Şövalye ve Dünya: İlham Verici Hikaye

Mart 16, 2019
Bu ilham verici hikaye fantastik bir dünyada yaşamaktan bıkmış olan meraklı bir şövalye hakkındadır. Sonunda yeni düşmanlarla karşılaşmak için gerçek dünyaya gitmeye karar verir. O çok azının hayata bakış açısını değiştirecek bir şeyi keşfedeceğini biliyordu.

Biz bugün Pedro Pablo Sacristán’ın ilham verici hikayesini aktarmaya karar verdik. Bu ilham verici hikaye cesur bir şövalyenin yaşadığı uzak bir krallıkta başlar. O, o kadar cesurdur ki yardımına ihtiyacı olan pek çok ilginç karakteri kurtarmıştır.

O canavarlarla, öfkeli ejderhalarla ve kötü gulyabanilerle savaşmıştır. Şövalye bunların hepsini yenmiştir ve bu yüzden de bütün zamanların en cesur şövalyesi olduğu düşünülür.

Ancak cesur şövalyemiz aniden bu peri masallarından sıkılır. O bütün o muhteşem yaratıkları nasıl vuracağını bilir ve artık yeni bir şeyler denemek istemektedir. Sonunda peri masallarının olduğu bu diyarı terk etme ve gerçek dünyayı ziyaret etme kararı alır. O kendisini istila eden sıkıntı hissini kenarda tutmak için yeni ve büyüleyici maceralar bulmak ister.

Şövalye gerçek dünyaya gider

Neyse ki ezbere bildiği cadıların büyüsü ile yaşadığı fantastik dünyayı terk eder ve gerçek dünyaya gelir. Gördüğü her şeyden zevk alır. Fakat başından itibaren farkına varır ki; gittiği bu yeni dünyada güçlü bir tehdit vardır. İnsanların yüzlerine bu yansımaktadır ve bununla yüzleşmek için bekleyemez.

Etrafındaki insanlar ona çok sıkıntılı görünür. Yolda çok ciddi görünerek yürümektedirler. Aceleleri vardır ve endişenin onların üzerinde hakim olduğu açıkça görülmektedir. Aslında kendilerine yaklaşan hiç kimseyi hoş görmezler ve oldukça gergin görünmektedirler. Cesur şövalye bunun gerçek dünyanın düşmanlarıyla karşılaşmak ve ilham verici hikaye için harika bir bölüm yazmada muhteşem bir fırsat olduğunu düşünür.

şövalye

Şövalye bütün sokakları, caddeleri ve her bir köşeyi araştırır ve korkuya sebep olacak hiçbir şey göremez. Zaman geçer ve o hala yüzlerindeki o sıkıntılı ifadeleriyle gergin bakan insanların neden korktuklarını anlayamaz. Ne kadar araştırırsa araştırsın şövalye herhangi bir ejderha, cadı, gulyabani ya da bu insanlara zarar veren bir şeyle karşılaşmaz. Kafasının çok karıştığını hisseder, bu yüzden kendi fantastik dünyasına geri döner.

“Gülmek bir güneştir, insanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder.”

– Victor Hugo

İlham verici hikaye içindeki bilge adam

Peri masallarında çoğu prensin ve cesur şövalyenin yardımını istediği yaşlı, bilge bir adam vardır. Kahramanımız onu büyülü bir nehrin yanında meditasyon yaparken bulur. Hiç tereddüt etmeden o insanların neden bu kadar korktuklarını anlatması için ona yaklaşır.

Yaşlı adam cesur şövalyenin sorusuyla yakından ilgilenir. Ancak, bir süre ilgilenmiş görünse de ona bunun cevabını bilmediğini ve ertesi gün gelmesini söyler. Çünkü bu konu üzerinde biraz çalışması ve kafa yorması gerekmektedir. Bilge adam ertesi gün aynı saatte buluşabileceklerini, böylece ona sorunun cevabını verebileceğini söyler.

Cesur şövalye ertesi gün yaşlı adamı tekrar görmeye gider. Yaşlı adam ona gerçek dünyada hiç korkunç canavarlar, gulyabaniler ve büyücüler olmadığını söyler. Bu nedenle insanlar düşmanlarını icat etmek zorunda kalmışlardır. Sorun şudur ki; düşmanlar insanların içinde yaşamaktadır. Bu düşmanlar hırs, kıskançlık ve sevgi yoksunluğudur. Ne kadar cesur olursa olsun şövalye onları yenemez, çünkü onlar çok tehlikelidir.

küçük kız hikaye okuyor

Cesur şövalye geri dönüyor

İlham verici hikaye kahramanımız hemen, kolayca amacından vazgeçmek istemez. Bu nedenle yaşlı bilge adamın ikazlarına rağmen gerçek dünyaya dönmeye ve orada yaşayanlara korku veren o gizemli düşmanlarla karşılaşmaya karar verir. Onlarla savaşmaya hazırdır.

Cesur şövalye soylu yardımlarını herkese sunmaya hazırdır. Fakat insanlar bu çağrıyı ilgisizlik ve güvensizlikle karşılarlar. Sanki kimse o endişelere bir son vermek istemiyordur. Değişim konusuyla ilgilenmezler, hatta her şey daha iyi olsa bile. Bu yüzden herhangi bir yardımı istemezler.

Gerçek dünyanın sakinlerinin bu tavırlarından son derece üzülmüş olan şövalye ormana yürüyüşe gider. O kadar dalgındır ki, büyük bir kayaya çarpar ve tökezleyip düşer. O anda o gürültülü kahkahayı işitir. Şövalye düştüğü için kendisine gülen bir çocuk olduğunu fark eder. Şövalye ona kızar ve saldırmaya karar verir. Ama aniden gözlerindeki parlaklığı görür.

Çocuk gerçekten gülüyordur ve hiç korkmuş görünmemektedir. İşte tam bu anda şövalye her şeyi anlar. O endişelere son vermenin tek yolu gülmekten ve masumiyetten geçmektedir. İşte cevap budur. O andan itibaren, şövalyemiz herkesin gülmesi için bütün dünyayı dolaşmaya başlar. Böylece insanlar tekrar masumiyet kazanabileceklerdir.

“Kahkahasız geçen bir gün, boşa geçmiş bir gündür.”

– Charlie Chaplin

  • Urbina, L. G. (1946). Cuentos vividos y crónicas soñadas. (Vol. 35). Porrúa.