İçinizdeki Zenginliği Uyandırın

· Aralık 12, 2017

Çoğumuz eksikliklerimize odaklanan bir düşünce yapısına sahibiz: sahip olduklarımızın farkında olmaktansa sahip olmadığımız her şeyi takıntı haline getiriyoruz. Şükretmek, olduğumuz kişiyi ve etrafımızdakileri takdir etmek hakiki servete yaklaşmanın şüphesiz ki en iyi yoludur.

Bu modern bir hastalıktır diyemeyiz. O tarif edilemez, bir şeylerin eksik olduğu ve hep bir eksiklik bulabileceğimiz bir uçurumun kenarında yürüyormuşuz hissi; bu, insanoğlunun sonsuz varoluşsal krizidir. Şimdi, bu tarz düşünceleri kontrol etmek ve mantığa uygun hale getirmek gerekiyor. Yoksa bu eksiklik evin camlarını saran bir sarmaşık gibi büyüyecektir.

“Zenginlik benim doğal halim ve bunu böyle kabul ediyorum.”


Bu hisle başa çıkmanın öyle çok kolay olmadığını da biliyoruz. Bunun sebebi, mevcut ve aşikar bu sosyal eşitsizliğin “eksiklik” kelimesini her zamankinden daha somut bir hale getirmesi değildir. İşsizlik, gelirsizlik ya da belirsiz bir gelecek gibi endişelerimiz yüzünden zenginlik kavramı bize ironik gelir. Bununla birlikte, bu kavramı anlamak ve motivasyon olsun diye gerçekliğimize uygulamak, günlük hayatımızla daha akıllıca yüzleşmemize yardımcı olabilir.

çiçeklerle yatan kadın

Doğal zenginlik ve yapay zenginlik

Tarihçi Yuval Harari’nin “Sapiens, a brief history of humankind (Sapiens, Hayvanlardan Tanrılara)” adında enteresan bir kitabı var. Harari bu kitapta, evrim tarihi ve Homo sapienlerin başarısı hakkında kışkırtıcı bir analiz yapıyor. Okuyucu, kendi türünün zalimliğinin birçok senaryoda etikten önce geldiği hissiyle kalarak kitabı bitirir.

Doktor Harari, “yapay zenginlik” olarak tanımlanan bir durumda yaşamaya alıştığımıza dikkat çeker. Örneğin, kendi çıkarlarımız için doğayı o kadar sömürdük ki Dünyayı ve ekosistemi, bize sağlayabileceğinden daha fazlasını vermeye zorlayacak dereceye geldik. Aynı şekilde modernlik, “biriktirmenin” ya da “bir şey edinmenin” bireyin statüsünü tanımladığı bir materyalizminin etrafında dönmektedir. Bunların eksikliği ise rahatsızlık verir ve mutsuz eder.

kelebeklere dokunan kadın

Zenginlik kavramını çarpıttık ve esas anlamından uzaklaştırdık. Doğada zenginlik, her şeyden önce denge ve saygı demektir. Bu ahengi bozma ihtiyacı duymaksızın halihazırda etrafımızda olanın değerini bilmektir. Böylelikle doğa bize olanaklarından daha fazlasını sunabilir.

Bu, modern Homo sapienlerin anlayamadığı bir şeydir çünkü Benjamin Franklin’in zamanında söylediği gibi zamanın para demek olduğu bir noktaya geldik. Aslında zaman, faydalanılması gereken bir hediyedir fakat biz değerlendirmeyi unuturuz.

Nasıl zenginlikte yaşanır

Zenginlik parayla, eşya hatta güç edinmeyle eşanlamlı değildir. Zenginlik, eksiklik ya da içimizde sonsuz bir boşluk hissi olmadan bir bütün olduğumuza inanmaktır.

“Zenginliğin ilk tohumu minnettir.”

Her ne kadar ironik gelse de, güçlük yaşadığımız zamanlar bu içsel zenginliği hissetmenin her zamankinden daha gerekli olduğu zamanlardır. Esas psikolojik gücümüzü ancak bu şekilde zorluklarla yüzleşmek için kullanabiliriz. Ayrıca fırsatları sezebilmek ve etrafımızdaki her şeye karşı daha anlayışlı olabilmek için de…

çiçekler kuş ve kadın

Esas içsel zenginliği kurmanın anahtarı

“Eksiklikten gelen motivasyon” olarak bilinen duruma birçoğumuz alışkınız. “Cep telefonum hala iyi durumda ama bu markanın en son ürünü piyasaya sürüldü ve herkeste ondan var. Tabi ki bende de olması lazım.”

Çoğu bizde olmayan şeylerdir. Konforlu özellikleri olan bir eviniz olmayabilir. İdeal fiziğe sahip olmayabilirsiniz ya da sevgilinizin bazı kusurları olabilir. Belki de geçen yaz arkadaşlarınızın gittiği o mükemmel tatil yerinde tatil yapma şansınız olmamıştır. Eksiklik ekonomisiyle yaşamak bir virüs gibidir; duvara yayılan rutubet izleri gibi durdurulamaz bir hastalık. Mide bulandıran görüntüsüyle hep oradadır.

  • Haydi bu zihinsel yaklaşımın sebebi olan yerden uzaklaşalım. Varlığımızı özel olarak bu materyal dünyaya odaklı tutmak çok yorucudur. Bu şekilde asla tatmin olamayız.
  • Zihinsel bakışınızın odağını değiştirin ve mevcut olan şeylere yönlendirin ki gerçek gücünüzün, güzelliğinizin ve zenginliğinizin nerede olduğunu anlayın.

Haydi olumlu, mevcut ve elle tutulur olanı benimseme kapasitesi olan bir ruh hali geliştirin. Sahip olmadığınıza, var olmayana ya da eksik olana odaklanmayın. Yalnızca olduğumuz kişi için ve bizi tanımlayan ve çevreleyenler için müteşekkir olduğumuzda refaha açılan kapıyı aralayabiliriz.