Goya’nın “Kara Resimler”indeki Psikoloji

Aralık 22, 2020
Francisco de Goya'yı Kara Resimler'deki gibi karanlık sanat eserleri yaratmaya iten şey neydi? Daha fazlasını öğrenmek için yazımızı okumaya devam edin!

Francisco de Goya’nın Kara Resimler eserlerinin psikolojisi hala gizemini korumaktadır. Quinta del Sordo’yu süsleyen bu gizemli ve ürkütücü tablolar, yorgun ve çaresiz bir zihnin ürünü olan eşsiz bir kozmogoni ile yaratıldı. Psikolojik baskı ve ilginç bir tarihsel zamanda yaşanılması bunların sebebi olmuş diyebiliriz.

Goya’nın yaşadığı işkence, psikolojik bir rahatsızlığın mı sonucu idi? Yoksa o yaşına kadar yaşadığı zorlukların, sağırlığının, İspanya’daki şiddetin mi bir sonucuydu? Belki de hepsinin bir kombinasyonuydu. Kesin emin olduğumuz bir şey vardır ki, o da; her bir sanatçının yaratıcı evrenini görmezden gelmek imkansızdır. Her bir tuvale, talihsizliklerini yansıtırlar.

Kara Resimler eserini oluşturan 14 işi, kariyerinde kayda değer bir değişikliğe sebep olmuştur. Işıktan gölgeye geçmiştir. Goya, bir zamanlar renklerin efendisiyken, karanlığın duvarları boyadığı bir evde yaşamaya başlamıştır. İspanyol Aydınlanma toplumunun en seçkin portre ressamı olmasına rağmen, en sonunda evini deforme, burlesk ve şeytani yüzlerle dekore etmiştir.

Belki de bu figürler, zihnini geçmişte gördüğü dehşetten uzaklaştırmaya hizmet ediyordu. Goya böylece fark etmeden çağdaş çizime geçti. Bu deformasyonun ve işkence görmüş, siyah bir ruhun sonucu olarak da dışavurumculuğu ortaya çıktı.

goya'nın portresi

Goya’nın Kara Resimler Eserlerinin Psikolojisi

Cıva vermilyonu, orpiment, kurşun beyazı, kömür siyahı, Prusya mavisi ve çeşitli toprak boyası türleri. Bunlar, Francisco de Goya’nın kendi hazırladığı ve Quinta del Sordo’da bu eserleri yaratmak için kullandığı pigmentlerdi. Çeşitli tarihi belgeler ve dönemin tanıkları sayesinde bu resimlerin geçmişteki yerini bilmek mümkün.

Üst katta Okuyan Adamlar (Men Reading), Kutsal Ofis Kordonu (Promenade of the Holy Office), Asmodea, Bir Köpek (The Dog), Atropos (The Fates), İki İhtiyar (Two Old Men) ve Gülen Kadınlar (Women Laughing) eserleri vardı. Merak uyandırıcı bir şekilde, en karanlık ve en bunaltıcı eserlerini en alt kattaki ve genelde sosyal etkinlikler için kullandığı yemek odasında resmetti. Burada Çocuklarını Yiyen Satürn (Saturn Devouring His Son), San Isidro Kaynağına Hac (A Pilgrimage to San Isidro), Cadıların Sebt Günü (Witches’ Sabbath), La Leocadia, Çorba İçen İki İhtiyar (Two Old Men Eating Soup) ve Judith ile Holofernes eserleri vardı.

Çoğu misafiri bu görseller karşısında şoke olsa da, o bunu hiç umursamadı. Goya, Engizisyon için çok rahatsız edici bir karakterdi. Onu, gücü kötüye kullananların sapkınlıklarını tasvir etmekten çekinmeyen bir sanatçı olarak gören her kilise kurumu için aynı şekilde rahatsız ediciydi.

