Büyüleyici Nörobilim Alanında Üç Örnek Vaka

Mayıs 7, 2020
Bazı nörobilim vakaları o kadar tuhaf durumlar yaratıyor ki, beynin asla tam olarak anlayamayacağımız sonsuz bir labirent olduğunu kanıtlıyorlar. Bu garip olaylar, bugünkü yazımızda sizinle paylaşacağımız vakalar gibi önemli bilimsel bulguların ortaya çıkmasına da yardımcı oluyor.

Birçok büyüleyici nörobilim vakasının en ilginç tarafı, beyin hakkında daha öncede bilinmeyen gerçekleri ortaya çıkarıyor olmaları. Bazen bir hastalık veya semptom, insan zihni üzerine halihazırda sahip olduğumuz anlayış seviyemizi artıracak ipuçları ortaya koyar.

Bu nörobilim vakalarının çoğu, hastada görülen o hastaya özel semptomlar nedeniyle oldukça dikkate değer vakalar. Bu sıra dışı koşullardan etkilenmiş olan insanların yaşamları da genellikle garip ve büyüleyici bir hal alıyor. Ancak, bu konuyla ilgili elde edeceğimiz gerçekten de değerli tecrübe, insan beyninin daha önce hiç kimsenin görmediği şekilde işlediğini gözlemliyor olmak.

Bilim dünyası nörolog Oliver Sacks’i günümüzün en önemli eğitimcilerinden biri olarak görüyor. Anlatım tarzı ve hastalar hakkında aktardığı olağanüstü hikayeler bazen bilim kurgu gibi değerlendirilse de, aslında anlatıldıklarından daha gerçek olamazlardı. Bugün, bu büyüleyici vakalardan üçünü paylaşacağız.

“Herhangi bir hastalık, insan yaşamında ikili bir duruma sebep olur: Kendi ihtiyaçları, talepleri ve sınırlamaları olan ikinci bir ‘benlik’ ortaya çıkar.”

– Oliver Sacks

Nörobilim, büyüleyici görüntüler ortaya koyuyor

Üç büyüleyici nörobilim vakası

1. Hatıralar

Bu en büyüleyici nörobilim vakalarından biri. Hasta, seksenlerinde olan ve 1979 yılında eşsiz bir deneyim yaşamış olan bir kadın. Sağlığı yerinde olan hastanın zihinsel fonksiyonları da tamamen düzgün bir biçimde işliyordu. Ancak, hastanın sadece bazı işitme sorunları vardı.

Bir gece, rüyasında, İrlanda’daki çocukluğuna gitti. Rüyada, geçmiş zamandaki dinlediği müzikleri, geleneksel şarkıları ve o döneme özgü dansları gördü. Uyandığında, rüyasındaki müzik hala kafasındaydı. Bulunduğu yerde bir radyo olduğunu veya ortamda hiç kimsenin bulunmamasına rağmen birisinin bu müzik kaydını çaldığını düşünüyordu. Tüm notaları mükemmel bir şekilde, onu diğer şeylerden yeterince uzak tutacak yükseklikteki bir ses seviyesinde duyabiliyordu.

Doktorlar hastanın beyninde inceleme yapamadan, müzik yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Aylardır beyninde aynı müzik çalıyordu. Her gösterge, geçmişe duyulan özlem duyguları ile ilişkili temporal lobda bir soruna işaret ediyor gibiydi. Bu vaka, beyindeki bazı yerlerin geçmişinizin tüm deneyimlerini, silinemez dosyalar gibi sakladığını göstermekteydi.

2. Madeline: bir başka büyüleyici nörobilim vakası

Madeline, doğuştan kör olan 60 yaşında bir kadındı. Bu, tabii olarak, kör olarak doğduğu ve doğduğundan beri kendi gözleriyle hiç bir şey görmediği anlamına geliyordu. Ayrıca serebral palsi problemi de vardı ve istemsiz el hareketlerinden muzdaripti. Tüm bu koşullar altında, normalde onun ciddi bilişsel geri kalma durumlarına sahip olmasını beklersiniz, ancak Madeline çok zeki bir kadındı.

Çevresindekiler sürekli onun için kitaplar ve yayınlar okudu. Sonuç olarak, oldukça kültürlü bir insan ve büyük bir konuşmacı oldu. Braille okumayı hiç öğrenmedi, çünkü kendisinin de sözleriyle elleri “işe yaramaz, Tanrı’nın bile unuttuğu hamur topaklarıydı”. Ellerini vücudunun bir parçası gibi hissetmediğini ifade ederdi.

Aslında, inandığının aksine, Madeline’nin elleri temel anlamda normaldi. Nedense doğru hareket etmiyorlardı. Oliver Sacks, yaptığı çalışmada, ailesi onun adına tam anlamıyla her şeyi yaptığı için, bu uzuvlarının kullanımı yeteneğini kaybettiğini teorik olarak ortaya koydu. Böylece bir rehabilitasyon programına başlandı. Tedavinin sonunda Madeline, gerçekten de, bir heykeltıraş oldu.

Seramik yapımı

3. Yataktan düşen adam

Bu nörobilim vakası ise, kendi vücut bölümlerinizi tanıyamama ile karakterize edilen ototopagnozi adı verilen garip bir bozuklukla ilgili. Bu vakada, hastanede yatan genç bir adam çok garip bir deneyim yaşıyor. Yatağında ona ait olmadığını söylediği bir bacak görüyor, bu yüzden bu bacağı almaya ve onu yataktan atmaya çalışıyor. Bunu yaptığında da yataktan düşüyor.

Bu genç adam, yaşadığı bu deneyimden sonra, tabii olarak dehşete düşüyor. Kendisinin de bilemediği bazı nedenlerden dolayı, sol bacağının vücudundan kesilmiş olduğuna ve böylece yatakta gördüğü bacağın muhtemelen kendisinin olamayacağına inanıyor ve bu bacak onu korkutuyor. Doktorların kendisiyle yaptıkları görüşmede, kimseye gerçek bacağının nerede olduğunu söyleyememekle birlikte, bu garip uzuvdan kurtulmak için kendi kendine vurmaya devam ediyordu.

Ne yazık ki, bu yanılgılı kimlik durumu henüz çözülebilmiş değil. Kitaplarda benzer birçok benzer durum olmasına rağmen, kimse bu spesifik sorunun nedenini veya bu durumdaki insanların probleminin nasıl çözülebileceğini bilmiyor.

Sacks, O. (2016). El hombre que confundió a su mujer con un sombrero. Anagrama.