Sürekli Geç Kalmak Ne Anlama Gelir?

· Ocak 14, 2018

Sürekli geç kalınması sinir bozucu bir hal alabilir. Biriyle belli bir saatte bir buluşma ayarlayıp sonra da o kişinin randevuya geç kalması yüzünden dakikalarca beklemekten daha çileden çıkartıcı bir şey yoktur. Hatta bazıları dakikalarca bile değil, saatlerce geç kalır ya da hiç gelmez. En kötüsü de bu kişiler bu özellikleri yüzünden her zaman insanları kızdırmaya devam eder: hiçbir yere zamanında gitmezler.

Eğer randevu saati gelmişse ve hala gelmemişlerse, onlara bir telefon edersiniz, “Yoldayım.” derler. Daha gözü kara olanlar çoktan yanınızda olmaları gerektiğini bildikleri halde “Yeni çıkıyorum,” derler. Geç kalmaları kronikleşmiş bir durumdur. Hiçbir güç onları değiştiremez.

“Bir dakika geç kalmaktansa 3 saat erken gelmek daha iyidir.”

William Shakespeare

Gerçek şudur ki, zaman tamamen subjektif bir olgudur. İnsanlar olarak onu ölçmek için farklı yollar icat ettik. Buna rağmen, her birimiz onu farklı algılar, bir dizi subjektif değişkene göre farklı bir şekilde değerlendiririz. Bazılarımız için tamamen uyum sağlamamız gereken bir şeyken; kimimiz de onu hiçbir anlamı olmayan can sıkıcı bir kısıtlama olarak görür.

Sürekli geç kalmak ve zaman algımız 

Herkes zamanı farklı bir şekilde algılar. Bu algı öncelikle yaşa bağlıdır. Küçükken saatler günler ve haftalarmış gibi gelir. Bu yüzden çocuklar kolayca sabırsızlaşır. Yaş aldıkça, zaman uçar gibi hızlı geçmeye başlar. Bir gün mü geçti bir ay mı onu bile anlamakta zorlanırsınız: tek bildiğiniz zamanın çok hızlı akıp gittiğidir.

gece fenerle dünya maketine bakmak

Zamanın ölçümü aynı zamanda yaptığınız aktivitelerin miktarıyla da ilgilidir. Eğer yapacak çok şeyiniz varsa, zaman daha hızlı geçiyor gibi gelir. Eğer yapacak pek bir işiniz yoksa zamanın geçmek bilmediği hissine kapılırsınız. Elbette, zaman algısını etkileyen bir başka şey de ruh halinizdir. Mutlu hissettiğiniz zamanlar hızlı geçer. Ancak başınızda bir dert varsa, bir belayla uğraşıyorsanız saatin yelkovanı neredeyse durmuş gibi hissedersiniz.

Durum ne olursa olsun, insanlar zaman algısı ile dakiklik ya da sürekli geç kalma arasında bir ilişki kurar. Eğer hayatın şartları size zamanın ne kadar kısıtlı ve değerli bir kaynak olduğunu göstermek için bir araya geldiyse, planlarınıza uymak ve dakik davranmak için kesinlikle çaba gösterirsiniz. Öte yandan, eğer zamanın o kadar da değerli olmadığını düşünüyorsanız, onu bir sınırlama gibi düşünür ve bu nedenle buluşmalara zamanında gitmezsiniz. Kimileri olduğundan daha fazla zamanı varmış gibi düşünür kimileri de ne kadar vakit alırsa alsın, yaptığı işe odaklanmış durumdadır.

İster yavaş, ister hızlı geçiyormuş gibi düşünelim; zamanı böyle algılamak, olayları planlama biçimimizi etkiler. Geç kalan pek çok insan aslında kötü plan yapanlardandır. Kimseyi hiçe sayma gibi bir niyetleri yoktur. Sadece zamanı iyi hesaplayamazlar. Kolayca dikkatleri dağılır ve başkalarını etkisi altına alan, acelecilik duygusuna bir türlü kapılmazlar. Böyle bir durumda geç kalmaları yalnızca konsantrasyon ve olgunluk eksikliğinin bir sonucudur.

Sürekli geç kalmak ne anlama gelir?

Ancak, geç kalma alışkanlığı kronikleşmiş olan bazı insanlar, içinde dalgın insanların yer aldığı bu masum kategoriye ait değillerdir. Sosyal zamana adapte olamamalarının arkasında yatan başka sebepler vardır. Kişinin kronik olarak geç kalmasının sebebi, bazen, oldukça narsist bir kişiliğe sahip olması olabilir. Bu kişiler karşılarındaki kişide bir hassasiyet ve muhtaç olma durumu yaratmak isterler. Sonuçta geç kalmalarını da bir güç mekanizması olarak kullanırlar.

pencerede uğraşan adam

Başka tür bir kişilik yapısı daha vardır – gittiği her yere sırtında taşıdığı öz güven eksikliğini de götüren ve taşıdığı bu yük yüzünden her yere geç kalan kişi. Bazı sebeplerle karşılarındaki kişi ya da kişilerle buluşmaktan korkarlar. Bu yüzden de buluşmayı olabildiğince ertelemeye çalışırlar. Bunu özellikle değil, bilinçsiz olarak yaparlar. Dakik olmak için gereken adımları atmazlar ve böyle davranmalarının altında yatan sebebi de bilmezler. Derinlerde bir yerde reddedilme ya da aşağılanma korkusu duyarlar.

Aynı şekilde, bazı insanlar geç kalmayı bir tür asilik göstergesi olarak kullanırlar. Karşılaşmaları gereken duruma kafa tutarlar. Geç kalmaları, muhalefetlerini belli etmenin ve görünür kılmanın bir yoludur. Aynı zamanda bir meydan okuma belirtisidir. Belki de ortada doğru bulmadıkları bir şey vardır ve geç kalmaları bu hislerini belli etmek için bir araca dönüşür.

Bahsettiğimiz tüm durumların ortak özelliği ise hepsinde bir müphemlik olması. Hepsinde söz konusu olan iki gerçeklik var. Birincisi zamanı belirleyen şeffaf gerçeklik, ikincisi ise anlaşmayı sabote eden gizli gerçek. Kronik geç kalma durumunun arkasında her zaman, ortaya çıkarılması gereken gizli bir mesaj vardır. Bu düşüncesizce yapılan davranışa sebep olan şey ne basit bir umursamazlıktır ne de trafikte kalmak. Çoğu zaman, kararlaştırılan zamanda buluşma yerine gelmeme alışkanlığında ısrar etmek, vermek istenilen mesajı iletmek için kullanılan gizli ve sinir bozucu bir yöntemdir.

Görseller: Pascal Campion, Rob Gonsalves