Bana Hissettirdiklerini Unutamıyorum

09 Nisan, 2017

İçimizde bir duygu fırtınası koparacak güçteki şeylerin, asla unutamayacağımız şeyler olduğu söylenir. Sen de benim üzerimde izini bıraktın. Sanki beni ta içimden yakalayıp sarsan bir fırtına gibisin. Şu ana kadar kimsenin yaşatmadığı mutluluğu bana yaşatan bir fırtına.

Üzerinden zaman geçtiğine göre, muhtemelen unutmaya başlayacağım. Kim olduğunu, seninleyken nasıl davrandığımı ve seninle birlikteyken neler hissettiğimi unutacağım. Aslında yapacak en mantıklı şey, bunu öğrenme yolunda bir başka hayat tecrübesi olarak görmek. Fakat benimle kalacak ve daima yanımda taşıyacağım bir şey var: dışarısı soğukken hissettiğim sıcaklık, sıcağa ihtiyacım varken duyduğum soğuk ve kalbime dokunduğun her an.

Hatalar uçup gider, hislerimiz bizi tanımlar

Kendimiz hakkında düşünmek, zaman ve mekanı düşünmek demektir: Neydik? Neyiz? Ne olacağız? Cevaplar ise hatıralarda saklıdır sanki. Benedetti’nin çok doğru bir şekilde ifade ettiği gibi hafıza, esasen unutmanın bir şeklidir.

Bizler hatırladıklarımızdan ibaretiz ve görünmez olsalar bile, vücudumuzu sarsmış şeyleri hatırlarız. Yaşadığımız diğer olaylar zihinlerimizde kaybolup karışmıştır. Öyle ki bazen gerçekte ne olduğunu bilmeyiz bile: Yalnızca hissettiklerimizin hatırasını saklarız.

“Bizler hatıralarımızdan ibaretiz. Değişen şekillerin, o kırık aynalar yığınının manasız müzesiyiz.”

– Jorge Luís Borges

Bizim işlediğimiz ya da bir başkasının bize karşı işlediği hatalar günün birinde kaybolacaktır. Geriye yalnızca ürpertisi, uzun zaman önce bizi bugünkü biz yapmış şeyin yarası kalır: Bizi biz yapan o kırık aynalar yığınıyla kim olduğumuzu anlarız. Ve gerçekten yaşadığımızı fark etmemizi sağlayan küçük mutluluk dozlarıyla.

Geçmişten bir duygusunuz, hepsi bu

Kendimizi geçmişten tamamen koparamayız. Bu yüzden senin gibi bir zamanlar şu anım olan ama şimdi yanımda olmayan kişiler, hatıralar şeklinde hayatımda kalıyor: artık gerçek veya somut olmayan ama duygu olarak kalan insanlar.

Karnında bir sancıya yol açtıysa, o an duyduğun hissi unutamazsın. Canın yanmış olabilir, doğru, zira benim de canım acıdı. O acı ve gözyaşları geçebilir ama okşayışlar devam eder. Daima yanında olur.

Bana yaşattığın acı için sana minnettarım

Kimi zaman kalp öyle çok ağlar ki duyduğu boğulma hissini hiç unutmayacak gibidir. Fakat kendi hâline bırakırsak sandığımızdan daha akılıca davranacaktır. Kalp, kötü hatıralardan kurtulup onları aşmayı bilir, iyi hatıraları saklayarak geçmişle baş çıkar.

“O gün bazı insanların bizi asla bırakmayacağını düşündüm. Burada olmasalar bile asla tamamen ayrılmazlar bizden. Özleri bizimle kalır, sesleri işitilir ve gülümsediklerini hissederiz. Bazı insanlar bizi asla bırakmazlar. Onlar sonsuzdur.”

– Ilani Ribero

Kalbin kötü anlardan kurtulma gücüne sahip olduğunu söylerken, nüanslar kalmaz demiyorum. Yalnızca acı sona erdiğinde onu kabullendiğimizi ve onunla yaşamayı öğrendiğimizi biliriz. Böylece, düştüğümüz için minnettar olacağımız bir zaman gelecektir. Çünkü tekrar ayağa kalkıp dik durmanın kıymetini ancak böyle anlarız.

Bir durumu zihnimizde tekrar tekrar yaşamanın bir faydası yoktur. Geleceğe bakmanın tek yolu, tüm yaşadıklarımızın ötesine geçip duygularımıza ulaşmak ve hayatın önümüze koyduğu her perspektiften kendimizi tanımaya çalışmaktır.