Frontal Lob: Kişilik Yöneticisi

Kasım 19, 2017 İçinde Psikoloji 76 Paylaşıldı

Beyin travmaya karşı oldukça duyarlı bir organdır. Beyinde oluşan herhangi bir hasar işlevlerimizde aksaklıklara neden olabilir. Burada oluşacak hasar, konuşma, görüş, hafıza gibi çeşitli fonksiyonlarımızı etkiler. Bunlar hasarın oluştuğu kısma göre farklılık gösterebilir.

Beyindeki lobların kendi fonksiyonları vardır. Frontal lob özellikle yürütücü işlevler, zihinsel esneklik ve problem çözümü konusunda önemli görevlere sahip olmasının yanı sıra kişilik özelliklerimiz konusunda da belirleyicidir.

İlk başta kulağa garip gelse de, ister inanın ister inanmayın,  bir kaza kişiliğinizi değiştirebilir. Kişilik özellikleri hem genetiğimizden hem de çevresel faktörlerden ve deneyimlerden etkilenen değişkenlerdir. Kazadan sonra, bazı insanlar sahip oldukları bazı özelliklerin değiştiğini gözlemler.

Phineas Gage vakası

Phineas Gage
Nöropsikoloji alanındaki en ilginç ve ünlü vakalardan biri olan Phineas Gage bir iş kazası geçirdikten sonra asla eskisi gibi olamamıştır. Talihsiz tesadüfler sonucu 1 metrelik bir demir blok başına düşmüş ve şaşırtıcı şekilde hayatta kalmayı başarmıştır. Söylendiğine göre, bu kazadan sonra Gage’in bilinci bile yerindeydi.

Fiziksel olarak tamamen iyileşmesine rağmen değişen bir şey vardı. Hayatındaki insanlar için unutulmaz bir yer edindi. İnsanların söylediklerine göre kazadan önce sorumluluk sahibi biriyken kazadan sonra sabırsız, küstah, agresif ve dengesiz bir insana dönüştü. Sosyal ilişkileri de iş ilişkileri kadar kötüye gitti.

Bu değişimin sonucunda, Gage müzelik bir parçaya dönüşünceye kadar iş değiştirmeye devam etti. Hem kafatası hem de demir blok Harvard Medical School’da sergileniyor. Bu olaydan sonra insanlar frontal lobu önemli bir karakter, duygu ve sosyal ilişki belirleyicisi olarak görmeye başladı.

Frontal lob ve kişilik

Geçmişte insanlar frontal lobun bi işlevi olmadığını düşünüyordu. Ancak Phineas Gage’in başına gelenlerden sonra frontal lobla ilgili araştırmalar yapılmaya başladı. Frontal lob kafatasında oldukça büyük yer kaplıyor ve hareket ve telaffuz (Broca bölgesi) gibi çeşitli işlevlere sahip.

Kişiliğimizi belirleyen ise prefrontal korteks isimli bölüm. Bu bölge, kişiliğimiz, duygusal durumumuz, yargılar ve eğilimler konusunda sorumlu. Aynı zamanda dikkat sürecinde de önemli bir role sahip. Genel olarak, prefrontal korteksin en önemli özelliği düşünceleri ve hareketleri kişisel hedeflerimize göre koordine ediyor olması.

Yürütme işlevi, zıt düşünceleri ayırt etme becerisini tanımlıyor; iyi ve kötüyü ayırt etmeyi, mevcut durumların gelecekteki sonuçlarını tahmin etmeyi sağlıyor. Daha önceden konulmuş hedefleri gerçekleştirmek için gerekli davranış yönetimini, sonuçları tahmin etmeyi, beklenti oluşturmayı ve sosyal durumlardaki davranışlarımızı kontrol etmeyi (uygunsuz davranışları kısıtlama) sağlıyor.

Prefrontal korteksin zarar görmesinden kişilik özelliklerini nasıl etkiler?

Prefrontal kortekse zarar verecek beyin hasarı, kişisel özelliklerimizde büyük değişikliklere yol açabilir. Bu hasar travmatik bir beyin yaralanmasından, trafik kazasından veya başka bir komplikasyondan kaynaklanabilir. Kişilikteki değişiklikler hasardan etkilenen bölgeye göre farklılık gösterir.

Örneğin hasta aşağıdakileri içeren bir ilgisizlik sendromu geçirebilir;

  • Motor ve sözlü kendiliğindeliğin azalması
  • Girişken olmama
  • Yavaşlayan motor ve sözlü kabiliyet
  • Duygusal kayıtsızlık
  • Duyguların sınırlanması
  • Cinsel aktivitenin azalması

Şartlı refleks yitimi sendromu ise şunlara sebep olur;

  • Bazı davranışları baskılamada zorluk çekme
  • Öz-eleştiri yapamama
  • Uygun olmayan sosyal davranışlar
  • Başkalarına karşı kayıtsızlık
  • Cinsel refleks yitimi

Lobotomi

1935 yılında, psikiyatr ve nörolog Egas Moniz’in ilk kez kullandığı lobotomi beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesi sonucu uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Uzun yıllar boyunca depresyon ve diğer psikolojşk rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmıştır.

Moniz müdahalelerinin başarılı olduğunu söylemişse de, yıkıcı yan etkileri olduğu da görülmüştür. Hastaların %6’sının yaşamını yitirmesinin yanı sıra hastaların çoğunda kişilik değişmesi ve sosyal ilişkilerde bozulma gözlenmiştir. Ardında bıraktığı sorulara rağmen bu çalışmasıyla Moniz Fizyoloji ve Tıp Nobel ödülünü kucaklamıştır.

Amerika’da bu yöntemi popüler yapansa Walter Freeman olmuştur. Çekice benzeyen bir buz kıracağı kullanarak hastaların prefrontal korteksinde ilgili rahatsızlığın duyulduğu bölümün beynin geri kalanıyla bağlantısı keserek tedavi etmiştir. Hastalar ameliyat süresi boyunca bilinçliyken Freeman’ın de frontal lob hakkında bilgisi bulunmuyordu.  Bu yöntem uzun yıllar boyunca bilinen tüm psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmıştır. Bugün etik açıdan psikoloji tarihinde doğru bulunmayan bu yöntem, neyse ki 1967 yılında uygulamadan kalktı.

Bunlar da ilginizi çekebilir