Hayatınızı Sevdiğiniz Şey Belirlesin

16 Ocak, 2017
 

Hayatta sevdiğiniz şeyleri bulmanın yolu mantıkla inceleyip düşünmenin çok ötesindedir. Sizi, hissettiğiniz, yaşadığınız veya tecrübe ettiğiniz her ne varsa, onları hissetmeye davet ediyoruz.

Uzun uzadıya, gereğinden fazla düşünmek, güzel ve görkemli olan her şeyi bir soruna dönüştürebilir. Sahip olduğumuz her şeyi kontrol etmeye ya da onlara bir anlam yüklemeye çalıştığımızda, benliğimiz karmaşık bir hal alıyor. Kolaylık, konfor, güvenlik ve istikrar arıyoruz, ancak yaşamı gerçekte olduğu gibi görmemize ya da kabul etmemize izin vermeyen bu anlamsız arayışta kendimizi kaybediyoruz.

Sahip olduğumuza inandığımız şeyleri kaybetme korkusu ile yaşıyoruz. Bir şekilde, acı çekmeyeceğimizi, mazideki kapanmayan yaraları unutabileceğimizi düşünerek, korku içinde yaşıyoruz. Her türlü ıstıraptan kaçınabileceğimiz umudunu besleyerek yaşıyoruz, ancak aslında kendimizden kaçıyoruz.

“Sabit, temkinli ve tutarlı bir hayat sürseydim, yaşayan bir ölü olurdum. Bu yüzden, karmaşayı, belirsizliği, korkuyu ve duygusal gel gitleri kabul ediyorum; çünkü akıcı, karmaşık ve heyecan verici bir hayat için ödemeye hazır olduğum bedel bu.”

– C. Rogers

manzara-kadin
 

Hayat bir armağandır

Sevdiğimiz her ne ise, her yerde olabilir, çıkıp bunu aramaya gerek yok. Her şeye sürekli bir anlam yükleme çabası içerisinde olmadan, olanı olduğu gibi kabul etme cesaretimiz olduğunda sevgi kendiliğinden ortaya çıkar.

Başka insanlarda, sanatta, doğada, düşüncelerde, jestlerde, mis kokularda, lezzetli tatlarda, sıcak kucaklaşmalarda ve anlamlı sözcüklerde güzelliği bulur ve bunlara minnettar oluruz… Güzelliği hissetmek ve idrak etmek, zihnimizi sakinleştirip ve duyularımızı harekete geçirmektir. Mantığımız ile değil, duyularımız aracılığıyla yaşayabildiğimizi fark ederiz.

Korkular, düşünceler, talepler, belirsizlikler, beklentiler… Bütün bunların hepsinin altında ezilir kalırız. Ancak ve ancak, sakin bir kafa ile, korkusuzca duygularımızın bizi yönlendirmesine izin vereceğimiz gün, dünyadaki güzelliğin tadına varabiliriz. Sevdiğimiz şeyin ne olduğunu bulmak, hayal ettiğimizden daha basit olabilir.

“Geleceğe baktığımızda, barışın önündeki engellerin irade gücü ve insani duygular, inançlar, önyargılar ve görüşler olduğunu görürüz. Eğer dünyadaki savaşlara bir son vermek istiyorsak, öncelikle kendimizi bütün psikolojik nedenlerinden arındırmalıyız.”

– Aldous Huxley

Sevdiğiniz şey için tutku duyun

Hepimizin masum bir güzellik içerisinde yaşadığı zamanlar olmuştur. Çocukluğumuzda, varoluşun en değerli sırlarına bekçilik ediyorduk: şaşırabilmeyi, etrafımızdaki her şeye hayranlık duyabilmeyi, keşfetmeye ve denemeye karşı bitmek tükenmez bir ilgiye sahip olmayı ve dur durak bilmeden gözlem yapabilmeyi başarırdık.

 

Yetişkin bir birey olduğumuz da ise, zaman içerisinde kendi kendimize oluşturduğumuz birçok aşılmaz engellerimiz oldu. Sevdiğimiz şeyi keşfetme yolunda bir kısmını da kendi kendimize diktiğimiz bir yığın engelle karşılaştık.

“Tutkuda talep yoktur. Bu sebeple, bir mücadele de yoktur. Tutku, ‘küçücük bir niyet’ diye bir şey de barındırmaz. Herhangi bir hayal kırıklığı ya da herhangi bir acı da olamaz bu nedenle. Tutku ‘Ben’in özgürlüğüdür… Sonuç olarak tutku hayatın da özüdür. Bizi yaşatan ve harekete geçiren şeydir tutku. Ancak işin içine, başarı ve sahip olma sorunları ile ilgili düşünceler girerse, tutku erir gider.”

– Krishnamurti

tarla-gun-batimi

Sevmek bir yaşam biçimidir

Sevmek bir yaşam biçimidir, yaşayarak öğrenilir, dünyaya ve hayatımıza bakış açımıza göre şekillenir. Takip ettiğimiz yol ve kişisel gelişimimizdir. Bu sayede sevdiğimiz şeye erişebiliriz. Enerji ile dolup taştığımızda, bizi tamamlayan ve mutlu eden tutkumuzu da bulmuş oluruz.

Yaptığımız şeylere karşı olan tutkumuz, tüm günümüzü sevgiyle doldurur. Kendimiz ve başkaları ile bağ kurduğumuz tutku budur. Hayata dair olan tutkumuz, her anımızı, bütünüyle mutluluk ve heyecan ile doldurur.

 

Öyleyse, sevdiğiniz şeyi bulun ve kontrolü ona bırakın. Onunla bir bütün olun ve gerçekten özünü hissedin.

Sadece birkaç dakika sürse bile, herhangi bir kıyaslama yapamadan, bir isim ya da anlam vermeden, güzelliği olduğu gibi görmek, tatmanız gereken bir tutkudur. Sadece bakın, görün, hayran olun, tadını çıkarın ve sevin.