Problem Çözme Terapisi: Karar Vermenin Bilimsel Yöntemi

· Ağustos 30, 2017

Ah şu problemler! Yaşamımız boyunca, okulda matematik öğrenmeye çalışırken yaşadıklarımızdan tutun yetişkinlikte yaşadığımız sorunlara kadar başımızı ağrıtıyorlar. İyi olan şey ise, bir sonraki aşamadaki sıkıntılara geçmeden önce bize onlarla ilgili bilgi ve uyarı veren öğretmenlerimizin oluşu.

Ama hayatımızdaki sorunlarla yüzleşmek için ne yapabiliriz? Sonucun belli olmadığı ve güvenemediğiniz bir sürü karar size zamanında bir sürü soruna neden oldu, değil mi? Ancak umudumuzu kaybetmemeliyiz! Bize bir şeyin nasıl yapılacağını söyleyen, sonuçları öngörülebilen, belirlenmiş kesin bir yöntem olmasa bile, en iyi kararları almamızda bize yardımcı olabilecek problem çözme tekniklerini kullanabiliriz.

“Ben koşullarımın bir ürünü değilim, kararlarımın bir ürünüyüm.”

– Steven Covey

Sorun çözme terapisi nedir?

Sorunlar hayatın bir parçası ve hepimiz onlardan mustaribiz. Hepimiz problem çözmekte yetenekliyiz ancak bazılarımız bu konuda biraz daha fazla yetenekli olabiliyor. Bu bizi problem çözmenin sonradan geliştirilebilecek bir kabiliyet olduğu sonucuna götürüyor. Bu nedenle D’Zurilla ve Golfried 1971’de problem çözme fikrini önerdiler.

Bu teknik, sorunları tanımlamamızı, farklı alternatif çözümler belirlememizi ve öne sürdüğümüz seçenekler arasından en etkili olacak cevabı seçmemizi kolaylaştırıyor. Bu şekilde, farklı sorunlar ortaya çıktığında oluşabilecek olumsuz duyguları kontrol etmek için elimizde bir araç daha bulacağız.

İşte bu yüzden, beş aşamadan oluşan bir yöntemi izlemeliyiz; bunları aşağıda ayrıntılarıyla anlatacağım. Bu uzun bir süreçtir, ancak önemli durumlar için kullanırsanız, her dakikasına değerdir. İzlenmesi gereken adımlar şunlardır:

  • Soruna yönelme.
  • Sorunun tanımı ve formülü.
  • Alternatif çözümlerin yaratılması.
  • Karar verme.
  • Yürütme ve doğrulama.

1. Aşama: Probleme yönelme

Bir sorunu çözmeye çalışmadan önce başarılı olabilmek için atılması gereken ilk adım, soruna ve sahip olduğumuz becerilere karşı pozitif bir tutum sergilemektir. Mevcut sorunu çözebileceğimize dair kendimize inanmalı ve kendimizi motive etmeliyiz. Bizi geride tutan, kendimize güvenmeyişimiz gibi, özelliklerden kurtulmalıyız.

Öte yandan, sorunla ilgili vizyonumuzu değiştirmek önemlidir. Bu durumu olumsuz bir şekilde görüp, çözüm bulma sürecimizi daha da zorlaştırmak yerine, kişisel olarak büyümemize yardımcı olan, yeteneklerimizin geliştirilmesine yol açacak bir meydan okuma olarak görmeliyiz.

“İyi bir ruh haline sahip insanlar, tümevarımsal akıl yürütme ve yaratıcı problem çözme konusunda daha iyidir.”

– Peter Salovey

Bütün bunlara ek olarak, hareket etmeden önce durup düşünmeliyiz, böylece sürecin bu ilk aşamasını tamamlamış oluruz. Çünkü dürtüsel bir şekilde hareket ettiysek, sorunu çözmeye çalıştıkça daha çok hata yaparız.

Aşama 2: Sorunun tanımı ve formülasyonu

Artık bir sorun olduğunu kabul ettik ve ona uygun çözümler bulabileceğimizi düşünerek bir sonraki aşamaya geçtik. Bu aşamada, sorunu düzgün bir şekilde tanımlamaya ve formüle etmeye çalışacağız. Bu çok önemli bir aşamadır, çünkü bir kez zorluğun ne olduğunu somut olarak anladıysak, artık onu çözmeye doğru uzun bir yola giriyoruz.

Dolayısıyla, bilgileri birleştirirken uygun ve spesifik terimlerle açıklamak iyi bir fikirdir. Elimizdeki somut bilgilerin bütün bir halde gözümüzün önünde olması çok önemlidir.

