Sevilmeyi Hak Etmediğine İnanan İnsanlar

Şubat 9, 2018

Sahiden, sevilmeyi hak etmediğini düşünen insanlar var mıdır? Bu yazımızda konuşacağımız konu bu olacak. Hepimizin de bildiği gibi başkalarıyla samimi ilişkiler kurmanın birçok yolu vardır. Bu dünyada ne kadar çok renk varsa o kadar fazla… Ancak bazı yöntemler ya da duygusal üsluplar belirli bir düzeni takip eder; genellikle tümüyle yapılandırılmış ve istikrarlı bir düzen.

Yani ortak karakter özelliklerine bakarak bazı insanları belirli bir duygusal üsluba göre gruplandırabiliriz. Duygusal üslup başkalarıyla etkileşim kurma şeklimizdir. Bu, sevgimizi gösterme ve sevgi görme şeklimizdir. Basit görünen fakat adım adım ortaya çıkan, karşılıklı alış-verişe dayalı bir etkileşimdir.

“Kendinizi tanıdığınız kadar “sevdiğiniz kişileri” de gerçekten tanıma şansınız olur. Hatta belki de kendinizi ne kadar az tanıyorsanız demek daha doğru olacaktır.”

– Erich Fromm

Sevilmeyi hak etmediğini düşünen insanlar nasıl kişilerdir?

Yapılması kolay bir şey gibi görünebilir. Sağlıklı ve faydalı bir biçimde sevgi görmek ve göstermek birinin en doğal hakkıymış gibi gelebilir. Ancak, bu bazen karmaşıklaşıp zorlu bir görev haline gelebilir. İnsanoğlu çok karmaşık bir varlık!

yalnız başına oturan kadın

Bugün sizinle belirli bir duygusal uslüptan bahsedeceğiz: kendilerini sevilmeyi hak etmeyen biri olarak gören ya da sevilecek kadar değerli görmeyen insanların duygusal uslübu. Bu kişiler kendilerini aşağılık gördükleri için hayal kırıklığına sebep olduklarını düşünürler. Bir insan olarak kendilerine pek değer vermezler ve kendilerini sevmezler. Bu da kendileriyle ilgili hiç iyi bir şey görememelerine yol açar.

“Sevilmeye değer” değildirler. Sevgi görmeyi hak etmediklerini düşünürler. Aslında bu insanlar kendilerini, toplumdan soyutlanmış bir şekilde yalnız başına yaşaması gereken canavarlar olarak görürler. 

Fakat… insanların kendilerine ettiği bu kötü muamele nereden geliyor?

Çoğu zaman derinden gelen “aşağılık bir insanım ve kimse beni sevmemeli” inancı, kişinin daha önceki en önemli ilişkileri ve bağlılıklarından gelir. Bu ilişkiler kişiyi belli bir şekilde iletişim kurmaya ve sevgi göstermeye itmiştir ve bunu da değiştirmek çok zordur. Kişinin sadece duyguları değil fikirleri de buna dayanır.

yalnız başına oturan üzgün adam

Bu kişiler bir nevi hayatlarını bu kısıtlayıcı inancın üzerine inşa etmişlerdir. Bütün kararlarını bu inanaca göre verirler.

Hayatımızı “sevilmeye değer değilim” düşüncesi üzerine inşa etmek ölüm fermanımızı imzalamak demektir. Bu bir kişinin içinde bulunabileceği en yalnız ve eziyetli hapishanedir. Kendimi sevilmeye değer görmüyorsam hiçbir zaman sevgi görmeyi beklemem çünkü kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemem. Hatta bana gösterilen sevgiyi kabul etmem. Kendimi sessizce uzaklaştırırım ki kimse gerçek yüzümü görmesin.

