Aşk ve Nostalji Kokulu 3 Film

· Aralık 28, 2017

Bazı romantik ilişkiler hayatımızın dönüm noktaları olur ve bu ilişkilerin üstünden uzun bir zaman geçse bile, hayatımızdaki izleri hiç bir zaman çıkmaz. Bu tür bir ilişki içerisinde ortaya çıkan duygularımız o kadar çok güçlüdür ki, bize baki kalanları hep bir geçmişe özlem edasıyla tekrar tekrar yaşayacağız. Bilinçsiz bir biçimde, bu anılar, bundan sonraki ilişkilerimizde ne istediğimizi, neye ihtiyacımız olduğunu ve neyden kaçınmamız gerektiğini belirleyecektir.

Birçok film, bu tür anıları baz alır ve ekranda gördüğümüz hikayeler aracılığı ile, içimizde bir yerlerde sessiz sakin uyumakta olan duygular tekrar canlanır. Dış görünüş, duygu patlamaları ve merhamet duygusu gibi belirli ögelerle, (davranışsal psikologların da söylediği gibi), bu filmler içimizdeki “geçmişe özlem düğüm noktalarımızı” etkinleştirir.

Bu duygularımızı tekrar canlandırmak için bugün sizler ile üç film hakkında konuşacağız. Aynı zamanda siz de hem güzel zamanları hatırlatan hem de acı veren anları tekrar yad etmek, yani nostalji yapmak isterseniz, bu filmleri tavsiye ederiz.

İngiliz Hasta

Ekranda izlediğimiz bazı aşk hikayeleri, gayet güzel, hoş ve sadedir. Bununla birlikte, bazı aşk hikayeleri vardır ki, ya hep ya hiçtir; en tutkulu en zararlı aşkın bıçağının açtığı yaradan akan kanla, nazik bir biçimde resmedilir.

İşte bu durum, bizleri, genel geçer kurallara karşı gelen iki gizli aşığın hikayesinin anlatıldığı İngiliz Hasta (The English Patient) filmine götürür.  Tutkulu gizemin belirsizliğine kendine teslim eden eden aşıkları izleriz bu filmde.

“Aşk bir yanılsamadır, birinin kafasından uydurduğu bir hikaye olup, bunun uydurma olduğunu da bildiği bir yaşantıdır. İşte bu yüzden, bu yanılsama büyüsünün bozulmaması için, aşık insan büyük bir çaba harcar.”

– Virginia Woolf

ingiliz hasta filminden bir sahne

Bu filmdeki aşıklar birbirlerine karşı fazlası ile tutkuludur ve bu tutku, kendine has ve trajik kadelerinin kesiştiği çölde vuku bulur. Baştan başa yanan bir askerin bu hikayesinde, anılarının, acı geçmişini nasıl geride bıraktığını görüyoruz.

Çift, müzikte, bir mağaranın karanlığında ve bir dikiş iğnesi inceliğinde yaşarlar aşklarını. Işıkta var olan tüm hoş ve tatlı güzellikler, geçmişinde çok fazla gölgeler olan bir adamı bile sevgi ile kucaklayabilir. Aşk, onun acısını alır ve gerçek güzelliğin tadına baktığı için, ölüm ile korkmadan yüzleşmesini sağlar.

Cennet Sineması

Sinema ve nostalji aşıkları, “Cennet Sineması”  (Cinema Paradiso) olmasa ne yapardı? Er ya da geç bu film yapılmalıydı! Cennet Sineması filmini izlemek, size çocukluğunuzu hatırlatan en güzel çikolatalı kekten bir ısırık almaya benzer (özellikle çocukluğunuzda mutlu ve sinemalar ile dolu olarak geçmişse). Filmde gösterilen çevrenin harika güzelliğine eşilik eden İtalyan müziği, genç din görevlisi Totó’nun, Elena’ya karşı beslediği en saf ve tertemiz duygular ile başınızı aşk ile döndürecek.

Filmin baştan sonra mutlu mesut geçtiğini söyleyemeyiz. İlk aşkına bu kadar bağlanmış bir adamın, geçmişe duyduğu özleme herhangi bir karşılık alamamasını görmek üzücü ve korkutucudur. Aynı anda hem güzel hem de acı bir durum yaratır.

Filmin son sahnesi ise bir metafor gibi görünüyor: tüm öpüşmelerinde bir güzellik olsa da, sansürlenen veya gizlenmiş olanlar da, yaşamın daha sonraki safhalarında yaşayacakları mutluluğun bedeli olarak gelse de aynı derece de heyecan vericidir. Gençliğin zirvesinde, herhangi bir güvence vermeyen, tam teşekküllü bir yatırımın sonucu olarak, duygusal olarak ipotek altındaki bir hayattan bahseder bu film.

Madison Köprüleri

Eğer ilk aşk, birinin hayatını sonsuza dek değiştirebiliyorsa, herhangi bir duygu hissetmeden, bir sevgili ile dolu dizgin bir aşk yaşamak, bunu hatırladığınız da, geçmişe dair özlem duygularınızı daha da kamçılar.

Böyle bir durum, size bir zamanlar sahip olabileceğiniz her şeyi ve sizden yarar sağlayan toplumsal beklentileri ve “duygusal sorumlulukları” hatırlatır. “Yasak İlişki” (The Bridges of Madison County), kendini deliriyormuş gibi hissetmeden, tüm çıplaklığı ile bütün iç güdülerini açığa çıkaran bir kadının büyüleyici hikayesini anlatıyor.

“Dünyanın çemberinden geçmiş” bir adam, kendini son derece basit, önemsiz ve yersiz yurtsuz hisseden bir kadın ile karşılaşınca, bu sıradan ev kadının, kendi içinde uyandırmış olduğu duyguların hiç birini, o güne kadar yaşamadığını anlar. Aşkın, ilişkilerin ve çiftlerin absürtlüğünü yansıtan bir filmdir Madison Köprüleri: birbirlerini sevmeyen milyonlarca çift ve birbirinden ayrılmak zorunda kalmış binlerce aşık.