Aşk, Yaşandığı Sürece Sonsuz Olmalı

24 Şubat, 2017

Aşkın, en azından yaşandığı sürece geleceği olmalıdır. Başka bir deyişle, yaşanacak şeylere dair umudun varlığı hissedilebilmelidir. Birbirini seven iki kalbin ortaklığının ışıltısı. Hiçbir şeyin sonsuz olmadığını, bilhassa duygular söz konusu olduğunda bunun daha da doğru olduğunu bilmemize rağmen, gerçek şu ki bazen aşk gibi gerçek bir şey sonsuzluk hissini uyandırabilir. En azından yaşandığı sürece. 

Aceleyle tebessümlerimizi siliveren bir dünyada bu kavramları ele almak güçtür. Fakat yıldızlar yalnızca onlara baktığımızda parlar. Bakmasak, var olmazlardı bile. Aşk konusunda da aynı şey olur, onu tanımak için gözlemlememiz gerekir.

“Güneş sonsuza dek bulutlanabilir;
Deniz bir anda kuruyabilir;
Dünyanın ekseni bozulabilir,
tıpkı zayıf kristal gibi.

Her şey olabilir! Ölüm
beni ipeklere gömebilir;
ama aşkının alevi
içimde asla tükenmez.”

– Gustavo Adolfo Bécquer – “Sonsuz Aşk”

el-arabasinda-kalp

Sonsuz aşk bulunmaz, kurulur

Bazen aşkın eskisi gibi olmadığını, bozulduğunu hissederiz. Ardından hayal kırıklığına uğrarız, çünkü partnerlerimizi iyi tanımıyoruzdur, “hayatımızın aşkı” olduğundan emin değilizdir ve aşkın, birbirini seven iki bedenin yakınlığı olduğunu anlayamayız.

Belki de bazen aşk ciddi değildir, çünkü öyle olmasına izin vermeyiz. Çünkü başarısızlıktan korkarız ve mucizelere ya da peri masallarına inanmayız. Ama gerçek aşk, Disney filmlerindeki hiper romantik fikirlerle kurulmaz.

Aşk, onu kısıtladığımız takdirde ortaya çıkmaz. Başka bir deyişle, aşka son kullanma tarihi vermek, ona fiyat biçmek demektir. Dahası bazen daha ucuzdur çünkü daha aza mal olur (tabi ki emek bakımından). Birkaç bakış, bir öpücük ve kuş tüyü gibi hafif bir “seni seviyorum.”

Sanki bedenlerimiz ve ihtiyaçlarımız yüzünden, pusulamızı şaşarız. Aşık olduğunuz kişiyi, zamanı ve yeri seçemezsiniz. Bu aşk değil, başka bir şeydir. Aşk, daha yüce ve saftır.

ucan-bisiklet

Birlikte bir hayat geçirme yanılsaması

“Yaşlanıp saçlarımıza aklar düştüğünde hayatımın aşkı olduğunu söyleyebileceğim…”

Aşkımızın süreceği yanılsaması ya da fikrine sahip olmak güven yaratır ve ortak projeler üretmemizi sağlar. Bu iki içerik, ilişkimizde istikrar ve mutluluk sağlamamızda temeldir.

Cesur olmak ve ana bağlanmak zorundayız. Çünkü aşk en başından kilitlemedikçe ve gücüne inanmadıkça faydasızdır. Bir partner ve hayat arkadaşı arasındaki uçurumu belirleyen budur.

Gerçek aşktan söz ederken, tanımlanamayan ve kısıtlanamayan bir şeyden bahsediyoruz. Onu kontrol edemez, denetleyemeyiz, çünkü aşk öyle güçlüdür ki çıplakken bile savunmasız hissetmez kendini.

Yani aşk, sanki hayat sonsuzmuş ama geriye gidemezmiş gibi yaşanmalıdır. Sabırsızlığımızda sakin bir şekilde dolaşabilir ve aşamaları aceleye getirmemeliyiz. Nihayetinde devamsızlık, değişim ve aşkın döngülerine olan korkumuzdan kurtulmalıyız.

Sonsuz aşka inanmak, büyük bir iddiadır ama geçici olana zaman tanırsak hoş sürprizlerle karşılaşırız. Mesele, gökleri satın almak ya da hayatımızı ipotek etmek değil; önemi olan, bize cennette yaşıyor hissi verecek bir yer kiralamaktır. Ve bunu ancak hislerinize saçma sınırlar koymadığınız takdirde başarabilirsiniz.