Josef Breuer: Psikanalizin Atası

Ocak 21, 2020
Josef Breuer, tıp ve fizyolojiye önemli katkılarda bulunan titiz bir araştırmacıydı. Ayrıca Sigmund Freud'un öğretmeni ve arkadaşıydı. Breuer, daha sonra Freud’cu psikanalize dönüşecek şeyin yolunu açtı.

Josef Breuer, psikanalizin oluşumunda çok önemli bir rol oynayan seçkin bir doktor ve fizyologdu. Onu baba figürü olarak gören Sigmund Freud ile yakın arkadaştı. İki adam da birbirlerine hayrandılar ve saygı duyuyorlardı, arkadaşlıkları her ikisi için de önemliydi.

Birlikte, psikanalizin temel çalışması olan “Histeri Çalışmaları”nın ilk baskısını düzenlediler. Ayrıca, Freud’un, psikanalitik yöntemi geliştirmek için kobay olarak kullandığı ve bu yüzden ünlü olan Anna O.’yu ilk tedavi eden kişiydi. Anna ile ilk tanışan Breuer idi ama onu Freud’un ofisine gönderdi.

Bu parlak Avusturyalı doktor, solunum ile vücut ısısı ve iç kulak ile denge arasındaki ilişkiyi de keşfetti. Tarihçiler aynı zamanda onu psikanalizin serbest çağrışım yönteminin öncüsü olan Kathartik yöntemin de yaratıcısı olarak görüyorlar. Bu yazıda, kısaca hayatı hakkında konuşacağız ve çalışmalarının önemini ele alacağız.
Anna O. İlk önce Josef Breuer'in hastası olmuştur.

Josef Breuer’in erken dönemi

Joseph Breuer, 15 Ocak 1842’de Avusturya’nın Viyana kentinde doğdu. Babası, Yahudi cemaatinde önemli bir figürdü. Breuer asla çok dindar olmasa da, kendisini Yahudilikten kasıtlı olarak uzak tutmadı. Breuer’in annesi henüz o dört yaşındayken öldü. Annesinin ölümünden sonra babası ve büyükannesi tarafından büyütüldü. 1859’da 19 yaşındayken Viyana Üniversitesinde tıp eğitimi almaya başladı. Orada, Karl Rokitansky ve Josef Skoda gibi zamanın en büyük bilim adamlarıyla çalıştı.

Aynı zamanda ünlü bir klinik iç hastalıkları uzmanı olan Viyanalı  Johann Ritter von Oppolzer’in vesayeti altındaydı. Von Oppolzer, Breuer’ı Viyana Genel Hastanesinde asistanı olarak işe aldı. Daha sonra algı üzerine araştırmalar yapan fizyolog Ewald Hering tarafından işletilen bir laboratuvarda çalışmaya başladı.

Bu laboratuvarda, Vagus sinirinin nefes alarak vücut sıcaklığını düzenlemede oynadığı rolü keşfetti. Bu keşif onu tıp camiasında meşhur etti. Ayrıca iç kulak ve denge arasındaki bağlantı üzerinde çalışmaya devam etti.

Sigmund Freud ile tanışması

1871’de Josef Breuer kendi muayenehanesini açmaya karar verdi. Franz Brentano ve Johannes Brahms gibi prestijli hastaları tedavi etti. Zamanını Viyana Üniversitesi Fizyoloji ve Farmakoloji Merkezinde öğretim ve araştırma arasında harcıyordu ve burada, 1877’de öğrencilerinden biriyle yakın arkadaş olacaktı. Bu öğrencinin adı Sigmund Freud’du.

1870’lerin sonlarından beri Josef Breuer psikolojiye doğru çekildiğini hissediyordu. O zamanlar çok popüler olan hipnozla çok ilgilendi. Bazı insanlar hastalarının çoğunun histeri belirtileri olan zengin kadınlar olması nedeniyle akıl sağlığına olan ilgisinin tetiklendiğine inanıyor.

Freud, onunla aynı ilgi alanlarını paylaşıyordu ve zaman geçtikçe samimi arkadaşlar oldular. Breuer, gelecekte psikanalizin babası olarak anılacak Freud’a  özel muayenehanesini kurabilmesi için önemli miktardaborç para verdi. Ayrıca ona tıp eğitimi almasını tavsiye etti. Merakları ve ilgi alanları, iki arkadaşın es-kaza zihinsel bozukluklarda uzmanlaşma yolunda ilerlemesine yol açtı.
Sigmund Freud, Josef Breuer'in öğrencisiydi.

Anna O. ve histeri

Josef Breuer, Sigmund Freud ile çalışması sonunda  tarihe geçecek olan Anna O. adında bir hastayla çalışan ilk kişi oldu. Breuer onu tedavi etmek için hipnoz kullandı ve iyi bir ilerleme kaydediyorlardı. Bununla birlikte, Anna O. doktora özellikle düşkündü ve bu durum Breuer’i rahatsız ediyordu. Profesyonel ilişkileri, bir hezeyan sırasında Anna O., Dr. Breuer’in çocuğunu doğuracağını iddia ettiğinde sona erdi.

Breuer, hastasını, psikanalizin teorik gelişimi ve pratiği açısından etkileri olacak bir harekette bulunarak, Freud’a yönlendirmeye karar verdi. Aynı zamanda bu durum iki ünlü Avusturyalı arasındaki dostluğun bitmesine neden olacak olan olaydı. Anna O. ile işini bitirdiğinde Freud histeri hakkında kesin bir teori yayınlamaya hazırdı. Ancak Breuer, Freud’un teorisine katılmıyordu.

İlişkilerinin kötüleştiğinin bir işareti, Breuer’in Freud’dan kendisine borçlu olduğu parayı geri ödemesini istemesiydi. Zaten sahip oldukları teorik anlaşmazlıklara ek olarak, bu hareket arkadaşlıklarından geriye kalanları da yok etti. Bununla birlikte, Breuer’ın parlak öğrencisinin kariyerini takip etmeyi asla bırakmadığını belirtmek gerekir.

Breuer 1925’te öldüğünde, Freud başsağlığı dileklerini Breuer’in oğluna gönderdi. Oğlu, babasının Freud’un çalışmalarına ve psikanalizdeki ilerlemelerine olan ilgisini asla kaybetmediğini söyledi. Freud “Babanın daha sonraki çalışmalarımla olan ilişkisi hakkında söylediklerinden haberim yoktu ve hiç iyileşmeyen acı verici bir yarayı iyileştirdiler”. Diye cevap verdi.

Böylece, o çağın en verimli ilişkilerinden biri buruk bir mutlu sona ulaştı. Karşılıklı hayranlıkları hiç durmadı, ancak farklılıkları arkadaşlıklarından daha güçlüydü. Bugün, Freud’un adı camiada daha aşina olunmasına rağmen, her iki adam da iyi biliniyor. Bununla birlikte, Josef Breuer’in psikanaliz alanına yaptığı önemli katkıları unutmamak gerekir.

  • Bedó, T., & Rocco, I. M. (1976). A propósito de la contribución de Josef Breuer a los Estudios sobre la histeria. México: Siglo Veintiuno Editores.