İnsanlar ve Fanilik

Ölüm; bir ilham, korku, yas ve sevgi kaynağı olabilir. Bize bir şeylerin sonlu olabileceğini hatırlatır. Son kavramı ise insan doğasını oldukça özel bir yolla biçimlendirir.
İnsanlar ve Fanilik

Son Güncelleme: 16 Aralık, 2019

İnsan, hayatın bir sonu olabileceğini anlayan tek canlı türüdür. Hatta insanlar insan hayatının sonlu doğasını araştırmak için koca bir disiplin yaratmış ve adına felsefe demiştir. Ölüm üzerine düşünerek bolca vakit geçiririz. Fanilik ve onun farkında olmak, günlük olaylara bakışımızı ve kararlarımızı soyut seviyede düşünmeye iter bizi.

Borges, Ölümsüz adlı hikayesinde, sonsuza dek yaşayan bir adamın hikayesini anlatır. Hikayenin bir yerinde, bu adam Homer’la karşılaşır, Homer da ölümsüzdür. Bu karşılaşmadan sonra şöyle düşünür: “Homer’a Tanger kapısında veda ettim. Ama birbirimize elveda dediğimizi düşünmüyorum.” İki ölümsüz insanın “elveda” demesine gerek yoktur. Onlar için bu ihtimalin önüne geçebilecek herhangi bir “son” yoktur.

İnsanlar faniliğin farkında oldukları için değerli varlıklardır, çünkü hayatta oldukları her ana sonsuz değer verirler. Fanilik, her ana değer kazandırır.

fanilik ve tünelin sonundaki adam

Dünyaya düşen insanlar

Yukarıda belirttiğimiz gibi, hayatınızın her anı eşsizdir çünkü ileri doğru giden bu yol, ölüme giden yoldur. Sanki insanlar dünyaya atılmadan önce, tarihi, sosyal ve aile durumları çoktan belliydi. Bu, hayatınızın önceden belirlenmiş olduğu anlamına mı gelir?

20. yüzyılın en önemli varoluşçu düşünürü Martin Heidegger, fanilik ve bunun farkında olmamız, özgün düşünceye sahip olmamızı aşırı derecede çekici kılar. Özgün olmayan düşünce, dönüşlü değildir ve dolu dolu bir hayat yaşamanız için size yardımcı olmaz.

İnsanlar ve özgün olmayan düşünce

Özgün olmayan düşüncenin ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için şu çok yaygın olarak görülen durumu hayal edin. Bir taksiye bindiniz, radyo açık ve taksi şoförü radyoda dinlediği haberleri size anlatmaya başlıyor. Konu hakkındaki düşüncelerini sizle paylaşıyor, ki siz bu kişinin dinlediği radyo istasyonundan da aynı fikre ulaşabilirdiniz.

Heidegger başkalarının düşüncelerini ve fikirlerini, üzerine düşünmeden tekrar etmenin özgün olmadığına inanıyordu. Taksi şoförü (örnek olarak) söylediği şey üzerine düşünmüyordu. Onun yerine sadece başka insanların düşüncelerini tekrar ediyordu.

Heidegger için özgün olmayan bir hayat, hayatınızı dış dünyada yaşıyorsunuz anlamına gelir. Bu nedenle hayatınız faniliğinin farkında olmadan geçiyor demektir.

Özgün olmayan bir hayat, faniliğinin farkında değildir.

yeşillik önünde mutlu kadın

İnsanlar ve özgün düşünce

İnsan hiçlikten geldi ve hiçliğe geri dönecek. İnsan olarak durumunuz (kesinlikle şimdiki zamanda yaşayıp geleceğe doğru gitmek) sizi gerçekler yerine olasılıklar üzerinde daha çok düşünmeye iter. Siz; kendi olasılıklarınızsınız ve tüm olasılıkların üstündeki olasılık ölümdür. Hayatınızla ne yapmayı tercih ettiğiniz size kalmış. Eninde sonunda öleceksiniz. Fanilik, hepimizin her zaman yanında.

Özgün bir hayat seçen insanlar, ölüm nedenleri üzerinde düşünmenin anksiyetesi ile bunu gerçekleştirmektedir. Var olmayı bırakmak hakkında hiçbir şey düşünmemek nasıl bir şeydir? Hayatınızın eşsiz olduğunu ve her anın son anınız olabileceğini bilerek kararlar alırsınız. Kimsenin sizin için ölmeyeceğini ve ölümün kalan her şeyin üstünde olduğunu bilirsiniz.

İlgini çekebilir ...
Morel’in İcadı: Ölümsüzlük Üzerine Güzel Bir Düşünce
Aklınızı KeşfedinRead it in Aklınızı Keşfedin
Morel’in İcadı: Ölümsüzlük Üzerine Güzel Bir Düşünce

Morel'in İcadı, Bioy Casares'in ünlü romanlarından biri olup, ölümsüzlük teması üzerinde durmuştur. Bu yazıda, bu eseri inceledik.



  • Saña, Heleno (2007). «la filosofía de la desesperanza». Historia de la filosofía española (1ª edición). Almuzara. pp. 202-3.
  • Homolka, Walter y Heidegger, Arnulft (editores) (2016). Heidegger und der Antisemitismus. Positionen im Widerstreit. Herder. 448p.