Eleştirildiğinizde, Yaptığınız Şeye Daha Sıkı Sarılın

21 Ekim, 2017

Aklınızda ne varsa, onu gerçeğe dönüştürmeye cüret edin. Ne olursa olsun sizi eleştirecekler. Deliklerinizde saklanmaya, güvensizliklerinizin yarattığı acıya teslim olmaya asla değmez. Hayatı dolu dolu yaşamak, boş ve kötü niyetli sözleri duymamazlıktan gelme sanatıdır. Böylece vasatlıktan uzaklaşıp, sıradışılığa doğru dans ederek geçersiniz.

Onca kişinin, eleştirilerden bir şekilde dersler çıkarmamızı söyleyip durması çok ilginçtir. Sanki her gün aldığımız eleştirilerin hepsi pozitif ve yapıcıymış gibi.

“Bizim eleştirimiz her zaman niteliklere dayalı, biz sahip olmaya inanıyoruz ancak diğer insanlar bundan yoksun.”

– Jules Renard

Ancak, gerçekte, aldığımız eleştirilerin hatırı sayılır bir bölümü ne aydınlatıcı ne de faydalıdır. Tam tersi. Onlar bizim özgüvenimize ve kendimize duyduğumuz saygıya zarar verir.

Genelde, her şeyden önce, bireylerin kendileri gibi olan kişilerden onay alma arayışında oldukları söylenir. Bu nedenle eleştiriyi kabullenmenin zor olduğuna dikkat çekilir. Ancak bu söylem tam olarak doğru değildir. İnsanlar, onay almaktan çok saygı görme arayışındadır. Övgüden çok, “olmaya ve olanı kabullenmeye” değer veririz. Bu yüzden günlük yaşantımızda aldığımız eleştirilerin çoğu hayat tarzımıza, kimliğimize ve hayattaki misyonumuza gölge düşürür.

renk renk kuşlar

Kendinizi eleştirmek sadece sizi üzer

Sizin, kendinize özgü bir işleri halletme şekliniz, kendinize özgü takıntılarınız, tuhaflıklarınız ve özgün bir tarzınız var. Diğer insanlar anlamayabilir. Kafaları karışacaktır. Mantıksız davranarak tasvip etmemeye cüret edip, sizi sadece kendiniz olduğunuz için eleştireceklerdir. Sizin işleri halletme şeklinizi beğenmeyeceklerdir. Bu yüzden, onların sitemlerinin neredeyse hiçbir yararı yoktur ama yan etkileri mutlaka vardır.

Hiçbir anlamı olmayan ve sadece sizi aşağılamaya çalışan cezalandırıcı mesajlar zararlıdır. Bunları söyleyen insana ne kadar yakın olursak, bu sözlerin olumsuz etkileri de o kadar artacaktır. John Gottam tarafından geliştirilen ünlü “Mahşerin Dört Atlısı” teorisinde, eleştiri, bir ilişkinin bitmesini tetikleyen ana unsurlardan biri olarak tanımlanır.

Bu eleştiriler, başlarda güç fark edilir, belli belirsiz gibidir. Ancak, yavaş yavaş, içinde kin, küçümseme veya intikam gibi duyguların yer aldığı bir karışımın parçası olup bitmek bilmeyen bir sarmala dönüşür.

kadın kaktüs

Eleştiri aşağıdaki prensipler üzerine kurulursa, her zaman mutsuzluğu tetikleyecektir:

  • Belli davranışları değil, kişilik ayıplanır, kınanır.
  • Gelişime değil saldırının kendisine odaklanılır. Saldırgan olan kişinin kendisi bizzat karşısındakini aşağılamayı, küçümsemeyi, öfkesini yansıtmayı amaçlar.
  • Eleştiri, işleri yapmanın yalnızca tek bir yolunun olduğunu ima ettiğinde de iz bırakır. O yol da partnerimiz tarafından bize empoze edilendir.

İlişki uzmanları bize, karşısındakini sürekli eleştirenlerin, bu şekilde iletişim kurmanın işe yaramayacağını aslında oldukça iyi bildiklerini söylüyor. Hatta, onların kendi egolarını korumak için sözlü saldırıda ve eleştiride bulunduklarını belirtiyorlar. Bu, yavaş yavaş yıkım labirentinden başka bir şey değildir, bundan bir an önce kurtulmalıyız.

Mükemmel değiliz ama kusurlarımız bizi benzersiz kılar 

Sohbetin bu noktasında şunu açıkça ortaya koymalıyız. Eğer hayatımızın bir parçası olan gerçekten değer verdiğimiz insanlar, sürekli eleştirileri ve küçük gören tavırlarıyla bizim kendimiz olmamıza izin vermiyorlarsa, onlarla aramızdaki bağın bir faydası yoktur. Bu gerçek bir bağdan çok zarar veren bir bağdır. Bu kişilerin ana motivasyonu bize ne kadar beceriksiz olduğumuzu, her şeyi ne kadar kötü yaptığımızı ya da ne kadar yeteneksiz olduğumuzu sürekli hatırlatmaktır. Bu yolla ve yöntemlerle, sanki onlar hata yapmaz, şaşmaz kişilermiş gibi belli bir güce sahip olurlar.

“Yardım etmeye yüreği olanın, eleştirmeye hakkı vardır.”

– Abraham Lincoln

kadın çiçek

Haydi bir dakikalığına düşünelim. Bulunduğumuz noktaya ulaşmak bizim için çok zor oldu. Faydalı ve zararlı olan eleştirileri birbirinden ayırabilmek, kendi özeleştirimizi yönetebilmek ve kendimize duyduğumuz saygıyı kaybetmemek zaten oldukça büyük bir başarı. Sadece kendi boşluklarını kabul edilebilir kılmak için bizim güvensizliklerimizi kullanma arayışında olanların yükünü sırtımızda taşımayalım.

Siz mükemmel değilsiniz. O kusurların gölgelerinin kimseye hiçbir zararı yok. Onlar sizin kişiliğinizi tanımlıyorlar. Başkalarının, sizi kendiniz olduğunuz, işleri kendi yöntemlerinizle yaptığınız, kalbinizi şekillendiren değerleri koruduğunuz ve kendiniz gibi davrandığınız için eleştirmesine izin vermeyin.

Arzularınızı ve projelerinizi saklamak için duvarlar örmeyin.Bunu sırf etrafınızda onlara karşı çıkanlar ve uyarılarla dolu bir bir okyanus var diye yapmayın. Onları önemseyin. Objektif bir şekilde değerlendirin. Boş ve yersiz eleştiriler olduklarını fark ettiğinizde de bırakın lağıma akıp gitsinler. Kötü niyetli sözlerin, ben merkezci arzuların ve bencil uyarıların gideceği bir lağım çukuru.

Her zaman iddialı olun ve yalnızca büyümenize yardımcı olacak uyarıların geçebildiği arıtıcı bir filtre kullanın. İçinde saygı ve fayda barındırmayan şeyleri duymamazlıktan gelin.