Bazı İnsanlar Buridan'ın Eşeği Gibidir

21 Ocak, 2018

Yazımızın başlığını görünce Buridan’ın eşeği de ne diye düşünüyor olabilirsiniz. Kadim zamanlardan beri insanlar olarak tüylü hayvan dostlarımızı, çeşitli hikâyelerin kahramanı olarak kullanagelmişizdir. Bilhassa çocuk masalları bu geleneğe çok sık başvurur. Ağustos böcekleri, karıncalar, domuzlar ve elbette eşekler canlanır masallarda.

Buridan’ın eşeği, bir orta çağ masalının baş kahramanıdır. Bu masalda bilginin tek kaynağı olarak görülen akla saldırma çabası vardır. Esasen bu masal, Jean Buridan’ın Tanrı’nın varlığına dair ortaya koyduğu akılcı yaklaşımı eleştirmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Gerçi bu amaçla gerçekleştirilmiş tüm teşebbüslere bir saldırı görevi de görebilir. Bu yazıda sözü geçen masalı farklı bir şekilde ele alacağız. Ama önce gelin bu tarihi eşeğin öyküsünü öğrenelim.

Buridan’ın eşeğinin hikâyesi

Bu öyle özel bir eşek değildi. Masalın ilginç tarafı, eşeğin kendini içinde bulduğu durum aslında. Pek çok farklı versiyonu var masalın. Bazıları eşeğin kendini iki saman yığını üzerinde bulduğunu söylüyor. Birbirinden aynı uzaklıkta iki saman yığını. Diğerleri ise bir saman yığınıyla bir kova su arasında durduğunu söylüyor. Masalın anlattığı şey, eşeğin akıllı bir hayvan olduğu. Dolayısıyla bir yığınla öteki arasında karar veremeyince hareketsiz kalıp açlıktan ölür.

Ne kadar saçma, değil mi? Saçma gözükse de Buridan’ın eşeği gibi davranan birini illa ki tanımışsınızdır. Hatta siz de bir noktada bu eşek gibi düşünmüşsünüzdür. Genelde arada kalmamıza neden seçenekler, karar vermemizi gerektiren durumlar bizden eşit uzaklıkta yer almazlar. Gerçi, bize aynı derecede çekici gözükebilirler.

Peki o zaman ne olur?  Biraz daha derinlemesine düşünüp yakından bakarız, artı ve eksileri tartarız …  Başka ne olur biliyor musunuz? İki seçenekten biri kaybolur. En kötü durumda ise ikisi de kaybolur. Sonra elimizde hiçbir şey kalmaz. Dediğimiz gibi kararsızlık, fırsatların en iyi hırsızıdır.

kalp mi beyin mi

Buridan’ın eşeğine benzeyen insanlar

Başta söylediğimiz gibi bu masal hayatta ilerlerken aklın baskın bir araç şeklinde kullanılmasını eleştirmek amacıyla ortaya çıkmıştı. Çünkü masaldaki sevimli eşeğin yaşadığı duruma benzer paradokslarda tutsak olanlar, bu aşırı akılcı kişilerdir. En kötüsü ise çoğu zaman aynı sonuca varırlar.

Diğer zamanlarda böyle davranmazlar, nihayet bir karara vardıkları için değil zaman ya da başka insanlar onlar adına bir seçim yaptığı için böyle davranırlar. Seçeneklerden biri saf dışı bırakarak yaparlar bunu. Grup olarak da davranışları karakteristiktir. Buridan’ın eşeği gibi davranan insanlar, aynı derecede cazip gözüken seçenek arasında asla karar veremezler. Ama bir başkası bir seçim yapınca zıt yönde ilerlerler. Yani Buridan’ın eşeği gibi olan insanlar tabiatları gereği hareketsizdirler ve bahsettiğimiz grup durumları gibi durumlarda “insanlara işkence etmekte” iyidirler.

Bu tür kişilerin çevresindeki insanlar onları hoş görmekten başka çare bulaşamazlar. Ayrıca onlar mümkün olduğunca az seçenek ve karar sunarlar. O kişinin ruhsal bir tıkanıklık veya bir akıl çöküşü yaşayabileceğinden korkarlar. Diğer yandan bu insanlar, diğerlerinin kendi problemleri hakkında konuşmak için gittikleri insanlardır. Bunun nedeni, çok gelişmiş bir analitik anlayışa sahip olmalarıdır. Kısa bir sürede durumu dikkatli ve bütüncül bir şekilde değerlendirmeyi başarırlar.

kararsız kadın

Şirketler de bunu iyi anlıyor. Karar vermesi için bir kişi ararken beli durumlarda ne olacağına dair iyi bir fikri olacak bir başka türden kişileri ararlar. Nihayet, aynı şey siyasetçiler konusunda da geçerlidir. Bazıları gerçekliği teşhiste iyidir ama sonra karar verme ve o gerçekliği değiştirme vakti gelince donup kalırlar. 

Aklın sınırlarının zorlandığına bir örnek de en popüler dizi karakterlerinden biri olan  Sheldon Cooper’da görülebilir. Hatta The Big Bang Theory dizisinin bir sahnesinde Sheldon kendini Buridan’ın eşeğine benzetmektedir. Size sahneyi anlatmayacağız çünkü spoiler vermek istemiyoruz ama onunu sezonun yedinci bölümünde bu sahneyi görebilirsiniz.

Televizyon ekranlarını bir yana bırakıp giysi mağazalarındaki giysi deneme odalarına bir bakalım. Burada elinde iki elbiseyle deneme odasına doğru giden kişiler göreceğimizden emin olabiliriz. Oysa sadece tek bir giysiye yetmektedir bütçeleri. Bu kişi türü, en sabırlı arkadaşlarını deli edebilir.

Bu paradoksu eleştirenler insanların verdiği kararların, sevgili eşeğimizin kararına benzetmektedir. Böyle demelerinin nedeni insanların aldığı kararların objektif bir değer farkın dayanmamasıdır. Bunun yerine insanların aldığı karar, değer farkı algısı temeline yerleşmektedir. Böyle bile olsa iki seçenek karşısında asla karar veremeyecek insanlarla her zaman tanışacağız.