Arzu Ettiğimiz Hayatı Yaşamamıza Engel Olan İnançlar

· Mayıs 6, 2018

Hayatın tam anlamıyla nasıl keyfini çıkaracağımı öğrenmemiz için bize öneriler sunan pek çok kişisel gelişim kitabı var. Çoğumuz, belli hedeflere ulaşmak istediğimizde bizi engelleyen bir şeyler olduğu hissine kapıldığımızda, aklımızdaki soru işaretlerine cevap bulmak için bu kitapları deneriz. Bu kitaplarda çocukluğumuz boyunca öğrendiğimiz bilinçaltı inançların şartlandırmasından bahsedilir.

İnanç, kendimizle ya da içinde yaşadığımız dünyayla ilgili, mutlak gerçek olarak gördüğümüz bir fikirdir. Biz dünyayı algılarken filtre görevi yapar. Görmek için kullandığımız gözlüklerdir. Hayatımızda yaşadığımız deneyimlere bu bakış açısıyla tepki veririz. Böylece bu bakış açısının getireceği sonuçları alırız. Bu da, dünyanın tıpkı bizim düşündüğümüz gibi bir yer olduğunu tasdik etmemizi sağlar.

“İnançlar kısmen istem dışıdır. Bir insan inançları nedeniyle daha iyi ya da daha kötü biri olarak görülemez.”

– Percy Bysshe Shelley

İnançlarımızı nasıl şekillendiririz?

Hayatla ilgili felsefelerimiz ve inançlarımız var, kendimiz uydurmuş bile olsak, onlara dogmatik bir şekilde inanıyoruz. Hayattaki amaçlarımıza ulaşmak için mantıklı inançlar şekillendirip onları sürdürmek zorundayız. Dahası irrasyonel olanlarla da uğraşmamız gerek.

İrrasyonel düşünce kalıpları yanlış, işlevsiz ve otomatik olarak nitelendirilir. Zorunluluk, ihtiyaç ya da istek olarak ifade edilirler (yapmalıyım, yapmak zorundayım, yapmam gerek). Bu kalıplar gerçekleştirilmedikleri takdirde negatif duygular üretilir (depresyon, suç, öfke, anksiyete, korku). Bunlar hedeflerimize ulaşmamızı engellerler. Ayrıca yalnızlık, kaçınma ya da kaçma davranışı, toksik madde kullanımı gibi davranış değişimleri de yaratırlar.

yapraklar içinde kitap okuyan kız

Buna karşılık, rasyonel inançlar göreceli ya da tercih edilirdir. Arzu ve beğenme olarak ifade edilirler (isterim, tercih ederim). İnsanlar istediklerini elde edemediklerinde, memnuniyetsizlikleri nedeniyle ortaya çıkan negatif duygular yeni hedeflere ve başarılara ulaşmalarını engellemez.

Sorun yaratan olaylar değildir. Asıl sorun yaratan, yorumlarınızın dayandığı, temelde yatan inançlardır. Rasyonel ve uyarlanmış inançlar, bizi, arzularımızla uyumlu, esnek bir hayata yakınlaştırır.

Bir inancının batması bireye yeni bir boyut katar.

Hangi inançlar bizi istediğimiz gibi bir hayat yaşamaktan alıkoyar?

İrrasyonel düşünceler bizi sahip olmak istediğimiz hayattan uzaklaştırır. Bilişsel psikoloji ya da daha spesifik bir şekilde söylemek gerekirse; Ellis’in Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi’si, olayların rahatsızlıkları yaratan şeyler olmadığını söyleyen merkezi teori üzerine kuruludur. Sorunları yaratan şey insanların olayları yorumlama biçimidir.

Bizi istediğimiz hayatı yaşamaktan alıkoyan yaygın inançları aşağıda bulabilirsiniz:

  • Yapamam. Pek çok kişi yapmayı sevdiği şeyleri yapıyor ve istediği hayatı yaşıyor. Fark, onların kendilerine güven duyuyor olmaları. Bahaneleri arkada bıraktılar, konfor alanlarından çıktılar ve harekete geçtiler. Eğer onlar yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz.
  • Şimdi zamanı değil. Başlamak için herhangi bir zaman mükemmeldir. “Kriz” bitince her şeyin iyiye gideceğini düşünürüz, bu yanlış bir düşüncedir. “Kriz” bitince harekete geçeceğimizi söyleriz. Ancak bu düşünce, bahaneden başka bir şey değildir.
  • Onlar sadece şanslı insanlar. Evrensel sebep ve sonuç kanunu bize, şansın yalnızca, ona götürecek koşulları önceden yaratıp ürettiğinizde sizi bulacağını söylüyor.
elbisesinden kelebekler çıkan kadın

Buna ek olarak, esnek olmayan istekler duygusal gerginlik yaratır ve bu gerginlik iki tür psikolojik rahatsızlığa sebep olur: Ego anksiyetesi ve huzur bozucu anksiyete.

  • Ego anksiyetesi: Bir kişinin öz imajı değiştiğinde ortaya çıkar. Ayrıca birey kendi isteklerini gerçekleştiremediği için kendini kınadığında görülür.
  • Huzur bozucu anksiyete: Rahat hayat şartları yaratan, iyi hissetmenizi sağlayan dogmatik inançlara uymadığınızda huzur bozucu anksiyete ortaya çıkar. Bireyin başkalarından talepleri bu anksiyete türü için tahrik edici sebeptir.

“Eğer bana bir borcun olmadığını düşünüyorsan, yoktur. Çünkü ben her inanca saygı duyuyorum. Çünkü her biri eşittir. Hepsi inançtır.”

– Antonio Porchia