İskenderiyeli Hypatia: Bilim ve Din

Ocak 1, 2020
İskenderiyeli Hypatia bilime derinden inanan ve mümkün olan en acımasız yolla öldürülen bir devrimciydi. Hakkındaki her şeyi bu yazımızda okuyun!

İskenderiyeli Hypatia ilk filozof, matematikçi ve fizikçiydi. Milattan sonra 4. yüzyılın sonunda Mısır’da doğdu. 5. yüzyılın başlarında İskenderiye’deki Neoplatonik okulun öğretmenlerinden biri ve müdürüydü. Hypatia geometri ve mantık gibi konularda çok bilgiliydi. Bununla birlikte, Neoplatonik kuralların belirlediği üzere bir sofu hayatı sürdürdü.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere aristokratlar, Hristiyanlar ve Paganlar için üst düzey bir okulda öğretmen ve eğitimciydi, ki bu öğrenciler sonrasında İskenderiye toplumunda yüksek pozisyonlara ulaşıyordu. Hypatia bu şekilde toplumun etkili figürlerinden biri haline geldi ve bu başka insanların kıskançlık hissetmesine sebep olmuştu.

Bilimsel başarılarının arasında gökteki yıldızların durumunu belirlemeye yarayan ilkel usturlaplar da vardır. Bunun yanı sıra, karmaşık matematiksel hesaplamalara ihtiyaç duymadan sıvıların bağıl yoğunluğunu belirlemek için kullanılan bir cihaz olan hidrometreyi de icat etmiştir.

İskenderiyeli Hypatia'nın bir kara kalem çizimi.

Hristiyanlar ve Paganlar: Bilim ve Din

İskenderiye Hristiyanlar ve Paganlar arasında yaşanan kanlı bir sivil savaşın nükleer merkeziydi. O zamanlarda Hristiyanlığın temsilcisi Piskopos Theophilus idi. Hristiyan olmayan herhangi bir dini ibadeti (yani Paganlığın herhangi bir biçimini) bitirme niyetindeydi. Diğer yandan, entelektüel elit kısım Pagan tapınağının savunucularını desteklemekteydi. Paganizmi savunmuş olan tüm filozoflar hayatlarını kurtarmak için İskenderiye’yi terk etti.

Ancak, İskenderiyeli Hypatia felsefe, bilim ve matematiğin siyasi-dini anlaşmazlıklarla herhangi bir alakası olmadığını düşünüyordu. Bundan dolayı bu iç savaşın sanki onunla hiçbir alakası yokmuş gibi ders vermeye devam etti. Hatta, o zamana kadar, belki de her zaman durumla ilgili nötr bir pozisyon almış olduğu için, kimse onu rahatsız etmedi.

Fakat, amansız Cyril de işin içine girdiğinde Hristiyan olmayan herkes ve her şeye gösterilen zulüm seviyesinde hatırı sayılır bir artış ortaya çıktı. Bu sefer Hypatia tartışmaların dışında kalamadı. Onun yerine, görevi devletin düzenini sağlamak olan bir emperyal delege olan Orestes’in yanında yer almayı seçti. Ne de olsa, Yunanlı Aristocu polis dininin sadece siyasetin bir parçası olduğu, bunun tersinin düşünülmediği göz önüne alındığında Hypatia geleneksel her şeyin bir şekilde onu temsil ettiğine inanıyordu. Fikri, siyasetin ve vatandaşların refahının her zaman dini otoritelerden önce gelmesi gerektiği yönündeydi.

O zamana kadar Hypatia İskenderiye’nin elitlerine ders veriyordu ve bunların içerisinde hem Paganlar hem de Hristiyanlar vardı. Hristiyanlığın diğer felsefi ve dini fikirlerle uyumlu olabileceğinin canlı örneği bizzat kendisiydi. Tüm sektör ve sınıflara ait, ona imrenen insanların bulunduğundan bahseden kaynaklar vardır. Yani, neredeyse herkes, zira onu şehirde istemeyen dini fanatiklerle dolu görmezden gelinemeyecek bir Hristiyan mezhebi de vardı. Ek olarak, kendisinin etkisinin alt tabakaya da ulaştığından da bahsetmemiz gerekir, sadece bu etki dinin etkisi kadar güçlü değildi.

İskenderiyeli Hypatia'nın birine bir şeyler anlatırken çizilmiş bir yağlı boya resmi.

Pagan ve Cadı İskenderiyeli Hypatia

Hristiyanlar İskenderiyeli Hypatia’ya Pagan derlerdi. Onun ‘cadılık durumu’ ile ilgili dedikodular yaymak zor değildi. Matematiksel semboller okuma yazma bilmeyen insanlara şeytani gelirdi. Bunun da üstüne, astronomiyi astroloji ile karıştırma eğilimindeydiler. Aniden, İskenderiyeli Hypatia karanlık sanatlarla uğraşan bir cadı haline gelivermişti.

Bir gün, 415 yılının Mart ayında, Hypatia Lent sırasında arabası ile evine dönüyordu. Aniden bir kalabalık ona saldırdı, onu arabasından çıkarttı ve İskenderiye’deki Caesareum kilisesine götürdü. İşte bu noktada, burada, Hypatia’nın derisi duvarlardan alınmış seramik parçaları ile kendisi hala canlıyken yüzüldü. Bundan sonra da Hypatia’nın vücudunu bir şenlik ateşinde yaktılar.

Bu cinayet açıkça dini, siyasi ve felsefi idi, felsefi idi çünkü Hypatia hep fanatik inancın karşısında diyalog kurmak ve mantığı savundu. Siyasi idi çünkü Hypatia dinin siyasete boyun eğmesi gerektiğine inanırdı. Son olarak, dini idi çünkü İskenderiyeli Hypatia Paganizm ile Hristiyanlık arasındaki kültürel savaşın belki de en acı verici temsilidir.