Kendi Yalanlarımızın Yansıması

Ağustos 6, 2017

Aklımızla ya da kalbimizle verdiğimiz kararlar, yalan da olsa doğru da olsa. Bu, Yunan felsefesinden ve Aristoteles gibi bazı önemli figürlerinden doğan, hayatımıza ve düşüncelerimize hükmeden bitmek bilmeyen bir ikilemdir. Bu filozofun Yunan düşüncesine katkıları ona “O Filozof” ünvanını kazandırdı.

Bununla birlikte Aristoteles, “O Bilim İnsanı” olarak da bilinir çünkü bilimin en sağlam temellerinden birini de kurmuştur: gözlemle ve deneylemeyle doğruya ulaşın, soyut akıl yürütmeye dayanarak değil.

Aristoteles, insanoğlunun en önemli organının beyinden ziyade kalp olduğunu düşünürdü. Yunan filozofa göre duyguları ve eylemleri yöneten beyin değil kalpti. Çevremizden edindiğimiz bilgileri birleştiren ve bedenimizin öbür tarafında kalan evrenin cevaplarının doğduğu yer burasıydı.

“Bana göre en cesur kişi düşmanlarını yenen kişiden çok arzularını yenendir, çünkü en zor galibiyet kişinin kendine karşı kazandığı galibiyettir.”

– Aristoteles

Aristoteles’in, davranışlarımızın esas merkezinin kalbimiz olduğunu düşünmesinin nedenleri çeşitlidir. Yazılarında söylediklerine dayanarak bu sebeplerden bahsedebiliriz: kalp, bedenimizin merkezi bir yerinde bulunur ve hislere karşı duyarlıdır.

Aristoteles diğer yandan, kalbimiz bazı duygulara cevap olarak hızlı atmaya başladığı sırada beynimizin hiçbir şey yapmadığını öne sürer. Aristoteles, kafatasını açıp beyni açığa çıkardığımızda beyni parçalara ayırsak bile canlı varlık herhangi bir acı çekme belirtisi göstermezken benzer bir şekilde kalbe müdahale edildiğinde kalbin son derece rahatsız olduğunu anlıyordu.

Kendini kandıranlar başkalarını kandırmakta da başarılıdır

Kendini kandırmak insanlar arasında yaygın bir özelliktir. Beynimiz neler olduğunun farkındadır, fakat yalanlarla dolu paralel bir gerçeklik yaratmak için birkaç mekanizmayı harekete geçirdiğinde bu yalanlara inanmaya başlarız ve tekrarlayarak onlara göre hareket ederiz.

Plos One dergisinde yayınlanmış bir araştırmaya göre kendini kandıran insanlar başkalarını kandırmakta en başarılı kişilerdir. Bu araştırma çeşitli İngiliz üniversiteleri (Newcastle Üniversitesi, Queen Mary London, Exeter ve University College London) tarafından yürütülmüştü.

“Beden, aklın yansımasından başka bir şey değildir ve akıl ise ışık saçan kalbin yalnızca zayıf bir yansımasıdır.”

– Ramana Maharshi

Bir grup öğrenci bir araya getirilip başkalarını ve kendilerini puan vererek değerlendirmeleri istendi. Araştırmacılar, yüksek puan alan kişilerin, gerçek performanslarına bakılmaksızın diğerleri tarafından daha fazla puan aldığını saptadı. Aynı test altı hafta sonra tekrarlandı ve sonuçlar aynıydı.

Kendini kandırmak yararlı olabilir mi?

Pensilvanya Üniversitesinde evrimsel psikolog ve Why Everyone (Else) Is A Hypocrite [Neden (Diğer) Herkes İkiyüzlü] kitabının yazarı Robert Kurzban’a göre kendimizi kandırmak göründüğü kadar da kötü bir şey değildir, özellikle de insan türü gibi sosyal türler için. Belki de zaman zaman söylediğimiz yalanlar belli bir işlev görüyordur…

Robert Kurzban iki temel fikir öne sürer. Bir yandan, aklın farklı parçalardan ve modüllerden oluştuğunu düşünürsek, yüzeysel şeylerden ahlak anlayışına kadar her konuda neden çelişkili şeylere inandığımızı anlamak kolay olur. Diğer yandan, dışarıda bir dünya varken, beynimiz kendini bizim deneyimlerimizi yorumlamaya adamıştır. Gerçekliğe değil, yalnızca beynimizin gerçekliği yorumladığı şekline ulaşımımız vardır.

Kurzban’a göre insanlar evrimleşmiş varlıklardır ve evrim de rekabete dayalı bir süreçtir. Bizi çevreleyen her şeyle rekabet etmek için evrimleştik ve bu şekilde kandırmayı ve yalanlar kurmayı öğrendik. Bu rekabetçilik kısmen başkalarını doğru olmayan şeylere inandırmaya dayanır.

Yalanlar söyleyerek kendini kandırmanın birçok farklı yolu var, ancak sormamız gereken asıl soru “Kendimi kandıran ben miyim?” ya da “İlginç bir şekilde ben mi yanlış yapıyorum?” olmalıdır. Yanlış inançlara sahip olmak, başkalarını bizi ilgilendiren bir konuda ikna etmek için kullanışlıdır ve bize avantaj sağlar.

“Kendini kandırmaktan daha kolay bir şey yoktur. Çünkü her insan ilk inandığı şeyi ister.”

– Demosthenes