Goya’nın Kara Resimler’inin psikolojisinin amaçlarından biri ona bunları yaptırmaya iten şeyi öğrenmektir. Tabii ki, onun zihinsel durumunu ve zihinsel bir rahatsızlığı olup olmadığını merak ediyoruz. Fakat bunları saf duygusal ihtiyaçtan mı, zevk aldığı için mi, yoksa bir miras (özellikle de Quinta del Sordo’yu miras bıraktığı torununa) bırakmak istediği için mi yaptığını merak ediyoruz.

İç dünyasını anlamak için işlerinden bazılarını analiz edelim.

Mantığın Kaybolması Canavarlar Üretir (The Sleep of Reason Produces Monsters): Susac Sendromu

Goya’nın Kara Resimler‘ini anlamak için ilk olarak Los Caprichos hakkında konuşmak uygun olacaktır. Bu 80 resim sanatçının hayatındaki değişiklikler hakkında size ipucu verecektir. Bu sırada otoimmun bir hastalık onu etkilemiştir.

46 yaşındayken Susac sendromuna yakalandı. Güç geçtikçe, bu hastalık onun fiziksel ve psikolojik sağlığını zayıflattı. Sürekli baş ağrısından, baş dönmesinden ve görsel rahatsızlıklardan muzdarip oldu. Bu da sanatçının sanatı için yeni bir dönem demekti; tamamen karanlık ve acı dolu.

Bu nadir görülen hastalığın nörolojik etkilerinden biri sağırlıktır. Duyuları zayıfladı, aynı onu çevreleyen toplum gibi şevk, ışık, ses ve ümidini yitirdiler. Los Caprichos, daha önce hiç kimsenin sahip olmadığı grotesk, canavar ve fantastik olanı yakalamaya çalıştığı iç dünyasına, bilinçdışına ilk yaklaşımı idi.

Goya bu resimlerde o zamanın basit insanlarının batıl inançlarını yansıttı; hayaletlere, cadılara, şeytanlara ve rüyalara giren gece yaratıklarına inananları.

kara resimler

Hastalıklı Bir Şekilde Parlak Bir Zekanın Titreme Hezeyanı

Dahası, rahatsız edici figürler Goya’nın çoğu eserinde (1746-1828) görüldü. Bu, zihinsel bir rahatsızlığın işareti miydi? Başka hiçbir şeye benzemeyen, aşağılanmış bir toplumun mantıksızlığını yansıtan bir sanatçıydı, onu çevreleyen ve onu çaresiz kılan bir toplum.

Çok az sanat figürü Goya gibi içsel işkence, yalnızlık, korku ve çaresizliği aktarmıştır. Evi La Quinta del Sordo’ya döndüğünde idam sesleri, sürgün ve sadakatsizliğin acısı gibi anıları hala zihninde dolaşıyordu.

Maryland Üniversitesindeki Dr. Ronna Hertzano, Susac sendromu hakkında bir şey açıklamıştır. Basitçe, bu durum beyinde enflamasyona yol açmaktadır. Bu yüzden halüsinasyon görülür ve gözlere ve kulaklara olan kan iletimi zayıflar ve tabii ki bu da sağırlık, görme problemleri ve acı çekme gibi durumlarla sonuçlanır.

Kara Resimler‘de hiç ışık yoktur çünkü Francisco de Goya için hiç umut yoktu. Kaotik bir dünyada acı çeken çaresiz bir adamdı. Burada Freud hakkında da ilginç bir bilgi verelim. İlginç bir şekilde, Goya’nın Çocuklarını Yiyen Satürn ve Judith ile Holofernes eserlerindeki mitolojik figürleri teorilerinde kullandı. Bu son eserlerin sembolik kayıtları, insanoğlunun en karanlık ve en uğursuz dürtülerini temsil etmekten başka bir şey değildir.

Kısacası, Goya kabus gibi olan çizimlerini şekillendirmek için dünyadaki karanlık ile bağ kurmaktan başka bir şey yapmamıştır. Onun çalışmaları sayesinde, insanoğlunun doğasının en karanlık yönleri yüzeye çıkmıştır ve insanlar normalde göremedikleri bu gölgeleri görebilmiştir.