Dunning-Krueger Etkisi: Kurmaca Aşağılık ve Üstünlük

Ekim 15, 2017

Dunning-Kruger etkisi, şu şekilde sentezlenebilecek bir düşünce bozukluğudur: aptal insanlar, gerçekte olduklarından daha akıllı olduklarına inanırlar ve akıllı insanlar ise daha aptal olduklarına inanırlar.

Bu ilginç etki, Cornell Üniversitesinde çalışan iki Kuzey Amerikalı araştırmacı olan David Dunning ve Justin Kruger tarafından keşfedildi. Bunlardan ilki psikoloji profesörüydü ve bir gün onu şaşkına çeviren bir haberle karşılaştı. McArthur Wheeler adında ve 44 yaşındaki bir adamın gerçekleştirdiği hırsızlık haberiydi bu. Habere göre adam, gün ortasında ve maskesiz olarak iki bankayı soymuştu. İki saat içinde yakalanmıştı.

“Cehaletin ilk adımı, bildiğini sanmaktır.”

– Baltasar Gracián

Dunning’in dikkatini çeken şey, hırsızın kullandığı yönteme dair verdiği açıklamaydı. Adam maske giymediğini, ancak yüzüne limon suyu sürdüğünü söylemişti. Bu sayede güvenlik kameralarının onu göremeyeceğini umuyordu.

Peki böyle saçma bir şeyi neden düşünmüştü? Bazı arkadaşları ona bu hileyi ‘öğretmişti’. O da yüzüne limon suyu sürüp resim çektirmişti. Fotoğrafta yüzünün çıkmadığını görmüştü. Elbette, aynı limon, aslında yüzüne değil de tavana odaklandığını fark etmesine engel olmuştu. “Bir insan nasıl bu kadar aptal olabilir?” diye sormuştu David Dunning kendi kendine.

Dunning-Kruger deneyi

Hırsızın davranışı hakkında uzun süren tartışmalardan sonra Dunning, daha fazla araştırma için hipotez görevi görecek bir soru sordu: Yetersiz bir kişinin tam da bu nedenle yetersizliğinin farkında olmaması mümkün olabilir mi? Bu soru, bir tekerleme gibiydi ama mantıklıydı.

minik şişedeki adam

İşte o zaman en iyi öğrencisi olan genç Justin Kruger’den bu mesele hakkında resmi bir araştırma yapmasını istedi. Bunun üzerine bir deney yapmak için bir grup gönüllüyü topladılar. Katılımcıların her birine üç alanda kendilerini ne kadar etkili buldukları soruldu: gramer, mantık ve mizah. Bu alanların her birinde gerçek yeterlilikleri ölçüldü.

Sonuçlar, Dunning ve Kruger’ın şüphelerini doğru çıkardı. Gerçekten de her alanda ‘çok yeterli’ olarak tanımlanan kişiler, testlerde en düşük notları almıştı. Ama kendini hafife alan gönüllüler ise testlerde en iyi sonuçları almıştı.

Çok yüzeysel bir şekilde bildiği konular hakkında otorite sahibi şeklinde konuşan insanları sık sık görürüz. Aynı zamanda gerçek uzmanlar ise ifadelerinde onlar kadar kesin değildir çünkü bilginin enginliğinin ve bir şeyi tam bir kesinlikle iddia etmenin güçlüğünün farkındadırlar. 

Dunning-Kruger Etkisinin Analizi

Bu çalışmanın düzenleyicileri, bilişsel bir tarafgirlik olduğunu keşfettikleri gibi en yetersiz insanların, en yeterli kişileri hafife alma eğiliminde olduklarını da ortaya koydu. Dolayısıyla, bu kişiler cehaletlerine rağmen ya da aslında cehaletleri nedeniyle kendilerine çok daha fazla güvenmekte ve daha fazla yeterlilik hissine sahip olmaktadır.
bir kitap ve bekleyen ev

Deneyin ardından araştırmacılar Dunning-Kruger etkisini oluşturan dört sonuca ulaştı:

  • İnsanlar, kendi yetersizliklerini fark edememektedir.
  • Başkalarının yeterliliğini kabul edememektedirler.
  • Belli bir alanda hangi ölçüde yetersiz olduklarını fark edemezler.
  • Yeterliliklerini artırmak üzere eğitildiklerinde önceki yetersizliklerini tanıyıp kabul edebileceklerdir.

Bu kişilerdeki bozukluğun etkisi ortaya konunca bu durumun neden yaşandığı sorusuna cevap aranmaya başlandı. Dunning ve Kruger, bir şeyi doğru yapmak için gerekli becerilerin, performans değerlendirmesi için gerekli becerilerle aynı olması nedeniyle bilişsel tarafgirliğin ortaya çıktığını belirtmiştir. Başka bir şekilde açıklamamız gerekirse: O şeyi doğru yapmayı bilmiyorsanız, bir şeyin yanlış olduğunu nasıl fark edeceksiniz?

şemsiyeler ve bisikletle uçmak

Yüksek performansa sahip kişiler de bilişsel tarafgirlik göstermekteydi. Bu durumda araştırmacılar, ortaya çıkan şeyin ‘yanlış konsensüs’ adı verilen bir algı hatası olduğunu ortaya koydu. Bu tür bir hata, insanların başkalarıyla olan anlaşmasının derecesini abartmasından kaynaklanır.

Elbette iki kişinin bir tartışma yaşadığı ve bunu çözmek için üçüncü bir kişiye başvurduklarına şahit olmuşsunuzdur. İki kişi de tartışmanın çözümünden önce bu kişiyi tarafsız saymaktadır. Burada yanlış konsensüs, iki tarafın da tarafsız gözlemciden kendisi gibi davranmasını beklemesiyle ortaya çıkacaktır.

Benzer bir durum da bir aktivitede yüksek performans gösteren kişilerde görülür. Onlar için bu öyle kolaydır ki çoğu insanın bu konuda onlar kadar iyi olamamasını anlayamazlar.