Arnulfo Romero: Çağdaş Bir Azizin Biyografisi

21 Eylül, 2020
Monsenyör Arnulfo Romero, uzun süre "Amerika'nın azizi" olarak bilinen, kendi inançlarına göre şehit ilan edilen ve Cecilia Flores adında bir kadını iyileştirme mucizesi ile anılan bir din adamı.

Monsenyör Arnulfo Romero, Katolik Kilisesi tarafından aziz ilan edilen ilk Salvador’lu ve Orta Amerika’lı. Aynı zamanda İkinci Vatikan Konseyinin aldığı kararlar doğrultusunda şehit olarak kutsanan ilk Katolik. Onu bu şekilde onurlandıranlar ve bir aziz olarak görenler sadece Katolikler değil, aynı zamanda Anglikanlar, Lutherciler ve hatta inanmayanlar bile.

Britanya Parlamentosu, 1979’da Nobel Barış Ödülü için Monsenyör Arnulfo Romero’nun adını önerdi. Ancak, o yılki ödül Kalküta’lı Rahibe Teresa’ya verildi. Rahip, 2018’de Papa Francis tarafından şehit ünvanı verilerek kutsandı.

Monsenyör Arnulfo Romero, daha hayatta iken bir efsane olarak görülüyordu ve ölümünden sonra da öyle anılmaya devam ediyor. Bu olağan dışı kişilik, iyiliği ve cesareti ile ön plana çıkıyordu. İnsan haklarının şiddetli bir savunucusu olan rahip, onları ihlal edenleri doğrudan doğruya ve konuşma yaptığı her kürsüden isimleriyle anarak kınıyordu. Bir Pazar ayininin ortasında öldürülmesi, El Salvador’daki İç Savaş’ın en acımasız aşamalarının tetikleyicilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Arnulfo Romero ve kattıkları

Monsignor Arnulfo Romero: erken yaşta başlayan meslek hayatı

Monsenyör Arnulfo Romero, 15 Ağustos 1917’de El Salvador’un San Miguel Bölgesi içerisinde yer alan Ciudad Barrios’ta doğdu. Çok mütevazı bir aileden geliyordu; babası bir telgrafçı, annesi ise evlerde çalışmaya giden bir emekçiydi. Çocukluk arkadaşları, dine olan bağlılığının çok küçük yaşlarda başladığını belirtiyor ve güne ailesi için dua etmek üzere kiliseye giderek başladığını ifade ediyorlar.

İlkokulu bitirdiğinde marangoz ve aynı zamanda da müzisyen oldu. Henüz 13 yaşındayken bir rahiple yaptığı konuşma sonrasında ruhban okuluna girmek konusundaki isteğini dile getirmeye başladı. Ailesinin düşük geliri bu işin önünde önemli bir engeldi, ancak Claretian topluluğunun yardımı sayesinde kısa sürede bu hayalini gerçekleştirmeyi başardı.

Ailesinin yoksulluğu nedeniyle bu ruhban okuluna devam etmek kolay olmasa da bağlılığı ve zekasıyla öne çıktı. Sonuç olarak, Roma’ya seyahat etmek ve orada çalışmalarına devam etmek üzere seçildi. İtalya’daki öğretmeni ise, daha sonra Papa VI.Paul olacak kişiydi.

İniş ve çıkışlarla dolu bir hayat

Monsenyör Arnulfo Romero’nun hayatında, memleketine dönüş yolculuğu sırasında meydana gelen ve pek az kişi tarafından bilinen bir olay var. 1943 yılında Marqués de Comillas adlı bir gemiyle İspanya’dan ayrıldığında, Avrupa, II.Dünya Savaşı’nın ortasındaydı.

Gemi Küba’da durduğunda tutuklanan rahip bir “toplama kampına” götürüldü. Mussolini’nin İtalyası’ndan ve Franco’nun İspanya’ndan geldiği için insanlar ona güvenmemişti. Alman ekseninde casusluk yapmadığından emin olana kadar 127 gün esaret altında kaldı.

1944 yılında Meksika’da bir süre kaldıktan sonra nihayet El Salvador’a döndü. Memleketine döndüğünde, büyük bir motivasyonla, kendisini en savunmasız insanlar için çalışmaya adadı. Ayrıca, 3 Şubat 1977’de San Salvador Başpiskoposu olarak seçildiği başarılı bir dini kariyere de başlamış oldu. O zamana kadar geçen süre içerisinde, ülkesi zaten büyük bir iç siyasi gerilim yaşıyordu.

El ele tutuşan kişiler

Latin Amerika için bir şehit

Pek çok kişi, Monsenyör Arnulfo Romero’nun konu dine geldiğinde oldukça muhafazakar olduğunu düşünüyor. Bununla birlikte, bu olağan dışı din adamı, ülkesinde işlenen adaletsizlikler karşısında sessiz kalmayan, gerçekten kararlı bir Katolikti. Bu yüzden de, konuşmalarını yaptığı kürsüyü, insan hakları ihlallerini kınamak için önemli bir platforma dönüştürdü.

Bu süre zarfında, neredeyse her seferinde aynı sebepten ötürü, El Salvador’da pek çok dindar insan öldürüldü. Bu sebep de şuydu: yoksulların safını tutmaları. Cinayetler asla cezalandırılmadı, ancak kilisesindeki kürsüsünden seslenen Romero, olanları defalarca kınadı. Papa VI. Paul’ün de desteği ile bu durumu kınamak için bir dinleyici kitlesi sahibi de oldu ve Yüce Papa’nın bu konuda kayda değer yardımlarını aldı.

Ancak birkaç yıl sonra, onu dinlemeyi reddedecek olan yeni Papa II. John Paul ile konuşmak için onun yanına gitti. Vatikan’da dolaşan dedikodular, Romero’nun devrimci bir rahip olduğu ve varlığının hoş karşılanmadığı şeklindeydi. Hatta Papa, Romero tarafından ortaya konan tezleri bile sorguladı.

Bu olaydan sonra, Monsenyör Romero, büyük bir üzüntüyle El Salvador’a döndü. 24 Mart 1980’de cemaati ile Ayin yaparken, birkaç silahlı adam onu ​​vurarak öldürdü.

Olay ülkeyi şok etti ve 75.000’den fazla ölümün olduğu ve yaklaşık 7.000 kişinin kayıplara karıştığı bir İç Savaş’ın başlangıcı olarak kabul edildi. Bugün, Monsenyör Arnulfo Romero, Latin Amerika’nın en büyük efsanelerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.

SALCEDO, J. E. (2000). El martirio de monseñor Oscar Arnulfo Romero. Theologica Xaveriana, (133), 115-118.