Bugün Seni Terk Edenler Yarın Çok Özleyecekler

Ocak 12, 2017

Bazen insanlar hiçbir şey demeden çeker giderler ve biz hayatlarımızı alt üst eden, beklenmedik bir yalnızlık ve kırık kalbimizle bir başımıza kalırız.

İşte böyle bir olay başımıza geldiği zaman, bundan daha kötü, daha aşağılık ya da daha rezil bir durumda hayal edemeyiz kendimizi. Öfkemizi ve hiddetimizi kontrol altına alıp, mantıklı bir şekilde düşünmeye başladığımızda ise, bu durumu hak etmediğimizi düşünürüz.

Bununla beraber, gözlerimize üzüntü bulutları çöker, çok uzun bir süre içinde hapsolacakmış gibi hissettiğimiz bir boşluk ile yüzleşmek zorunda kalırız.

Bu boşlukta hayal kırıklığının, aldanmışlığın, aldatılmanın ve hissizliğin dibine vururuz. Fakat, işte tam bu noktada, özgürlük sadece bir adım ötemizdedir, çünkü eğer birisi bizi bu şekilde bırakıp gitmeyi göz almışsa, zaten en başından beri hayatımızda bir yeri olmaması gerekirdi.

bulut-karanlik

Hayal kırıklığı bir yalanı yaşamaktan daha iyidir

Şayet hayatınızdaki insan size bir elveda bile demeden çekip giderse, içinizden bir şeyler kopar gider. Tam olarak neyin kopup gittiğini siz de tam anlayamazsınız, ama her zaman içinizde ukde olarak kalacak bir acıdır bu.

Ancak, kendinizi koyvermediğinizde, yaşadığımız acının kat sayısı da azalıyor. Bu nedenle, her ne kadar kendimizi sevmek ile başkalarını sevmek arasındaki geçiş süreci çok zor olabilse de, en nihayetinde, çekilmez bir insandan vazgeçip, iyi bir dosta dönüş yapmış olacağız.

Hayatınızdaki insan herhangi bir açıklama yapmadan gittiği zaman, yarın bundan pişmanlık duyacaklarından emin olun, çünkü artık bizi kaybetmiş olacaklar.

kuslar-kalp

Hani derler ya acısa da öldürmez diye, eğer birisi şayet acıdan ‘ölmüşse’, bunun nedeni artık ‘yaşamaktan’ vazgeçmiş olmasıdır, bizim gibi düşünemediğinden, yeteri kadar olgun bir birey olamadığından ötürü, birinden vazgeçmenin ve kendimizi toparlamanın milyonlarca yolu olduğunu göremezler. En nihayetinde, acımasız bir şekilde kaçıp gitmek cesurca bir çözüm değildir, aksine korkaklık, nankörlük ve merhametsizlik göstergesidir.

Biri hayatımızdan çıktığında ne yapabiliriz?

“Biri hayatınızdan çıkıp gittiğinde, o insanı bir daha göremezsiniz ve ona söylemek istediğiniz her şey içinizde kalabilir. Eğer vaziyet buysa, bir kalem ve kağıt alıp, o kişiye bir mektup yazın. Sayfalar dolusu da olabilir tek bir cümle de. Yeter ki içinizde ne varsa dökün kağıda, ama sakın kimseye göndermeyin, mektubunuzu yakın gitsin. Külleri esen rüzgara karışacak ve artık canınız o kadar yanmayacak.”

– Federico Moccia

Birisi bizi bu şekilde terk ettiği zaman, içimizde bir savaş başlar: kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırıp geri dönmesini mi bekleyeceğiz yoksa artık hayatımıza onsuz mu devam edeceğiz? İkinci şık, nasıl aşacağımızı bilmediğimiz binlerce zorluk içerir.

ruzgar-deniz

Muhtemelen, bu tür durumlarda, içimizde söyleyecek çok şey kalır. Acımızı, öfkemizi ve tüm hislerimizi içimizde tutamayız artık; ister bizi terk edip giden insan karşımızdaymış gibi tüm nefretimizi kusarak olsun, ister sabahtan akşama kadar elimize geçen her şeyi fırlatıp atarak olsun, bir şekilde bu yükümüzden kurtulmamız gerekir.

Bu durumda en iyi yollardan biri, size zarar veren kişiye, o çekip gittikten sonra nasıl hissettiğiniz anlatan bir mektup yazmak olur. Daha sonradan yapılacak en iyi şey ise, bu mektubu yırtıp atmaktır. İşte özgürlüğün yolu buradan geçer.

Kendimizi acıdan kurtarmanın son adımı nedir?

“Birine karşı kızgınlık duyduğunuzda, o kişiye veya duruma çelikten daha güçlü bir zincirle bağlanırsınız. Sadece affederek bu durumdan kurtulup özgür olabilirsiniz.”

– Catherine Ponder

Mektubu yazıp, tüm duygu ve düşüncelerinizi kağıda döktükten sonra, artık affetmenin zamanı gelmiştir. Çektiğinizi acıların uçup gitmesine izin vermek, bedeninizin kendi mezarlığınız olmaması için atacağınız en iyi adım olur.

Cesaretimizin ve öfkemizin arkasına saklanmış olan kederi, aşağılanmayı ve hayal kırıklığını sakın unutmayın. Kendimizi bu hislerden kurtarmak, uçurumun kıyısından dönmek demektir.

Ne olursa olsun, yaşadığımız acı tecrübenin içinde de bir gelişim ve kurtuluş yolu olduğunu asla unutmayalım.