Cinsiyete Dayalı Şiddet: Gözlerimi De Al

Ocak 19, 2021
Gözlerimi De Al, 2003 yılı İspanya yapımı bir sinema filmidir. Yeni İspanyol sinemacılığının önde gelen yönetmenlerinden olan Iciar Bollain'in üçüncü uzun metraj filmi olma özelliğini taşır.

Cinsiyete dayalı şiddet, çok zor, çok tatsız ve aynı zamanda toplumda bir o kadar da yaygınlaşmış bir konu ki, bunu kelimelerle ifade etmek mümkün değildir. Cinsiyete dayalı şiddet maalesef 2018’de bile pek çok can almaya devam etmektedir. Gerçek anlamda onları hayattan koparmaktan bahsetmiyorum, bu aynı zamanda kurbanların tüm yaşam kalitesinden ve hayatı tam anlamıyla yaşama olasılıklarından mahrum bırakılmaktır. Icíar Bollaín’in Gözlerimi De Al filmde (2003) bu tür şiddetin akıbetini, sonuçlarını ve arka planını mümkün olan en doğal şekilde ele almıştır.

Bollaín, gerçekliğin sadık bir yansıması gibi görünen filmlerinde, karakterleri en gündelik gerçekliğimizden alınan doğal bir sinema izletisi sunar; konuşma şeklinden kostümlere, mimiklere ve dekorlara kadar… sinemasında yansıttığı her şey, gerçeklerin acı bir yansımasıdır.

Gözlerimi De Al filmi, oğluyla birlikte kız kardeşinin evine kaçan Pilar’ın hikayesini anlatmaktadır. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendisine kötü davranan kocası Antonio ile yaşadığı durumdan bıkmış halde kardeşinin evine kaçar.

Pilar, Orgaz Kontu’nun Gömülüşü tablosuna ev sahipliği yapan kilisede kasiyer olarak bir iş bulur. Orada bazı meslektaşlarıyla ilişki kurar ve sanata ilgi duymaya başlar. Aynı zamanda Antonio, öfkesini kontrol etmesine yardımcı olacak terapi seanslarına katılarak ve karısını geri kazanmaya çalışacaktır.

Gözlerimi De Al: Kadının ailedeki yeri

Filmle ilgili en ilginç detay, şiddet sorununa yaklaşma biçimidir. Her karakter son derece doğaldır. Bize farklı bakış açıları sunarlar. Mağduru çevreleyen koşullar bilinmediğinde yargılamak, “bırak onu ya da ondan uzaklaş, o sana göre biri değil” demek çok kolaydır. Ancak bu, kötü muamele mağdur kişide bir kafa karışıklığı, kimlik kaybı ve özgüven kaybı yarattığından buna kadar vermek, onun için göründüğü kadar kolay değildir.

Gözlerimi De Al, toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, toplumda insanlara uyguladığımız muameleyi, mağdurun durumunu ve aynı zamanda istismarcının durumunu üzerine düşünmemizi sağlar. Icíar Bollaín, daha iyi ve daha eşitlikçi bir toplumda yaşamak için bir farkındalık oluşturmayı amaçlayan bu dramayı, değişime doğru bir adım atmak için önermektedir.

gözlerimi

Cinsiyet ve Toplum

Cinsiyete dayalı şiddetin fiziksel olması veya yalnızca aile içi alanla bağlantılı olması gerekmez. Cinsiyete dayalı şiddet, adından da anlaşılacağı gibi, cinsiyete dayalı olması nedeniyle diğer kişi üzerinde uygulanan şiddettir; yani, bir cinsiyetin diğerine göre “üstünlük” sağlamaya çalışmasıdır. Bunu genellikle kadına yönelik şiddetle ilişkilendiririz ancak sözde “üstünlük” ile homofobi veya transfobi derinden bağlantılı olan saldırıları da dışlamamalıyız.

Şiddetin sadece fiziksel olmasına gerek yoktur. Psikolojik de olabilir ve mağdura güçlü bir güvensizlik, korku ve özgüven eksikliği tohumlarını eker. Ayrıca filmde tıpkı Pilar’a olduğu gibi bu şiddeti uygulayan kişi partnerimiz ya da güvendiğimiz bir kişi ise bundan kurtulmamız çok daha zor olur.

Ataerkil sistem, yakın zamana kadar TDK’nın da kabul etmeye devam ettiği bir tanım olan, kadınların “daha ​​zayıf cinsiyet” olarak görülmesine neden olmuştur.

