Goethe’den En İyi 5 Alıntı

· Kasım 11, 2018

Alman edebiyat tarihi boyunca söylenen en güzel sözlerden bazıları Goethe‘e aittir. Bu büyük edebiyat insanı, sadece bir yazar değil, aynı zamanda bir şair, oyun yazarı ve bilim insanıydı da. Onun bilgi dünyası, tıptan ilahiyata, fizikten şiire kadar geniş bir yelpazeye uzanırdı.

Her ne kadar edebiyat alanınındaki zirve noktası Fausto olmasına rağmen, aynı zamanda tartışmalı mektuplardan oluşan The Young of Young Werther (Genç Werther’in Acıları) adlı romanı da vardır. Kitap öyle başarılı oldu ki, bir gençlik intihar dalgasını, dolayısıyla Werther etkisi diye bir kavramı bile yarattı.

Goethe, tüm yaşamı boyunca öğrenmeyi ve dünya ile ilgilenmeyi asla bırakmadı. Onun kendine has edebiyat yaklaşım, Romantizm’in öncüsü sayılan Sturm und Drang (Fırtına ve Coşku)  hareketinde görülebilir.

Goethe’nin En İyi 5 Sözü

Goethe’nin yazılarını kendine has yapan unsur nedir? Modern toplum ile uyuşamama, büyücülük ve şeytani ittifaklar ve duygusal yüceltme. Şimdi sizinle paylaşmak istediğimiz sözleri akıl ve zeka doludur.

“Özlem duyarak geri getirebileceğimiz bir geçmiş yoktur. Geçmişten daha yeni ve daha iyi şeyleri inşa eden ve yaratan bir sonsuz bir şu an vardır.”

Goethe için geçmişin geçmişte kalması gerekiyor. Bu konuyu sadece düşünmemek de yeterli olmuyor. Bu yaşam felsefesine göre hareket etmeliyiz. Fransız Devrimi’nden dolayı kendisi büyük bir depresyona girdi. Sosyal kurumların niçin değişeceğini ve neden bu yüzden bu kadar kan döküldüğünü anlamıyordu.

Geçmişe sıkışıp kalmak, sadece sorun yaratır ve şu andaki mutluluğumuzun farkına varmamıza izin vermez. Daha karanlık zamanlar geleceği için, şimdilik sahip olduklarınızdan zevk almaya bakın.

genç werther'in acıları

“Herkes birileri olmak ister; kimse büyümek istemez.”

Goethe bu sözü ile, herkesin nasıl kabul edilmek ve kendisine hayranlık duyulması duygusu ile yaşadığından bahsediyor, ama hiç kimse kendilerini bir insan olarak resmetmeyi düşünmüyor. Şöhrete ve servete kavuştukları zaman, insanlar kendilerini mükemmelleştirmeyi bırakırlar. Onlar kendi kaderlerinin molozunun altında sıkışıp büyüyen, durgunluk ve unutmak unutuyorlar.

Var olmaktan daha ziyade, büyümeyi düşünürsek, belki dünya daha iyi bir yer olacak. Topluma uyum sağlamak adına, sahip olduğunuz potansiyelinizi göz ardı etmek büyük bir hatadır.

“Yetenek yalnızlıktan beslenir. Karakter, dünyanın fırtınalı denizlerinde oluşur.”

Sturm ve Drang’ın bir üyesinin böyle bir şey söylemesi oldukça ironiktir. Goethe oldukça aceleci bir karaktere sahipti. Yaratıcı, meraklı ve huzursuzdu ve bu yüzden istediği başarıyı elde edebildi. Ve entelektüel bir zekası olmasını isteyen herhangi bir gibi, yalnızlığın ve yalnızlık anlarının gerekli olduğuna inanıyordu.

Hepimizin, kendimiz için kaliteli zamana ihtiyacı var. Entelektüel olarak olgunlaşmak için, aktivite ve dinlenme arasında bir denge olmalıdır. Aksi takdirde değerli bir şey elde edemeyiz.

Goethe'nın uzanmış resmi

“Eğer bir bireye olduğu gibi davranırsanız, olduğu gibi kalır. Ama eğer ona, olması gerektiği ve olabileceği gibi davranırsanız, olması gerektiği ve olma potansiyeli olan biri gibi gelişir.”

Bu alıntı ile Goethe, Pygmalion ve Galatea mitini özetliyor. Yunan efsanesine göre Kıbrıslı bir heykel tıraş olan Pygmalion, aklındaki ideal kadın imgesine yönelik bir heykel hazırlıyor. Kıbrıs’ın hamisi olan Afrodit’in ona acımasını ve heykeli gerçek bir kadına dönüştürmesini için, ona dua eder.

Aslında bu efsane, ünlü Pygmalion Etkisinin temelidir: eğer bir kişiyi başarısızlık olarak görürseniz, işlerinde çok başarılı olsalar bile, başarısız olurlar. Öte yandan, onları teşvik edip, yapabileceklerine inanmalarına izin verirseniz, kendi davranışları onları zafere götürecektir.

“Kendini olduğundan fazlaya ya da az görmek büyük bir hatadır.”

Goethe bir kez daha hedefi on ikiden vuruyor. İnsan, her zaman kendisini diğerlerinden daha iyi olarak görür, ama acı gerçek aslında bambaşkadır. Kendinizi sevmeyi öğrenmek, o önemli çizgiyi kibirli bir şekilde geçmediğiniz sürece hayatınızın temeldir.

Hiç bir deha, alçak gönüllü olduğu ve hiç bir şekilde onaylanmaya ihtiyacı olmayan kadar takdir edilmemiştir. Başkalarını etkilemek için aldatma, abartma ve kendine gereğinden fazla önem veren bir kişi, kıskanılmayı hak etmez.