büyük bir kısmının söz konusu kişi için çok özel bir anlamı olabileceğidir. Onlar bir problemi kapsayan enerjik güçler gibidirler.
  • Bilinçaltı maddenin bilinçli yaşamımızı nasıl etkilediğini anlamak. İkinci terapötik amaç, içimizdeki her şeyin bilinçsiz bir şekilde nasıl iyi hissetme yeteneğimize engel olduğunu anlamaktır.

2. Rüya yorumları

Bu terapiyi yapanlar rüyaların neye benzediğini analiz etmede başarılıdır. Hayal dünyasının egoyla doğrudan ilişkisi vardır. Kendini gerçekleştirme, ihtiyaçlar, korkular ve sınırlar için önemli bakış açıları getiren bir tiyatro gibidir. Freud rüyaların bazı bastırılmış ihtiyaçların tatmin edilmesinden başka bir şey olmadığını söyler. Ama Jungian terapistler bazen rüyaların daha önemli sesler olduklarına inanır. Tıpkı önümüzde açılıp yeni olanaklar sunan yollar gibi ki bunlar hayatı zenginleştirir.

Bu nedenle Freud gibi bilinçli ve bilinçdışı olan dünyaları ayrı şeyler olarak görmek yerine bu terapi ikisini bir olarak değerlendirir. Aklımızda bu ikisini birleştirdiğimiz sürece özgürüz oluruz.

Jung terapisini temsil eden beyin figürü

3. Komplekslerimizi tanımlamak

Herkesin kompleksi vardır ama sağlıklı olmayan bunların bizi ele geçirmesidir. Bu hayatın kendiliğinden akışını, fırsatları ve büyüme potansiyelini kaybetmeye neden olur.

Jung komplekslerin iç dünyamızdaki idealler ve kişisel deneyimlerimizle ilgili olduğunu söyler. Bu fikirleri kullanarak ve bu analitik yaklaşıma bakarak aşağıdakileri söyleyebiliriz:

  • Karun kompleksi: üstün olmak için para ve güç sahibi olma ihtiyacı.
  • Kabil kompleksi: kıskançlık.
  • Aşil kompleksi: kırılganlığı gizleme ihtiyacı.
  • Brunilda kompleksi: eşini kahraman olarak görme.
  • Erostrato kompleksi: sürekli ilgi arama.
  • Antigone kompleksi: ilgi ve korunma ihtiyacı.

4. Kişilik tipi

Jungian terapisinde en çok kullanılan değerlendirme araçlarından biri şüphesiz ki, Isabel Briggs Myers ve Katharine Cook Briggs tarafından geliştirilen Myers-Briggs göstergesidir. Bu ölçek Jung’un Psikolojik Türleri kitabına dayanarak oluşturuldu ve aşağıdaki hedeflere sahip:

  • Hangi noktada, dönüşüm ve dışadönüklük arasındaki ölçekte olduğumuzu anlamak.
  • Çevremizi nasıl işlediğimizi ve her birinde sakladığımız bilgileri bilmek.
  • Duygularımıza, yargılarımıza dayalı olarak kararlarımızı nasıl verdiğimizi bilmek.
  • Tercihlerimizin, duygusal ihtiyaçlarımızın ve iş tercihlerimizin neler olduğunu keşfetmek.

Jung terapisi hangi teknikleri kullanır?

Jung’ın daima teorilerini standartlaştırmayı ve klinik uygulamalarını reddetmesi ilginçtir. Bu nedenle Jung’ın kitaplarına makalelerine ve araştırmalarına başvurmak zorunludur. Bunları kullanarak terapiyi yapanlar uzlaşma sağlayabildiler.

Bu nedenle, sahip olduğumuz şey, uzman ve hasta arasındaki diyalektik bir ilişki yoluyla geliştirilen bir dizi tekniktir. Bu ilişkide bir yakınlık, güven ve ortaklık hissi olmalı. Aynı şekilde Jung, yazılarında aşağıdakileri başarmamız gerektiğini açık bir şekilde gösterir:

“Diyalektik prosedürde terapistin her zaman hastanın kişiliğine saygı duyması önemlidir. O, onurla muamele görmeli ve kendimizi önyargılı fikirlerden uzak tutmalıyız. Psikoterapötik değişimi kolaylaştırmak için bu karmaşık keşif yolculuklarında ve gelişmelerindeki kişiye eşlik etmeliyiz. Bu bireyselleşme sürecinde hastanın aklındaki doktor veya terapist tarafından bırakılan “psikiyatrik allerjen” olmamalıdır.”

