Aralıklı Patlayıcı Bozukluk: Hayal Kırıklığının Saldırganlığa Dönüşmüş Hali

Şubat 11, 2018

Hayal kırıklığı hepimizin yaşadığı evrensel bir duygudur. Korku ya da hüzün gibi diğer duygular ne kadar gerekliyse hayal kırıklığı da olmazsa olmazdır. Bir şeylerin ters gittiğinin ve değiştirmek gereken şeyler olduğunun habercisidir. Ayrıca, diğer duygular gibi bu da hırçın davranmamıza sebep olabilir. 

Ancak bu noktada, yaşanan hayal kırıklığının yoğunluk derecesini tespit etmek gerekir. Ayrıca, duygu yönetiminin ne şekilde yapıldığı da önemlidir. Bazı insanlar hayal kırıklığına sebep olan tetikleyicilere aşırı tepki göstererek karşılık verir. Ayrıca bu hayal kırıklığı, öfke patlamaları ve saldırganlık gibi abartı davranışlarla kendini gösterir. Bunu yaşayan kişiler aralıklı patlayıcı bozukluğa sahiptir.

“Öfke, hedef aldığı kişiden çok öfkeyi içinde barındıran kişiye zarar veren bir asittir.”

– Séneca

Aralıklı patlayıcı bozukluk nedir?

Tepki kontrolünün ve duygu denetiminin etkilendiği bir bozukluktan bahsediyoruz. Ayrıca, iki temel faktörle nitelendirildiğini söyleyebiliriz:

  • Bu bozukluğa sahip kişiler, tekrarlayan öfke patlamaları şeklinde kendini gösteren nöbetler yaşar. Kontrol dışı ve saldırgan davranışlar göstermekle beraber bağırarak tehditkar bir tutum sergilerler. Çoğu zaman etrafında bulunan eşyalara, hatta hayvan ve insanlara karşı bile fiziksel zarar verme eğilimi söz konusudur. Zaman içinde tekrarlayan, kontrol edilemeyen bir duygu durumudur.
  • Bu öfke nöbetleri, öfkeye sebep olan ya da tetikleyen davranışlara uygun düşen tepkiler değildir. Kişinin olumsuz olarak yorumladığı fakat diğer insanların daha rahat karşıladığı bir durumun o kişiyi kışkırtması daha kolay olur. Örneğin, ufak bir münakaşa, istenmeyen şekilde sonuçlanan bir proje, iş arkadaşından gelen bir eleştiri… Hatta bir tartışma sırasında kendini saldırıya uğramış hissetmek fakat aslında böyle bir durum olmaması gibi bazı sebepler tamamen hayal ürünü olabilir. Ya da gerçekte olmayan bir şey kıskançlığa sebep olabilir. Bütün bunlar yoğun saldırganlık krizlerini tetikleyen “sebeplerdir”.
laptou yumruklayan öfkeli adam

Aralıklı patlayıcı bozukluk bir engeldir

Öfkeyi düzgünce kontrol edememek bu bozukluğa sahip kişiler için tahrip edici sonuçlar doğurabilir. Dahası, çevresindeki insanları da etkileyebilir. Bunun sebebi, saldırma dürtülerimizi kontrol etmenin toplum içinde yaşamanın temel kuralı olmasıdır. 

Bu bozukluğa sahip birçok kişi aile bireyleriyle, romantik partnerleriyle ya da arkadaşlarıyla olan kişisel ilişkilerinde problemler yaşar. Bu bozukluğa sahip biriyle yakın olmak devamlı gergin bir halde yaşamak demektir. Ne zaman patlayacaklarını kestirmek imkansızdır. Bu da etrafında ona değer veren ve onu seven insanların kendisine mesafe koymasına sebep olur. Bunu yapmalarının nedeni o kişinin öfke patlamaları ve taşkınlıklarından korkmalarıdır.

