Wetiko: Amerika Yerlilerine Göre Bencilliğin “Virüsü”

· Kasım 15, 2018

Amerika yerlilerine göre, Wetiko insanların zihnini işgal eden şeytani bir ruhtur; bencilliğin “virüsü”. Ruhani bir patojen, sanki açlık ölecekmiş gibi hisseden kurbanını, doyumsuz ihtiyaçlarını beslemesi için zorlar. İnsanın kendisinin en kötü düşmanı olmasını sağlar…

Bu ilginç ama rahatsız edici yaklaşım, herkesin okuması gerektiğine inandığımız edebi bir eserden ortaya çıkmıştır. Paul Lévy, yazar Carl Jung’un mirasının bir hayranıdır ve “The Guardian” için düzenli olarak yazan bir köşe yazarıdır. Ve üzerine derinlemesine düşünmeyi hak eden, “Wetiko’yu Yok Etmek ” adlı eseri yazmıştır. Bu yazıda Levy, birçok psikososyal fenomenin bencilliğin “virüsünün varlığını kanıtladığı bir çağda yaşadığımızı ileri sürüyor.

Wetiko, Amerika yerlilerinin, asla başkalarının iyiliğini düşünmeyen kötücül bir kişiyi tanımlamak için kullandıkları bir kelimedir.

Levy’nin bu kitapla ardında bırakmak istediği miras hiç de olumsuz, suçlayıcı ya da endişe verici değildir. Aslında tam zıttı bir mesaja sahiptir. Her virüs istila etmek ve üzerinden beslenmek için bir ev sahibine ihtiyaç duyar. Bununla birlikte, her birimiz bu mikrobun karşısınına bizi savunucu engeller koyabiliriz. Bencillik tarafından hastalık bulaştırılmaması için psikolojik “bağışıklık sistemimizi” güçlendirebiliriz.

Şimdi bu fikre bir de yakından bakalım…

Wetiko, insanın bencilliği ve Carl Jung’un gölge kavramı

doğa siluetli kurt

Jack Forbes, Columbus ve Diğer Yamyamlar adlı kitabında çok ilginç bir şey açıklayan bir tarihçidir: yerli topluluklar Avrupalı hacılarla ilk kez bir araya geldiklerinde, Amerika yerlileri kendilerine Wetiko bulaştığını söyledi. Bu kavramı ilk kez kullanan Kanada’daki Cree’nin bir kabilesiydi. Bununla birlikte, Ojiwa, hali hazırda bilinen “windigo” terimini kullanıyordu.

Ayrıca bakınız: Alfonsina Storni’nin 5 Ünlü Sözü

Durum ne olursa olsun, beyaz ya da “uygar” adama dair sahip oldukları algı, bencilliğin “virüsünden etkilenen bir bireye denk gelir. Çünkü virüs bu insanların doğanın gücünü ve kaynaklarını sanki kendilerine aitmiş gibi istemelerine neden olur. Buna karşılık, Paul Levy, bu düşüncenin Carl Jung’un Gölge kavramını açıklamak için kullandığı fikirle aynı olduğunu ileri sürer. Bir noktada Gölge, hepimizin paylaştığı bilinçsizliğin bir kök örneğidir.

Yani kıskançlık, açgözlülük, güçlü olma arzusu ve bencillik gibi yaygın kavramlar aslında kolektif bilinçsizliğimizin ürünleridir: en karanlık gölgelerimiz ve bilinçten ayrışan bir “benlik” anlamına gelir. Öyle ki, kendini aşağılık eylemlere kaptıran bir benlik söz konusudur.

Bu noktada, Amerika yerlileri tarafından tanımlanan kötü ruhun Jung’un anlattığından farklı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Amerika yerlilerine göre virüs dış dünyadan gelen ve bize sahip olma peşinde koşan bir şey değil, tam tersine içimizde var olan bir şey.

Aslında, hepimiz bu gölgeyi içimizde taşıyoruz, fakat onu güçlü kılmak tamamen bizim elimizde…

Bencilliğin “virüsü” nasıl öldürülür?

sisler ardında el silueti

Bencilliğin “virüsünü hayatınızdan çıkarabilirsiniz. Bunun bir yolu, Carl Jung’un “şeytan” olarak adlandırdığı, Gölgemizin virüsünü tanımaktır. Açgözlülük, kıskançlık, aşağılama ve güçlü olma arzusu veya hakimiyete duyulan açlıktan beslenir. Hepimizin de bildiği gibi bütün bunlar, tarih boyunca insanlığa çok korkunç şeyler yaptırdı.

Wetiko’nun kötülüğü dünyamızı bir süredir yönetiyor. Biz ona güç veriyoruz, ona itaat ediyoruz ve kendimizin ona kapılıp gitmesine izin veriyoruz. Jung’ın da açıkladığı gibi, bizim yükümlü olduğumuz nokta tüm bunların farkında olmaktır.

Ayrıca bakınız: Toplumsal Hafıza ve Aile Büyüklerinden Hikayeler

Eğer hepimiz, başkalarının sahip olduğu şeylerin peşinde koşma ve her ne kadar zarar veriyor olsak da onları kendi çıkarımız doğrultusunda manipüle etme yolunda, bu dürtülerin kontrolü altına girersek… her birimizin kaybedeceği kolektif bir psikoza düşeriz. Bencillik modern bir kötülük değil, hala ortadan kaldırmayı başaramadığımız eski bir hastalıktır.
beyaz bir büst

Paul Levy, Gölgemiz üzerinde çalışmak ve Wetiko’yu öldürmek istiyorsak, ihtiyacımız olan şeyin derinlemesine düşünmek olduğunu açıklayarak bizi aydınlatır. Günün sonunda, ruhani şeytan, kişiliğimizin gelişmemiş, çalışılmamış, ihmal edilmiş parçalarından başka bir şey değildir.

Sakladığımız bir parçamızdır. Fakat saklayarak, onun beslenme arayışına tek başına çıkmasına izin veririz. Açgözlülük ve kıskançlıktan beslenmesine müsaade ederiz. Artık buna bir son verin! Ruhani çatışmalarınız üzerinde çalışarak, bir birey olarak büyüyerek ve sizin ve insanlığın hayatı dolu dolu yaşamasına engel olan Gölgenin hakkından gelerek, bencilliğin “virüsünden arının.