Değişim için Gereken Güç İçimizde Saklı

· Ocak 8, 2017

Bazen hayat bizi olumsuz bir yola sürükleyebilir. Öfkeli ve umutsuz hissederiz, hiçbir şey yolunda gitmiyor gibi gelir ve bunu nasıl değiştirebileceğimizi de bilemeyiz.

Böyle kaybolmuş hissettiğimizde, depresyona girdiğimizde, problemler peşimizi bırakmadığında, psikologa danışmak sahip olduğumuz seçeneklerden biridir. Peki, problemin çözümünü bulmayı nasıl garantileriz?

“Kimse kendini psikolojik bir hapishaneye hapsedemez; hepimiz zaten oradayız.”

-Jiddu Krishnamurti

Pek çok durumda bir psikologa gitmek faydalıdır ve tavsiye edilebilir. Ancak terapiyi denemek istemiyorsanız, ya da deneyip bir işe yaramadığını hissettiyseniz, içinizdeki psikologu keşfetmeyi deneyebilirsiniz.


psikolog-sorun

Kendinizi herkesten daha iyi tanıyorsunuz

Bir psikologa gittiğimizde, öncelikle onun bizi tanıması gerekir. Bir tanıdığımız ya da aileden biri değilse, gittiğimiz psikolog bizimle ilgili hiçbir şey bilmiyordur. 

İlk etapta bir yabancıya kendinizle ilgili her şeyi söylemekten dolayı duyduğunuz sıkıntı, aslında iyileştirici olabilir. Kendimizden bahsetmek hayatımıza dönüp şöyle bir bakmamızı sağlar. Unuttuğumuzu zannettiğimiz anları yeniden hatırlarız.

Bunların hepsi, şu anda yaşadığımız ve gelecekte yaşayabileceğimiz problemleri çözebilmemiz için çok önemlidir. Buna rağmen, bir psikolog hiçbir zaman bizi bizim kadar iyi tanıyamaz. 

Kendimizden bahsetmek zorlu bir süreçtir ve bazı insanlar buna karşı koyar. Çok az insan hakkımızdaki her şeyi bilir, ve çoğu zaman bizim de kaçırdığımız noktalar olacaktır.

Hisler, düşünceler, hayaller… Bunlar sadece bizim bildiğimiz ve kimseyle paylaşamayacağımız şeyler olabilir. Zor bir dönemden geçerken, bunun sebeplerini, yaptıklarımızın nasıl sonuçlanabileceğini herkesten iyi biz biliriz. 

“Kendini tanıyan kendinin efendisidir.”

-Pierre de Ronsard

Hakkımızda kimsenin bilmesini istemediğimiz şeyler vardır. Yaşadığımız problem bizi utandıran belli bir suçumuz olmasından kaynaklanabilir. Belki de bu bir psikologla bile paylaşmak istemeyeceğimiz bir şeydir.

Ancak, her şeyi paylaşmak, hiçbir şeyi içinde tutmamak terapi sürecinin başarısını etkileyen önemli bir faktördür.

Terapi esnasında, kişi duygularını samimiyetle ifade etmelidir. Ancak insan en fazla samimiyeti kendisine karşı gösterebilir.

İyimserlik, değişim ve çaba

Kimse size değişimin kolay olacağını söylemedi. Ancak yapmaya değer her şey için çaba göstermek gerekir. İlk yapmamız gereken şey, daha olumlu olmak için düşünce yapımızı değiştirmektir.

Örneğin, hayatımızı zorlaştırıp karmaşık bir hale sokan olumsuz bir durumla karşılaştığımızda ne yapacağız? İşler kontrolden çıktığında, beklenmedik şeyler başımıza geldiğinde, onlarla nasıl başa çıkmalıyız? 

İyimser olarak karşılaştığımız zorlukların üstesinden gelmeyi ve onları değiştirmeyi deneyebiliriz. Bunu yapabilmek için tam olarak ne ile uğraştığımızın da farkında olmamız önemlidir.

tanimak-problem

Bir psikolog bize yardım edebilir ama sorunun ne olduğunu bilmeli ve gerçekten üstesinden gelmeyi istemeliyiz. Biz bunu yapmayı başaramazsak, bir psikologun da bizim için yapabileceği hiçbir şey yoktur.

Diyelim ki bir kişi anoreksiya adı verilen yeme bozukluğu problemiyle uğraşıyor. Genelde bu durum, derinlerde daha büyük bir sorunun yattığına işaret eder. Kişinin yemek yememesi illa o kişinin şişman olduğunu düşündüğü anlamına gelmez. Bu daha çok duygusal açıdan acı veren bir şeyle başa çıkmak için yaratılan “kendine zarar verme” türünde bir savunma mekanizmasıdır.

Kişi zayıf olduğunu bilir ancak daha zayıf olmak ister. Kendini tahrip eder. Bu, onların çok daha karmaşık bir şeyle başa çıkmaya çalıştığını gösteren bir işarettir. 

Bu kişi bir psikologa gidebilir ya da tanıdığı birinden yardım isteyebilir. Bir problemi olduğunu bilir ve üstesinden gelmek için yardım arar. Peki, bir psikologun yardımı, tek başına bu problemi çözebilir mi? Hayır.

Sonuçta bu problemi çözebilecek olan tek kişi, bundan muzdarip olan kişidir. Bir psikolog iyileşme sürecinde tavsiye veren, rehberlik eden bir aracı olabilir. Hastasının gözlerinin açılmasını ve doğru yolu bulmasını sağlayabilir.

Yalnızca problemi yaşayan kişi gereken çabayı göstererek sorununun üstesinden gelebilir. Yani değişimin anahtarı sadece kendisindedir. 

“Biraz daha dayanıklılık, biraz daha çaba, ve umutsuz gibi gözüken bir durum görkemli bir başarıya dönüşebilir.”

-Elbert Hubbard

Yani her birimiz kendimiz için en iyi psikologa dönüşebiliriz. Doktorlar bize yardım edebilir, rehberlik edebilir, gözlerimizin açılmasını sağlayabilir… ama onlar mucize yaratacak değil. Onlar bizi değiştiremezler. Değişim için güç ve gereken çaba bizim içimizdedir.