Bavulunuzun Hacmi Bağımlılıklarınıza Eşdeğerdir

28 Ağustos, 2017
 

Tüm hayatımız boyunca, geçtiğimiz tüm evrelerden bizimle birlikte geçen bir takım şeyler var. Bu, bizi özel kılan bavulumuzdur, çünkü bu bavulda bizimle birlikte yol alan hayallerimiz, umutlarımız ve her şeyden önemlisi tüm bağımlılıklarımız vardır.

O bavulda, bizi etkileyen tüm duyguları ve içimizde bu hislere neden olan insanları toparlıyoruz. Dolayısıyla bunu gözlemlemek kolay değil, ama işte tam olarak oradalar. Bu bavul, attığımız adımların her birinde bizimle birlikte geliyor ve bizle yola devam ediyor ve kim olduğumuz hakkında çok şey söylüyorlar.

“İnsanların sevgisi her seferinde ilk kezmişçesine kalbimi çarptırıyor.”

– Ella Fitzgerald

Sahip olduğumuz bağlılıklar bizi duygusal ve manevi olarak özelleştiriyor. Bağlılıklarımız, kişisel olan ilişkiler ve onlarla sürdürdüğümüz duygusal temasların derecelerini gösteriyor. Bu yüzden, gittiğimizde uzakta olan sevdiklerimizle deneyimlerimizi paylaşmayı seviyoruz; çünkü onları sevgi ve nostalji yoluyla, yüreğimizde kendimize yaklaştırıyoruz.

Bağımlılıklar, elvedalar değil

İstasyona varıyoruz, havaalanına gidiyoruz ya da yeni bir deneyim ile yüzleşmeye hazır bir şekilde arabaya biniyoruz. Aylar, yıllar ya da saatler sürecek olup olmadığı önemli değil çünkü bavulumuzu aynı şekilde hazırlayacağız.

 


Ardından, bavulumuzu ihtiyacımız olacağını düşündüğümüz şeyleri kapsayan maddi nesnelerle doldurmayı düşünürüz: giysiler, elektronik cihazlar, belgeler ve gezinin süresine bağlı olarak belki fotoğraflar veya kartpostal hatıraları. Bundan sonra, bir noktada hepimiz elveda deme anını yaşıyoruz.

Fiziksel olarak beraberimizde götüremediğimiz insanlara ettiğimiz vedalara anlamsız vedalar diyorlar. Genel bir kural olarak, gitmelerine izin vermiyoruz, onları bir kenara atmıyoruz, onlardan kurtulmuyoruz. Hepimiz neden bu tür kısa vadeli vedalarda acı çektiğimizi biliyoruz.

“Dünyanın dört bir yanına gidiyoruz
veda etmek için
Böylece, bir süre alsa bile,
Dönmek isteyeceğiz”[…]

– Elvira Sastre

İstasyonda ya da havalimanında, mümkün olan en kısa sürede geri dönmeyi ve o kişilerle kucaklaşmayı umarak sırtımızı hayatımızdaki bazı insanlara dönüyoruz. Bu vedalar çok zor oluyor çünkü aslında gerçek vedalar olmuyorlar: sadece birsüreliğine aradaki sevgiye verilen aralar, açılan parantezler oluyorlar. Bağımlılıklar bizi nereye gidersek gidelim soğuktan korur ve boş ve yalnız hissetmememizi sağlarlar.

Sevgi elvedaların içinde saklıdır

Başka bir yere gitmek ve evinizi geride bırakmak çok cesur bir adımdır, çünkü hiç tecrübeye sahip olmadığımız durumlara girmek anlamına gelmektedir. Her şeyin üstesinden gelmek için, genellikle sorun yaşarken bize yardım eden insanlar aynı şekilde bize yardım edemezler.

 


Yolculuk uzun olduğu zaman, atıldığınız maceranın bavulunuzdakileri yavaş yavaş filtreden geçirmeye başladığını görürsünüz. Başka bir deyişle, bazen bu kısa vadeli vedalardan bazılarının düşündüğümüz kadar kısa olmadığını ya da fark etmeden bazı insanları da bavulumuza koyduğumuzu idrak ediyoruz.

Bu bagajdaki hacmi doldurmaya devam ediyoruz. Ve sonunda, orada her şeye yer olmadığı, maddenin en az yeri kapladığını ve ağırlık arttıkça, daha çok güçlü olacağımızı anlıyoruz.

Duygusal bavullar daha ağır

Ev içimizdedir, dışarıda, fiziksel dünyada değil. Döndükten sonra, “yakında görüşürüz” diyen insanlara bakarız ve onlarda evimizi, özümüzü görürüz.

Nihayetinde, bir süre önce İtalya’da birlikte içtiğimiz arkadaşla birlikte bir kadeh şarap, üniversitemizden bir arkadaşımıza borçlu olduğumuz bir sarılma, Cenevre’de konuştuğunuz bir yabancı ile bir konuşma olacak ve bu yağışlı günlerinizde hafızanızda size eşlik edecekler…

“Gezinin kalitesi, yol boyunca topladığınız anıların sayısı ile ölçülür.”

– Benito Taibo

Bu bizim bavulumuz olacak ve kendimizi başkalarına da aynı şekilde vereceğiz: getirdiğimiz kıyafetler hakkında konuşmayacağız, fakat sıra insanlarımızı hatırlamaya geldiğinde bu ağır gelecektir. Bu sevginin nasıl da kalplerimize tutunduğunun ve bizimle birlikte her yere gittiğinin bir işareti: ilişkilerimiz, sessizce, bizi bir araya getiriyor ve bize anlam veriyorlar.