Duygularımızı Anlamayı Öğrenmek

27 Temmuz, 2017
 

Yeni dünyayla yüzleşmek için, kendimizin en duygusal ve en yaratıcı taraflarını keşfetmeliyiz. Vücudumuz bizimle iletişim halindedir ve nasıl hissettiğimiz yüzümüze yansır. Ruh halimiz hakkında sürekli olarak bilgi aldığımız kaynak yine vücudumuzdur. Bu nedenle, duygularımızın bize gönderdiği mesajları anlamamız, hayati öneme sahiptir. Bunu yapmak, sağlığımızı ve başkalarıyla olan iletişim ve ilişki şeklimizi etkiler.

Dinlemek ile duymak arasındaki ayrımı iyi yapmak lazım. Duymak, işitme duyusunu basitçe kullanmaktan öteye gidemese de, dinlemek, dikkat etmenin özel bir halidir. Bir insanın konuşmasını duyuyor olabiliriz, ancak onları dinlemiyor veya anlamıyoruz oluşumuz muhtemeldir. Dinlemek bir bağlılık durumunu ifade eder. Orada olmak, vücudumuzun ve duygularımızın bize ne anlattığını, iletmeye çalıştıklarını algıladıkları anlamına gelir.

“Var olan her şey dil ile başladı. Ve dil de dinleyerek.”

– Jeanette Winterson

Vücudunu anlayın, duygularınızla konuşun

Hastalıkların en yaygın nedenleri bizim tutum ve olumsuz duygularımızdır. Dikkat çekmek için bir arayış içinde olmamız, tatsız durumlardan kaçınma, vücutlarımızın bizimle konuştuğu durumlardır. Genellikle, bizim ile ilgili bir şeylerin doğru olmadığını gösteren, bir nevi uyarı işaretleri gibi belirtiler üretirler.

Bu gibi durumların, tecrübe ettikleri istenmeyen duygulardan kaynaklandığının farkında olmayan insanlar, genellikle duygusal bir engelin yol açtığı fiziksel hastalıklardan muzdarip olurlar. 

 

Duyguların insan vücudu üzerinde sahip oldukları gücü gösteren çeşitli çalışmalar vardır. Son yapılan araştırmalarda, ağrı ile stres arasında güçlü bir ilişki bulundu. Duygusal stres, vücudumuzu kalıcı olarak bir iz bırakabilir.

Duygusal stresin en sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Duygular: depresyon ya da kaygı, öfke, korku, sinirlilik.
  • Düşünceler: aşırı başarısızlık korkusu, aşırı öz-eleştiri, konsantrasyon zorluğu, karar vermede zorluk, çarpık düşünceler.
  • Davranışlar: Başkalarına kaba davranma, tütün, alkol ve diğer zararlı maddelerin tüketiminde artış, iştah artışı veya azalması, ağlama, diş gıcırdatma.
  • Fiziksel değişiklikler: kas gerginliği, soğuk ve terli eller, uykusuzluk, baş ağrısı, yorgunluk, sırt ve boyun ağrıları, zor solunum, uyku sorunları, cinsel işlev bozukluğu.

Vücudunuz sizin tapınağınızdır, dinleyin.

Zihninizi anlayın, sizin hakkınızda konuşuyor

Daha önce açıkladığımız gibi, zihinsel tutumumuz, bizi fiziksel sağlık sorunlarına sebebiyet verecek derecede kötü bir yola sokabilir. Bu zihinsel durum, duygularımızı içimizde patladığında ortaya çıkar ve bu gibi ruh halleri içerisinde, odaklanma sorunu yaşar ve yaptığımız işler ile olan bağlantımız kesilir. Olumsuz duygular dikkat dağıtır. Yaptığımız işe dikkat etmeyi bırakıp, bu tür duyguları düşünmeye başlıyoruz.

 

Zihnimize dikkat ederek, duygularımızı ve hislerimizi tanıyacağız. İçimizdeki sesi dinleyerek, başımıza gelen bu nahoş duyguların ve hislerin üstesinden gelmek için kendimizi hazırlayacağız. Bu nedenle, bir kez daha günlük işlerimize ve hayatımıza odaklanabiliyoruz. Bu şekilde, olumsuz duyguları tanımak ve hayatımızdan çıkarmak için kendimizi fiziksel ve zihinsel olarak hazırlarız. Bu duyguları tanımak onları aşmanın ilk adımıdır.

Akıl daha yüksek düşünce kalıplarından sorumludur. Duyuları, düşünceyi, yargıyı ve hafızayı birleştirir. Gerekli kararların alınmasının maliyetini ve fiyat/performans oranını ölçmemize olanak tanır. İç sesimizin her zaman net olmaması mümkündür, ancak yine de size bir şeyler anlatmaya çalışıyordur. Bir günlük tutun, içinizde hesaplaşmanızı yapın, sakin sessiz bir yerler arayın. Başka bir deyişle, zihninizi anlamayı öğrenin.

Delirmeye başlamadan, kendinizi suçlamadan ya da engellemeden iç sesinizi dinleyin. Olumsuz duygu ve hisleri aklınızdan çıkarın. Kendinizi yakından dinlemek için kendinizi fiziksel ve zihinsel olarak hazırlayın. Kimse sizin vücudunuz için, sizden daha iyi bir dinleyici değildir.

 

Kendin ile mücadele etmek en zor savaştır. Kendini yenmek en güzel zaferdir.