Eğlence Teorisi: Ceza Yerine Ödül

Şubat 24, 2020
Eğlence teorisi, insanların uğrunda biraz efor harcamaları gereken şeyleri yapma ihtimallerinin kendilerine eğlenceli bir şey bir teşvik olarak sunulduğunda arttığı fikrine dayanır. Diğer bir deyişle, bir ödül sistemi kişilerin davranışlarını şekillendirebilir.

Yakın zamana kadar insanların ceza almanın herkesin eğitiminin bir parçası olduğuna inandığı bir dünyada yaşıyorduk. Okullar öğrenciler kendilerini kısıtlamayı öğrenene kadar öğrencileri kısıtlamayı içeriyordu. Ancak bu fikirden büyük bir oranda uzaklaştık. Eğlence teorisi gibi teoriler sayesinde daha iyi metotlar olduğu açık hale geldi.

İnsanların dünyaya son derece bencil davranış kalıpları ile geldiğini inkar etmeyeceğiz. Toplum içerisinde yaşamayı öğrenmek için dünyanın merkezinin biz olduğumuz ve tüm dileklerimizin gerçek olması gerektiği fikrini yavaş yavaş aklımızdan uzaklaştırmalıyız.

Eğlence teorisi temelde insanların “sinir bozucu” addettikleri şeyleri yapma ihtimalinin, bu şey keyifli bir tarafa sahip olduğunda arttığını söyler. Diğer bir deyişle, pozitif bir uyaran insanların belirli kuralları takip etmesi veya toplum için genel anlamda iyi olan belirli şeyleri yapması için harika bir teşvik mekanizması olabilir.

Önüne bakarak düşünen bir adam.

Eğlence Teorisi: Kökenleri

Eğlence teorisi 2001’de ortaya çıkmıştır. Ancak, tam olarak akademik bir ortamda başlamamıştır. Volkswagen şirketi bir deneye sponsorluk yapmıştır. Sosyal sorumluluk ile pazarlamanın kesiştiği bir noktada, bu araba devi insanları teşvik edecek bir şey olduğu sürece hem sosyal hem de bireysel değişimin mümkün olduğunu kanıtlamak istemiştir.

Bundan dolayı, Volkswagen hem insanlara daha dolu bir hayat yaşamak konusunda ilham vermek, hem de aynı anda açık bir şekilde markalarının imajını daha pozitif hale getirmek için “eğlence teorisi” adlı teoriyi öne sürmüştür. Bu kampanya insanların nasıl tepkiler vereceğini görebilmek için sosyal deneyler yapmayı içermiştir.

Her bir deney insanların ayağına bir ikilemi getirmiştir. İnsanların iki seçenekleri vardır: bir seçenek rahatlık ve rutini içerir, diğer ise biraz efor gerektirse de keyifli, alışılmışın dışında bir deneyim içerir.

İlk Deney

Uyguladıkları ilk deney son derece basit ancak aynı anda fazlasıyla açıklayıcıydı. Deney son derece meşgul bir yerde yapılmıştı: İsveç’teki en fazla trafiğe sahip olan tren istasyonu. Bir tarafta bir yürüyen merdiven vardı. Diğer tarafta ise normal bir merdiven duruyordu. Sordukları soru, insanların egzersiz yapmaları için normal merdiveni kullanmalarını nasıl sağlayabilecekleriydi.

Bu soruya eğlenceli bir cevap buldular. “Piyano basamakları” diye adlandırdıkları bir şey icat ettiler. Bunu yapabilmek için basitçe normal merdiveni bir piyano gibi görünecek şekilde boyadılar ve her basamağı basıldığında ses çıkaracak şekilde ayarladılar. Merdivenlerden çıkmak gerçekten bir müzikal enstrüman çalmaya benziyordu.

Sonuçlar şaşırtıcıydı. Normalde, insanların neredeyse %95’i caddeye ulaşabilmek için yürüyen merdiveni kullanıyordu. Ancak, piyano basamakları tamamlandığında insanların %66’sı normal merdiveni kullanmayı tercih etti. Ayrıca, insanlar bunu yapmaktan mutlu görünüyordu!

Piyano tuşları gibi görünen merdivenlerden çıkan bir kişi.

Diğer Deneyler

Eğlence teorisi gerçekten işe yarıyor mu görmek için yaptıkları ikinci deney ilk deneyden daha da başarılı sonuçlar verdi. Birçok insan çöplerini iki kere düşünmeden yere atarlar. Bunu akılda tutarak, bir sonraki deneylerini yine Stockholm, İsveç’te yaptılar.

Bazı çöp kutularına özel sensörler taktılar. Çöp kutuları biri çöpünü her kutuya attığında çizgi filmlerde biri bir uçurumdan düşünce çıkan sesi çalmaya başladı. İnsanlar bunu çok komik buldu ve bazı insanlar kendi çöplerini çöpe atmak ile kalmadılar. Halihazırda yerde olan çöpleri bile kutulara attılar!

Sadece bir gün içerisinde normal çöp toplama oranları iki katına çıkmıştı. Bir kez daha, bu eğlence teorisinin bazı durumlarda gerçekten işe yarayabileceğini gösterdi. Ancak, bu teori şimdiye kadar sadece şirketler için bir pazarlama aracı olarak kullanıldı.

Şimdiki büyük soru ise bu teorinin daha büyük sorunlar ile işe yarayıp yaramayacağı. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu teorinin uzun vadeli davranış değişikliklerine sebep olup olamayacağını bilmiyoruz. Herhangi bir yönde bir iddiada bulunmak için yeterli veriye sahip değiliz.

Ancak buna rağmen, açık olan şey eğlencenin insanları bir şeyler yapmaya ikna edebileceğidir. Yeni ve keyifli şeyler insanları daha iyi olmak istemeye itmek için yeterince güçlü teşvik mekanizmalarıdır.

  • Cervelló Gimeno, E., Escartí, A., & Balagué Gea, G. (1999). Relaciones entre la orientación de meta disposicional y la satisfacción con los resultados deportivos, las creencias sobre las causas de éxito en deporte y la diversión con la práctica. Revista de Psicología del deporte, 8(1), 0007-19.