Bu bozukluk kişinin iş hayatını da etkiler. Kişi patlamalarını nasıl kontrol edeceğini ve önleyeceğini bilemez. Bu yüzden de iş yerinde yaşadığı hayal kırıklığı yaratan durumlar er ya da geç öfke patlamasını tetikleyecektir. Bu tür durumlara, iş arkadaşlarıyla olan tartışmaları ya da üst rütbedeki kişilerden aldıkları eleştiriler örnek verilebilir. Bu patlamalar hoş olmayan bir iş ortamı oluşturur ve bu durum tekrar ederse kişinin işine son verilmesiyle sonuçlanabilir.

Neden bazı insanlar öfke patlaması yaşar?

Bazı araştırmalar, prefrontal kortekste oluşan lezyonların sebep olduğu, beyindeki serotonin eksikliğinin bir göstergesi olarak öfke patlamalarının yaşandığını ortaya çıkarmıştır. Prefrontal korteks tam olarak beynin dürtüleri kontrol altında tutan kısmıdır. Daha gelişmiş seviyede düşünmemizden sorumludur.

Akla ilk olarak biyolojik sebepler gelse de bu bozukluktan muzdarip birçok kişinin, bir ya da birden fazla kişinin öfke patlaması yaşadığı bir ortamda yaşamış olduklarını da belirtmek gerekiyor. Bu da, biyolojik yatkınlıklarına ek olarak, çocuklukları boyunca duygularını nasıl denetleyebilecekleri konusunda aldıkları eğitimin de önemli bir faktör olduğunu düşündürebilir.

çocuğuna fiziksel istismar uygulayan baba

Eğer bir çocuk orantısız öfke ve şiddeti, istediklerini elde etmek için geçerli bir yol olarak görmeye alıştıysa bu davranışlarını sürdürmesi muhtemeldir. Ayrıca bu davranışları desteklenmiş de olur. Küçük çocukların, uyuşmazlıkların iyi bir şekilde çözümlendiği örnekler arasında büyümesi gerekir. Ayrıca, hayal kırıklığı yaşadıklarında durumu nasıl sağlıklı bir şekilde, sabırla ve sağlıklı diyaloglar kurarak idare edebileceklerini de öğrenmelidirler.

Dahası, çocuklara hayal kırıklıklarını anlamaları ve üstesinden gelmeleri için yardım etmek çok önemlidir. Özellikle de sinir krizi geçirerek şikayetlerini dile getirme eğilimleri varsa. Gerekirse bir uzmandan yardım isteyin. Bunu yaparsak onları gelecekle yaşayabilecekleri birçok problemden kurtarmış oluruz.

Aralıklı patlayıcı bozukluk tedavi edilebilir

Duygularınız hakkında daha çok bilgi edinmek ve duygularınızı idare edip kontrol altına almayı öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir. Bu kişilerdeki öfke nöbetinin ilk belirtileri bilişsel davranış terapisi ile tespit edilebilir. Bu nöbetlerin önüne geçmek için onlara hayal kırıklığına yol açan durumlardan ayrılmak gibi bazı alternatifler sunabilirsiniz. Bunu zihinsel anlamda (dikkatlerini başka yöne çekerek) ya da fiziksel olarak yapabilirler.

Yardımcı olabilecek bir başka alternetif de rahatlama teknikleridir. Bunlar kişinin genel anksiyetesini ve harekete geçme dürtüsünü azaltacaktır. Bunu enerjilerini bir spor aktivitesine kanalize ederek yapabilirler. Bazı vakalarda ise ilaç kullanımı serotonin seviyesini düzenlemeye yardımcı olabilir.

Önemli olan bir problemimiz olduğunun farkında olmak ve bunun için yardım almaktır. Bu şekilde öfkemizi kontrol etmeyi öğrenebilir, kendi hayat kalitemizi olduğu gibi etrafımızdakilerinkini de artırabiliriz.

“Özgürlüğüme açılan kapıdan girerken öfkemi, nefretimi ve kızgınlığımı arkamda bırakmazsam bir mahkum olmaya devam edeceğimi biliyordum.”

– Nelson Mandela

Bu bozuklukla baş eden birini tanıyor ya da kendinizin bunu yaşadığını düşünüyor musunuz? Bu günlük hayatınızı nasıl etkiliyor?