Maskeler görmek istemediğim canavarı gizler

Bu yüzden ilişkilerimi aldatıcı maskelerle kapatırım. Maskeler kendimi kamufle etmemi ve mesafemi koruyarak ilişki kurmamı sağlar. Kendimi sevilmeye değer görmezsem gerçekte olduğum kişiyi göstermeyi tercih etmem. Olduğum kişiyi göstermezsem daha sempatik bir yüzümü göstemek zorunda kalırım. Diğerlerini daha az hayal kırıklığına uğratacak yüzümü.

maske

İşte insan tam da bu noktada özünden uzaklaşır. Maskelerin ve yaptıkları yanlışların içinde kaybolurlar. Diğer kişiler ise onların tuzağına düşer ve adeta farklı bir kişiye aşık olurlar. Fakat bu maskeler zamanla çürüyen bir yapıdadır.

Bu maske birinin onu fark edeceğini anladığı anda ortadan kalkar. Çeşitli bahaneler bulmaktan çekinmez. Tekrar aşağılık ve değersiz hissetmemek uğruna her şeyi yapar.

Bu kendinizle girdiğiniz mücadele öyle bir savaştır ki çelişkili bir şekilde sizi eskisi gibi kötü bir duruma getirmek için fırsat kollar.

Sevgiyi hak etmediğinizi düşünüyorsanız sevgi görmeniz zor olacaktır

Bu kişiler için amacına ulaşmak uğrunda her yol mübahtır. Hedefleri, gerçekte olduğu kişiyi başkalarının görmesini engellemektir. Eğer biri “ne kadar değersiz olduğunu” (SANDIĞI kadar değersiz) anlarsa bu sadece kişinin zaten kendisi hakkında inandığı şeyi desteklemiş olacaktır. Ayrıca bu önceki yaralarından daha derin bir yara oluşturacaktır.

sarılan çift

Bu yüzden biri ona değer verdiğini ya da sevdiğini gösterdiğinde bunu rahatça kabullenemez. Aklında bu sevgiyi hak etmediğini düşündüğü için böyle yapar. Bu sevgiyi hak etmiyor olmasının tek sebebi onu gerçekten tanımıyor olmalarıdır. Sadece dünyaya gösterdiği maskeleri bilirler. Bu da onu daha kötü hissettirir.

Onu gerçekten tanımak isteyen ve merak duyan kişiler yerine ona ilgi duymayanları tercih etmelerinin sebebi de budur.

Kendinizi sevmezseniz mutlu olmak ve huzurlu yaşamak imkansızdır

Hayatta bu duygusal üslubu benimsemek kişiyi kısıtlar ve tüketir. Bu kişi sevgi göstermeyi beceremez ve başkalarının ona sevgi göstermesine izin veremez. Sağlıklı ve samimi ilişkiler kuramayacaktır. Partneri onun neler yaşadığını anlamaz ve bu denli bir çelişkinin sonucunda zarar görür.

Psikoterapi böyle problemleri çözümlemek için sorunların derinine inmeye yönelik oldukça faydalı bir yöntemdir. Keşfetmeniz ve anlamanız gereken konu bu inancın hayatınızın bir parçası haline nasıl geldiğidir. Bu şekilde özgün kişiliğinizi kabullenmeye yönelik çalışabilirsiniz.

Kendinizle ilgili nefret ettiğiniz şeyler başkaları için değerli olabilir

Kendinizi “istenmeyen” ya da “sevilmeyen” bir kişi olarak görmeniz diğerlerinin de sizi aynı şekilde algıladığı anlamına gelmez. Sandığınızdan daha cana yakın ve hoşgörülü olduklarından emin olabilirsiniz.

“Ancak incinme korkusu olmadan kendinizi olduğunuz gibi gösterebildiğiniz zaman insanların sizi gerçekten sevdiklerini anlarsınız.”

– Walter Riso

Daha sağlıklı ve faydalı bir duygusal tutum kazanmaya giden yol kolay ya da hızlı geçilmez. Ancak, kendinizle barışık bir şekilde yaşamak istiyorsanız yürümeniz gereken tek yol budur. Ayrıca bunun sonucunda başkalarıyla da barışık yaşayabilirsiniz. Maskeler olmadan yaşamak en iyisidir. Her şey daha hakiki olur ve aldatıcı görünüşünüz yüzünden tökezlemezsiniz.