Bu Kısa Film Depresyonu Gerçekten Anlamanıza Yardımcı Olacak

24 Mayıs, 2017
 

Depresyon, çok yaygın bir psikolojik rahatsızlıktır ve herkes hayatının en azından bir döneminde, bu rahatsızlıktan çekmiştir. Bu nedenle, insanların daha fazla bilgi edinmesi ve rahatsızlığın nasıl tanımlanabileceğinin öğrenilmesi çok önemlidir. Zamanında tespit edildikten sonra, yaşamımızda bir olumsuzluk yaratmasını engelleyebiliriz.

Bu rahatsızlıktan, dünyadaki birçok insan muzdariptir. Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre, depresyon 350 milyondan fazla insanı etkiliyor ve dünyanın önde gelen iş göremezlik sebeplerinden biri olarak dikkat çekiyor. Şu anda depresyon için oldukça etkili tedavi yöntemlerine sahibiz ve bir profesyonel yardımıyla, depresyon için zamanında teşhis koymak ve hastalığı tedavi etmek hayati önem taşıyor.


Rahatsızlığın başlıca özelliklerinden biri, her bir bireyin ruh halini nasıl etkilediği ile ilgilidir. Depresyonda olan biri, motivasyonunu kaybedebilir ve zamanında keyif ve zevk ile yaptığı işlerde, artık o eski heyecanını bulamayabilir. Çok üzgün olmak, çoğu zaman depresyonda olmak ile karıştırılır. Bununla birlikte, depresyon daha birçok semptomdan ibarettir ve depresyonda olan bireyi işlevsiz bir hale sokar.

“Kalbimde bir hüzün olduğu zaman, seher zamanının mutluluk şarkısını, öğle güneşi susturur.”

– Edward Young

Hüzünlenmek depresyona girmek değildir

Bu durumun her iki tarafında da karışıklık olabilir: Bir taraftan, depresyona girmiş olan insanlar, sıklıkla herhangi bir şeye üzüldüklerini düşünerek, duruma pek de aldırış etmezler. Öte yandan, bir kişinin şu an içinden geçen hisler sebebiyle üzülmesi, depresyonda olduklarını düşünme eğilimini artabilir.

 

Her iki durumda da, depresyonun gerçekte ne olduğunu anlamak gerekir.

Hüzün, vücudumuz için gerekli bir duygudur ve hayatımızda bizim için önemli bir şey olduğunu gösterir. Bazı koşullarda doğal olarak gelişir ve sıklıkla kendimizle daha derin temas kurmamızı sağlar.

“Kışın ortasında, içimde hiç bitmeyen bir yaz olduğunu en sonunda keşfettim.”

– Albert Camus

Peki depresyona girince ne olur?

Depresyon, kişisel olarak bizim gayret göstermemiz gereken bir durum olmasının yanı sıra, bir psikoloğun profesyonel müdahalesini de gerektiren bir rahatsızlık halidir. Depresyonlu bir hayatı sürdüğümüz sürece, faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlar olumsuz bir şekilde etkilenir; iş, aile, sosyal yaşam ve benzeri.


“Fallin’ Floyd” adlı kısa filmde de gördüğümüz üzere, bir kişi depresyona girdiği zaman, konsantrasyonu azalır, uyku ve iştah rahatsızlıkları ortaya çıkar, uzun süreli yorgunluk, umutsuzluk, motivasyon eksikliği ve düşük öz güven durumları gibi belirtiler yaşanır.

Bu rahatsızlığın belirtilerini olabildiğince erken tespit etmek, gereksiz acı çekmememize yardımcı olur ve böylece sorunların kronikleşmesi önlenir. Eğer bir profesyonel tarafından depresyonda olduğumuz süre zarfı boyunca yardım almazsak, rahatsızlığın şiddeti artarak, daha dirençli bir hale gelebilir.

Depresyonu anlamak

Bu rahatsızlığı anlamak, tüm süreci kolaylaştırır, böylece depresyonda olan kişi de yanlış anlaşılmamış olur. Dolayısıyla sürecin sorumluluğunu üstlenebilir, kendisine yardım edilmesine izin verir ve kendilerini diğer insanlarda daha fazla soyutlamaz. Aksi takdirde, depresyonun belirtileri sadece daha da kötüleşecektir.

 

“Kendinize yardım edilmesine izin vermek, cesaret, kabullenme ve öz saygı eylemidir.”

Bu kısa film, ana karakter ve arkadaşı (bir kara nokta ile karakterize edilen depresyon), aracılığı ile, en sonunda bir uçurumun içine düşene kadar, hayatında meydana gelen karakteristik belirtilerin ve bozulmaların bir kısmını gösterir.

Filmin sonunda, ana karakterimiz Floyd’un tutkusunu nasıl geri kazandığını, sevdiği şeyleri nasıl yeniden öğrendiğini, zevk ve motivasyon duygusunu nasıl kurtardığını ve yaşama arzusunu nasıl yeniden keşfettiğini görüyoruz. Floyd, sadece sevincini değil, aynı zamanda hayatını kontrol edebilme olanağını da elde ediyor.

“En büyük yeteneğimiz, asla düşmemek değil, düştüğümüz zaman tekrar ayağa kalkmasını bilmektir.”

– Konfüçyüs