Bir Prensesin İstifa Mektubu

· Aralık 3, 2016

Bir prenses olmayı reddediyorum. Elbiselerimi, lüle lüle altın saçlarımı ve mücevherlerimi reddediyorum.

Büyülü şatomdan, binlerce gölgeyle çevrelenmiş yanlızlığımdan nefret ediyorum.

Bu altından kafesi reddediyorum.

Kule, tutsaklık, kurtarılmak için beklemek…

Güzelliğimi ve kırılganlığımı da reddediyorum.

Ayrıcalıklarımdan, itibarımdan ve şatomdan vazgeçiyorum.

Baloya gidebileyim diye bana güzel giysiler yapan bir iyilik perisi istemiyorum. Sihirli at arabaları ve yardımcılar da istemiyorum.

İyilik perisi yerine bir çalı süpürgesi istiyorum.

Bana bir süpürge verin yeter.

Ben bir cadı olmayı tercih ediyorum.

Kara kurbağalar ve sürüngenler istiyorum.

Sincaplar, tavşanlar ve karacalardan bana ne, ben ejderhalarla oynamak istiyorum.

Saflığımı ve masumiyetimi reddediyorum. Krallığımı alın, ben zeki ve kurnaz olmak istiyorum.

Gündüzü değil geceyi seçiyorum. Aydınlık yerine karanlığı… Unutmayın ki kendinizi ancak karanlıkta bulabilirsiniz.

Başkalarını beklemeden, ben kendi kendimi kurtarmak istiyorum. Kendime bir şans vermek, kendime oynamak istiyorum.

Günlerimi, bir gün ufukta belirip beni kurtarmaya gelecek beyaz atlı prensi bekleyerek geçirmek istemiyorum. Kim ki o adam? Neden onunla sonsuza dek mutlu ve mesut yaşamak zorunda olayım?

Süpürgeme atlayıp, kendi prensimi kendim aramak istiyorum. Geceyi onun yanında sabah etmek istiyorum.

Bu kuleden de çıkmak istiyorum. Aya ve yıldızlara uçup gitmek istiyorum.

Çünkü prensesler uyurken, cadılar uçarlar.

Etrafımda diğer cadılar ve kötü adamlar olsun ki onlardan bir şeyler öğrenebileyim. Krallar ve prenseslere karşı savaşlarındaki yaratıcılık nedir bileyim.

Özgürce uçmak istiyorum. Bütün gece. Sabaha karşı geri dönüp öğleden sonraya kadar uyumak istiyorum. Ve prensesler ve 14 döşeğin altına gizlenmiş bezelye taneleri hakkındaki masalları unutmak istiyorum.

Kimse beni gece boyu beklesin istemem. Orta yaş krizine girmiş kraliçeler de uzak olsun benden. Kalbimi bir sandığa gömmek isteyen kıskanç kaynanalar da istemiyorum. Krallığını büyütmek adına beni başkası ile evlendiren bir kral da istemiyorum.

Kimsenin benim ihtiyaçlarımı gidermesini, saçımı örmesini ya da temizlemesini istemiyorum.

Kuşlarla şarklı söylemek değil, onlarla uçmak istiyorum.

Hissetmeyi, rahat nefes alabilmeyi, normal yaşayabilmeyi ve insan gibi acı çekmeyi tercih ediyorum. Ancak acı ile kavrularak kendimizi bulabiliriz. Dibe vurup, kendimden vazgeçip, küllerimden doğmak istiyorum.

Prensesler risk almaz, seçim yapmaz. E haliyle başarısız da olamazlar, acı çekemezler. Kendilerine biçilen kadere boyun eğip, mutlu mesut yaşayacakları zamanları sabır içinde beklerler. Ya da onlara söylenen bu olduğu için, sorgulamazlar, karşı çıkmazlar ve şüphe duymazlar.

Ben bir prenses olmak istemiyorum.

Kendi Beyaz Atlı Prensimi ben seçmek istiyorum. Ne prens olmasına ne de yakışıklı olmasına gerek var.

Beni büyülemeyen bir kötü adam istiyorum. Ama her gün büyülenmiş gibi hissettirsin istiyorum.

Güvende hissedeceğim bir kale yerine, beni uçurumlara sürükleyecek gözler olsun istiyorum. Onun yanındayken başım dönsün istiyorum. Bana zenginlikler değil, mücadelesi verilecek bir savaş versin istiyorum.

Masallardaki yakışıklı prens yerine, ayak takımını tercih ediyorum.

Beni bir prenses olarak değil de bir cadı olarak kabul edenleri.

Onların da peşlerinde birileri olduğu için, her gece başka bir yerde saklanmamızı gerektirenleri. Tebessümünü değil, serseriliğini sevebileceğim birilerini.

Özgürlük ve çılgınlık için evliliğimi ve sonsuz aşkımı feda ediyorum.

Mutlu sonlu bir masal değil istediğim. Her gün kendim yazacağım bir hikaye istiyorum.

Göz kamaştıran yemekler yerine, şampanya içmek isteyenlerdenim.

Risk alarak yaşayacağım ya da yaşarken öleceğim. Hayatta olduğum için minnettar olacağım. Her günü son günümmüş gibi yaşayacağım. Çünkü yarın beni yargılayıp ateşe atabilirler.

Çünkü cadıları canlı canlı ateşe atarlar, prensesler ise yaşayan ölülerdir.

Bu yüzden iyilik perisini size geri veriyorum; ama lütfen, bana bir çalı süpürgesi verin.