Hayat Anlamsız mı Geliyor? O Zaman Sartre ile Tanışın!

Ocak 1, 2017

Jean-Paul Sartre (1908-1950) çok beğenilen ve övülen Fransız bir filozoftu. Önemli klasiklerin okuyucusu olan ünlü isim, Husserl’in ve Heidegger’in felsefi düşüncelerinden çok etkilenmişti. Ateist inançlara oldukça bağlıydı ve hayatının son döneminde Marksizm’e ilgi duymaya başladı. Tüm bunların yanı sıra Sartre, en çok insanoğlu için hayatın anlamının ne olduğunu anlamaya çalışmasıyla ünlüdür. 

“Özgün olan kişi nasıl biri olduğunun sorumluluğunu üstlenir ve istediği gibi biri olmakta özgür olduğunu bilir.”

-Jean-Paul Sartre

İnsanı tanımlayan mükemmeliğin peşinde koşmasıdır. Bireysel özgürlüğün içindeki, üstün kişisel amaçların belirlenmesindeki, olma ve seçme özgürlüğünün temelindeki mükemmellik. Evrene hükmeden insanın öznelliğidir – “insan hayatı boyunca kendi benliğini seçer.” Eşsiz ve devredilemez olan hayatı, ağırlığını doğrudan evren ve kutsal olan her şeye dayar; bunun tersi geçerli değildir.

Sartre’ın çalışmaları oldukça büyüleyicidir ve küçük bir parçasını analiz etmek bile çok uzun sürebilir ancak belki onun birkaç ünlü sözü, bu ilham verici yazara ilgi duymanızı sağlayabilir.  

“Zamanımızın hiçbir anını kaybetmeyelim. Daha iyi olanlar olabilir, ama bu bizim.”

Kaç defa bu asırda, bu dönemde doğmuş olmaktan şikayet ettiniz? Ne iş hayatı, ne sosyal hayat ne de yaratıcı hayat açısından en iyi zamanda yaşıyor olmayabiliriz. Hiç hayal etmedikleri (ya da istemedikleri) alanlara, yerlere ve bir geleceğe sürüklendiklendiklerini düşünen genç insanlar için ilham verici bir dönem yaşanıyor gibi gözükmüyor.

 

Sartre’nin sözleriyle, bugün yaşanan kaybetme duygusunu, karamsarlığı ve hayal kırıklığını daha önce pek çok dönemde pek çok insanın yaşadığını biliyoruz. Belki de yaşanan her dönem, onu tecrübe edenler için anlamsız ve boş geliyor; ancak her biri nesillerin devamı için şart. Her dönemin bir rolü var ve şimdi sizin döneminiz. Siz de rolünüzü oynayın! 

baglilik-woody

“Düşünen herkes gibi ben de hayal kırıklığıyla gerçeği birbirine karıştırdım.”

Pek çoğumuz hayatta yaşananlara negatif gözle bakar. Ancak bilimin şüpheyle başladığını, karamsarlığınızın, başkalarının sormadığı soruları sormanız için size yardım edebileceğini ve böylece sizden önce kimsenin sahip olmadığı cevaplara sahip olabileceğinizi unutmayın.

“Sakin kal” ve “Mutlu ol” gibi şeylerin sıklıkla söylendiği bir çağda yaşıyoruz. Bunlar elbette güzel tavsiyeler ancak bahsedilen iki durumu yaşayabilmek için, bu durumların tamamlayıcısı sayılabilecek “negatif” durumları tatmak gerekiyor ki üzüntü, bıkkınlık, hayal kırıklığı, şaşkınlık, keder gibi duygular da eşit derecede insani.

Bu nedenle karamsarlığınızı yargılamayı bırakın ve onu kullanarak yaratıcı güç elde etmeye bakın. Belki sizin “Mutlu ol” kelimeleriniz orada saklıdır.

“İnsanlar özgür olmaya mahkumdur çünkü bir kere bu dünyaya atıldı mı yaptığı her şey için sorumlu olan kendisidir.”

Bahaneler uydurmayı kesin! Sistem hakkında, ayrılık acınız hakkında, ailenizin kötü yönleri hakkında bahaneler uydurmayın ve gerçekten yapmak istediğiniz şeyi yapmak için özgür olmadığınıza inanmayı bırakın.

Özgürlük size dış faktörlerin sunduğu bir şey değildir, zaten özgür doğan ruhunuzun hayata nasıl yaklaşmayı seçtiğiyle ilgilidir. Özgürlüğün en açık tanımı budur ve sorumluluk bizdedir.

Bu da akla ünlü düşünürün başka bir sözünü getiriyor: “Önemli olan başkalarının bizi nasıl etkilediği değil, onların etkisinin sonucunda kendimizi ne duruma getirdiğimizdir.”