Bu sistem hala çok yerleşik olmaya devam etmektedir ve TDK’nin bu anlamı çoktan ortadan kaldırmasına rağmen, bugün hala kadın ve erkek için verdiği tanımlara sadece küçük bir göz atmak zorunda kalıyoruz. Birinci durumda, “iyi adam” veya “pelerinli kılıç adam” gibi bölümler vardır; ikincisinde ise: “hayat kadını”nın da aralarında olduğu “sokak kadını” veya “ölümcül kadın” bölümleri vardır.

pilar ve eşi

Kadın ve erkek eşitsizliği

Yani, kadın teriminin erkek terimine kıyasla aşağılayıcı çağrışımlara sahip olduğunu bulmaya devam ediyoruz. Güçlüyü, erkekliği, yiğitliği temsil eden bu eril zihniyeti… toplumumuzu, bunların doğru olup olmadığını sorgulamadan bu pozitif çağrışımlara göre inşa ettirmiştir. Bu yüzden Gözleri mi de al filmde, Pilar’ın öz annesinin kızının evden kaçtığını görmesine rağmen, ona bir kadının erkeksiz bir hiç olduğunu, onun yerinin kocasının yanı olduğunu ve bu nedenle dönmesi gerektiğini söylerken görüyoruz.

Aynı şekilde, Antonio ile terapiye gelen erkekler de eylemlerinin ciddiyetini sorgulamazlar. Çalışanlar, eve parayı getiren onlardır ve bu nedenle eşlerinin ev işleriyle meşgul olması, şartlarına her zaman uymaları ve şartlarını kabul etmeleri gerekir. Gözlerimi De Al filmindeki bu adamlar, toplumda en köklü maçoluk duygularıyla yetiştirilmiş sayısız neslin meyvesidir; evlerinde emrettikleri her şeyi yapan anneleri ve kız kardeşleriydi, evden ve aileden sorumluydular.

Gözlerimi De Al, kadının evrimi

Zaman ilerledikçe, kadınlar çalışma dünyasında yer edinmeyi başardılar ve bu şekilde bağımsızlıklarını (kısmen) elde ettiler. Bağımsızlıklarını kazanmalarıyla beraber iş bölümü yapmayı da başardılar, ancak neslin bir kısmının zihniyetini değiştirmek çok zordur. Pilar, annesinin bu sistemin nasıl kurbanı olduğunu, “iyi bir kadının” yapması gereken her şeyi nasıl yaptığını kendi evinde görmüştür: kilisede evlenmek, çocuk sahibi olmak ve onlara bakmak için ev hanımı olmak.

Kız kardeşi Ana ise tam tersine bu sosyal modele karşı daha eleştirel yaklaşan bir karaktere sahiptir. Kız kardeşinin yaşadığı acı ve adaletsizliği, rahmetli babasının hatalarını görebilmekte ve partneri ile sağlıklı ve eşit bir ilişki kurmayı başarmaktadır.

Ana’nın kocası, ev işlerine yardım eden ve karısına herhangi birine davrandığı gibi eşitlikçi yaklaşan bir erkek olan “yeni erkeksi gerçekliği” temsil etmektedir. Bütün bunlar, annesinin güçlü muhafazakar karakteri ve özgüvenini tamamıyla yerle bir eden ve Antonio’suz bir hayatı hayal edemeyen Pilar için bir tezat oluşturmaktadır.

Pilar ve kardeşi

Müzede çalışması sayesinde Pilar, kendisi için bir kaçış, rahatlama ve umut yolu olacak sanatı keşfeder. İşinde ilerlemeye ilgi duymaya başlayacak, sonunda yeniden hayal kuracak ve yeniden hayata karşı istekli olacaktır.

Ayrıca müzede Pilar, iş arkadaşlarıyla, çok farklı hayalleri olan birbirinden farklı ve hepsi kendi ayakları üstünde duran kadınlarla tanışacaktır. Bu kadınlar daha çok Ana’ya benzemektedir, bazılarının aşağı yukarı istikrarlı ilişkileri vardır, diğerleri ise internetten erkeklerle sohbet etmektedir… ancak hepsinin ortak noktası bir erkeğe bağımlı olmadan yaşamalarıdır.

Ataerkil sistem

Icíar Bollaín, kökleri hâlâ derinlere dayanan ataerkil bir geçmişle iç içe geçmiş bu yeni model kadın gerçekliğini göstermektedir. Her karakter bir gerçekliği temsil etmektedir. Erkek terapi grubu ise kadınların erkeklerin sahip olduğu nesneler olmadığını anlamadıkları maçoluk portresinin hala devam ettiğini varsaymaktadır.

Gözlerimi De Al filmi hiçbir detayı atlamadan aile içi şiddetin tüm yönlerini ve kurumsallaşmış maçoluğu miras aldığımız bir toplumun tüm yönlerini kapsamaktadır. Ne Pilar ve Antonio’nun oğlu olan sessiz kurban Juan’ı ne de yıllar boyu süren istismarın Pilar’da bıraktığı izleri unutur.

Diğer taraftan ise bize tünelin sonunda bir ışığın olduğuna işaret eder. Dünyada bir şeylerin değiştiğini, kadınların da artık farklı roller üstlendiğini, erkekliğin pek çok şekil alabildiğini, erkeklerin de ağladığını gösterir. Ve her şeyden önce hala bu kafa yapısının hayatları yıkmaya devam ettiğini görmemizi sağlar.

“Hiçbir şeyin bizi tanımlamasına izin vermeyin. Hiçbir şeyin bizi yolumuzdan alıkoymasına izin vermeyin. Bırakın da özgürlük bizim tek servetimiz olsun.”

– Simone de Beauvoir