Bu terapide hastanın güvenini kazanmak ve rahat hissetmesini sağlamak önemlidir. Ancak bu şekilde iyi bir ortaklık yakalanıp aşağıdaki maddeler gerçekleştirilebilir:

Konuşma terapisi

Jung’un terapisi her şeyden önce konuşmaya dayanır. Hasta güvenli ve rahat hissetmelidir. Ancak o zaman, rüya analizi veya diğer yaratıcı stratejiler gibi diğer teknikleri gerçekleştirebileceksiniz. Bunların içinde hem hasta hem de terapist bilinçdışı dünyayı anlamak için birlikte seyahat edebilecek ve dönüşüm amacına yönelecektir.
konuşma terapisi

Rüya analizi

Bir rüyanın yorumlanması ve anlaşılması söz konusu olduğunda, Jung’un konuyla ilgili kitaplarından birini satın almamız gerektiğini düşünebiliriz. Bu durum böyle değil. Jung terapistleri, bir hastanın hayallerinde ortaya çıkan semboller ve arketipler dizisinin, o kişinin kişiliği ve kişisel koşulları ile ilgili olduğunu bilirler.

Bu nedenle, bu çok hassas, titiz ve aynı zamanda derin ve ifşa edici bir süreçtir.

Sözcük çağrışımı

Sözcük çağrışımı bu terapide oldukça yaygındır. Bu terapide doktor bir kelime, cümle ya da bir fikir söyler ve daha sonra hastadan bununla ilgili aklına gelen ilk kelimeyi söylemesi istenir. Yanıttaki hız veya gecikme, bazı bilinçsiz dirençleri veya kompleksleri ortaya çıkarabilir.

Yaratıcı aktiviteler

Her Jungian terapisti, farklı tipteki yaratıcı aktiviteleri, hastanın kişiliğine bağlı olarak az ya da çok geçerli olarak değerlendirecektir. Bununla birlikte, resim yapma, çizim yapma, dans etme ya da bir rüya günlüğü tutma gibi basit aktiviteler her zaman parlak stratejilerdir.

İfade, hayal gücü ve yansımayı destekleyen ve bilinçdışı dünyamızın bilinçli dünyaya getirdiği her türlü eylem idealdir.

Jung terapisi etkili midir?

Bu noktada psikoterapötik yaklaşıma çekilmeye meyilliyiz. Ancak genelde kendimize bu terapinin gerçekten etkili olup olmadığını soruyoruz? Çoğumuz değişik türden rahatsızlıklar için bilişsel davranış terapilerinin etkili olduğunu biliyoruz. Bu soruya cevap ise “evet”.

Jung terapisi psikolojik sıkıntı ile baş etmek için yararlıdır. Ayrıca, yaşamlarımızda daha fazla tatmin elde etmemize ve iş performansımızı ve aile ve aşk ilişkilerini geliştirmemize yardımcı olabilir. Kişisel bilgi birikimini teşvik eder ve kişisel kriz zamanlarının üstesinden gelmemize yardımcı olur.

2013 yılında yayınlanan bir çalışma Jungian terapisini onayladı. 90 seansta tam bir terapötik başarı elde edebileceğimizi iddia ediyor. Bu tür bir psikolojik yaklaşımın ihtiyaçlarımızı karşılayacağını düşünürsek ve eğer bir Jungian terapisti ile çalışmak konusunda rahat olacağımızı düşünürsek, o zaman bu adımı atmaktan korkmamalıyız. Çok değerli olacak bir keşif yolculuğu olacak.
kırda gezen yalnız kadın

  • Hall H, Norby L. (1968). Fundamentals of Jung’s Psychology. Buenos Aires
  • PsiqueHocheimer W (2004). The Psychotherapy of Jung,  Barcelona
  • Herderfordham, M (1999). Technique in Jungian Analysis (The Library of Analytical Psychology), Boston.
  • Karnac Jung, C. G. (1981). Archetypes and Collective Unconscious. Barcelona, ​​Paidos.
  • Jung, C.G (1993). Structure and Dynamics of the Psyche. Editorial Paidós, Buenos Aires.