“Bir türlü anlamadığımız tek şey var, o da hayatı nasıl yaşamamız gerektiği” 

Evet, haklısınız. Hayat gerçekten çok karmaşık. Hayatı nasıl yaşamanız gerektiğini öğrenmeye ya da başkalarına bu konuda tavsiye vermeye kalkışmayın. Bu karmaşadan çıkmanın tek yolu, pek çok durumda toplumun ve diğerlerinin yüklediği yüklerin altında kalan içgüdülerinizi takip etmektir.

Belirli durumları atlatmanıza yardımcı olacak bir formül arayın ancak dikkatli olun: karşılaştığınız tüm durumlarda aynı formül işinize yaramayabilir, aynı durumu yaşayan başka bir birey için farklı bir formül daha doğru olabilir.

Casino filminde denildiği gibi “Burada bir şeyleri halletmenin üç yolu vardır: Doğru yol, yanlış yol ve benim yolum.”

“Mutluluk  istediğinizi yapmak değil, yaptığınız şeyi istemektir.”

“Ve… işte!” Bu kabul etmekte en çok zorlandığımız sözlerdendir.

İki üniversiteden mezun olmuş biri bulaşıkçılık yaparken nasıl mutlu hissedebilir? Bu mantıklı bir soru ama Sartre’ın felsefesine göre, önemli olan yaptığınız her şeyin hayat planınıza uygunluğunu anlamaktır. 

Hikaye arayan bir yazar, bir dil öğrenme tutkunu, günlük işler yaparak teori arayışında olan Marksist bir kişi, hasta annesinin hayat kalitesini iyileştirmeye çalışan bir oğul olabilirsiniz.

Yaptığınız işin kendisine değil, hayat amacınıza ve değerlerinize uygun olup olmadığına odaklanın. Mantıksız gibi gözükse de hayatınızda önemli bir rolü olabilir. Durum ne olursa olsun, kendiniz için istediğiniz hayata ve önem verdiğiniz insanlara uygun olan, yaptığınız aktiviteleri sevmekte zorlanmadığınız bir iş arayın. Şu anda o işi yapıyor ya da yapmayı tasarlıyor olabilirsiniz. Ama yaptığınız her şeyin anlamlı olmasına özen gösterin. Bu sizin gelişiminiz için önemli bir adım.

“Bağlılık bir söz değil, bir eylemdir.”

Sadece plan ve programlarından bahseden politikacılar gibi olmayın. Hayatlarında hiç kitap okumayıp, tartışmaya bile girmekten kaçıp devrimci geçinen insanlar gibi mi olmak istersiniz? Bırakın yaptıklarınız söylemlerinizin önüne geçsin, Woody Allen’ın da dediği gibi, “Bir şeyi söylemeniz değil, yapmanız önemli çünkü ortaya çıkardığınız şey zaten kendisi için konuşacaktır.”

“Teoride, hayal kurmak biraz da olsa yaşamaktır ama hayal görerek yaşamak var olmamakla eş değerdir.”

Sık sık düşüncelerinizin içinde kaybolduğunuz oluyor mu? Gerçek hayatta ilişkiler kurmaya, yeni insanlar tanımaya odaklanmalısınız. Gerçek hayatla ilgili şeylere odaklanın, onları arayın, bulun, bin kez farklı şekilde tekrarlayın. Hayat işte budur, gerçekleştirilebilir düşler ve dünyadaki cennet…

sartre-kuba

“Varoluşçuluk ateizmin bir türü değildir; daha çok, Tanrı varsa bile, bunun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini ifade eden bir anlayıştır.” 

Elbette zor durumdaki pek çok insan, onları mutsuz eden, fiziksel ya da duygusal anlamda yoran olaylarda manevi bir arayış içine girebilir. Sizi üzen sorunların mistik sebepleri ve çözümlerini arayın ama bu arayışın dikkatinizi çok dağıtıp spor, arkadaşlar, doğa sevgisi gibi hayatta kıymet verdiğiniz şeyleri unutturmasına da izin vermeyin.

Ölümden sonra yaşam var mı bilmiyoruz ama çok fazla endişelenmeyin, bunun hakkında endişelenmek hayatınızı düzeltmeyecek. Tarih boyunca insanlar bu konu hakkında düşündü, siz hayatınızı en iyi bildiğiniz şekilde yaşayın. 

Hayatınızda karmaşık bir dönemden geçiyorsanız, umarız bu sözler sayesinde hayatınızı bir kez daha gözden geçirmişsinizdir. Unutmayın, bazen insanlar kendilerini kaybeder, bazen de bulur, Sartre gibi filozoflar, karanlığın en derin olduğu yerde bizi biraz olsun aydınlatan izler bırakmaya kendilerini adamıştır.