Bu durumun neden bir çatışma olduğunu belirlemek de gereklidir. Dahası, bu çatışmanın anlamını, kişisel ve sosyal iyiliğimiz için yeniden değerlendirmeliyiz. Sonunda, her sorunun çözülemeyeceğinin farkında olmalıyız. Gerçekçi bir hedef belirlemeliyiz. Hatta çözüm bulmak için komplike bir problemi alt kümeler halinde bölüştürüp bunlar üzerinden harekete geçmeyi deneyebiliriz.

Aşama 3: Alternatif çözümlerin oluşturulması

Önceki iki basamağı uygulamayı başardık ve karşılaştığımız sorunun tam olarak ne olduğunu biliyoruz. Şimdi sıra, mümkün olduğunca çok sayıda alternatif çözüm üretmeye geldi. Bu bizim için zor olacak, ama biraz zaman ayırıp üzerinde çalışmak zorundayız.

Ürettiğimiz alternatif çözümler ne kadar çok olursa, elimizde o kadar çok fikir olacaktır ve sorunumuza en iyi cevabı bulma şansımız olacaktır. Unutulmamalıdır ki, bu aşamada, çözümlerin kalitesini değerlendirmiyoruz çünkü bu hayal gücümüzü engelleyecektir, bu yüzden bir sonraki adımda bunları değerlendirmeye başlayacağız.

Aşama 4: Karar verme

Şimdi bir önceki aşamada yarattığımız farklı alternatifleri karşılaştırma ve değerlendirme zamanı geldi. Yaptığımız değerlendirmeye dayanarak en iyi çözümü veya çözümleri seçeceğiz.

Bunu nasıl yapacağız? Mevcut her çözüm için, arzulanan sonuçları elde etmemize yardımcı olacağına inandığımız çözüm veya setleri seçmek için, kısa ve uzun vadede maliyetleri ve faydaları belirleyeceğiz. Bunun için dört kritere dayanarak hareket edeceğiz:

  • Sorunun çözümü: bir çözüm elde etme şansı.
  • Duygusal refah: istenen duygusal sonucun kalitesi.
  • Zaman/emek: ihtiyacımız olacağına inandığımız zaman ve çaba miktarının hesaplanması.
  • Kişisel ve sosyal refah: maliyet/fayda açısından arzulanan sonuç.

Elde ettiğimiz sonuçlar ile, alternatiflerden birini uygulamadan önce, sorunun çözülüp çözülmeyeceğini görmek zorundayız. Eğer sorunun çözümü hala söz konusu değilse, işe yarayacak başka bir çözüm bulmak için sürecin önceki evrelerine geri dönmeliyiz.

Aşama 5: Yürütme ve doğrulama

Doğru çözümü seçtikten sonra ne yapılması gerekiyor? Tabi ki onu uygulamaya koymak! Sorunun üstesinden gelmek için doğru çözümün o olup olmadığını öğrenmenin tek yolu budur. Bunu yaptıktan sonra, kendimizi objektif bir şekilde izlemeliyiz ve elde ettiğimiz sonucu tahmin ettiğimiz sonuçla karşılaştırmalıyız. İstenen şeyin bu olmadığını fark edersek, bunu düzeltmek için bu tutarsızlığın kökenini bulmak zorundayız.

“Eylem, tüm başarıların temel anahtarıdır.”

– Pablo Picasso


Son olarak, karmaşık bir sorunu çözdüğümüzde, genellikle çok önemli bir şeyi yapmayı unuturuz: kendimizi ödüllendirmek. Hayatlarında bir endişeden diğerine atlayan insanlar var ve hiç endişeleri yoksa en yakın sürede bir tane oluşmasını bekleyerek yaşıyorlar. Bunu yapmak, hiç şüphe yok ki, kendini stres içinde boğmanın en iyi yollarından biridir.

Önemli olan, kendini strese boğup hiçbir çözüm arayışına girmeden aynı sorunla mutsuzlukla yaşamamaktır. Böyle yapmak bizleri sadece daha kötü bir ruh haline sokacağı gibi çok abartıldığında depresyona ve endişe bozukluklarına dahi davetiye çıkartacaktır.

Risk almak ve bir karar vermek zorundayız, ileriye doğru bir adım atmalıyız. Beceremezsek önemli değil! Kim mükemmel ki? Hiç kimse! Bu nedenle, düşünüp bir çaba göstermek oturup hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir. Ve artık nasıl yapılacağını da öğrendiğinize göre, belki de şimdi de sıra kendi sorunlarınıza çözüm üretmeye gelmiştir!